Düğün fotoğrafı, 1912: Katerin Kaldırcıyan ve Levon Attar-Mıgıryan (Levon Remzi) (Kaynak: Hurik Attaryan arşivi)

Yozgat - Dini gelenekler

Yazar: Vahe Taşcıyan, 01/5/2013 (son değişiklik tarihi: 01/5/2012) Çeviren: Dikran Der-Voğormyacıyan

Söz kesme, nişanlanma

Kızla erkeği birbirine bağlamaya yönelik en eski geleneklerinden biri "Beşik kertmesi"dir; bu gelenek 19. yüzyılın sonlarında Yozgat bölgesinde terk edilmeye yüz tutmuştu. Bu tür nişanlılıklar birbirine çok yakın, sıkça varlıklı ve birbirine karşı saygı duyan ailelerde görülürdü. Başka bir deyişle, nişanlanan yeni doğmuş çift vasıtasıyla devam edecek olan, ailelerin uzun yıllardan beri süregelen dostluğudur, bunun yanı sıra zenginlik de "emin" ellerde kalacaktır. İleriki yıllarda, ebeveynlerin ilgisi sayesinde beşikte nişanlanan bu çocuklar birlikte büyürler. Yani, sık sık birbirleri ile görüşürler, ebeveynlerin teşviki ile birbirlerinin en iyi oyun arkadaşı olurlar; daha sonra ise, ilk fırsatta evlendirilirler [1].

Yozgat: Genel manzara (Kaynak: H. S. Eprigyan, Resimli Doğa Sözlüğü, fasikül A, Venedik, Aziz Lazarus, 1900)

Evlenmenin daha yaygın bir şekli, aracı bir kadın vasıtası ile gerçekleşir. Bu durumda evlenecek kız yaklaşık 13-14 yaşlarında, erkek ise 18-20 yaşlarında olur. Kilisedeki Pazar Ayini ve yortu günlerinde yapılan ayinler kız görmek ve hakkında fikir edinmek için uygun fırsatlardır. Yortu günlerinde düzenlenen kır şenlikleri de bu bakımdan büyük önem taşır. Kızların ve erkeklerin ebeveynlerinin bakışları altında toplu olarak bir araya geldikleri, birlikte dans ettikleri, topluca oyunlara katıldıkları gün odur. Yozgat Şehri'nin uzun kışları da aynı şekilde kız-erkek görüşmeleri için uygun fırsatlar sunar. Buna göre, bu mevsimde aileler evlerine çekilmiş olur ve dışarıda yapılan çalışmalar genellikle durur. Evlerde taş sahanlarda bulgur dövmek, bulgur öğütmek, vs. gibi toplu çalışmalar yapılmaya başlanır. Bu vesileyle komşular birbirine yardım etmeye gider ve bu şekilde de kış çalışmaları kız ile erkeğin bir araya geldiği sosyal bir ortam oluşturur [2].

Kız tercihi yapıldıktan sonra, oğlanın annesi aracı bir kadına başvurur; o kadın kızın evine gider ve evin hanımına bu isteği anlatır. Bu tür aracı kadınlar şehirlerde ve köylerde hep bulunmuştur. Onlar güzel konuşma yeteneğine sahip, zeki, kurnaz insanlardır ve aracılık görevleri dışında, genellikle müstakbel gelin adayına cinsel ilişki hakkında ilk bilgileri de veren onlardır [3].

Kızın annesinin yanıtı ileride yaşanacak süreci açıklığa kavuşturur. Yanıt olumsuz ise, süreç burada sona erebilir. Yanıt olumlu ise, bir sonraki aşamaya geçilir; bu aşamadaki aktörler erkeklerdir. Buna göre, oğlanın babası ve vaftiz babası, ve bunun yanı sıra birkaç önde gelen kişi kızın evine giderler; burada resmi olarak kızın elini isterler. Anlaşma sağlanırsa, söz kesilir; bundan sonra onlara ziyafet verilir. Söz kesimi vesilesiyle oğlanın ebeveyni kızın ailesine 6 Mecidiyeden 2-3 Osmanlı altınına kadar çıkabilen yüklü bir tutar da ödemelidir. Kısa bir süre sonra oğlanın yakın akrabaları yeniden kızın evini ziyaret ederler; bu defa onlara papaz da eşlik eder. Bu yeni ziyaret esnasında nişan töreni yapılır. Papaz Efendi nişanı kutsar, hediye edilen küpeler ve yüzük kıza takılır. Nişanlılık süresi en az bir yıl olmalıdır. Bu süre zarfında oğlanın ebeveynleri ve akrabaları yanlarında çeşitli vesilelerle çeşitli hediyeler götürerek müstakbel gelinin evini ziyaret ederler. Bütün bu süre zarfında kızın ve erkeğin birbirini görmesi yasaktır [4].

Düğün ve nikâh

Oğlanın ve kızın aileleri düğün gününü birlikte kararlaştırırlar; söz konusu düğün Yozgat'ta genellikle ilkbaharda yapılır. Burunkışla'da düğün asla Pazar günü yapılmaz, Pazartesi sabah erkenden başlar. Rumdigin Köyü'nde ise (günümüzde Felahiye) düğünler genellikle sonbaharda yapılır, yani ziraat çalışmaları sona erdikten sonra [5].

Yozgat'lı Papazyan ailesi. Fotoğraf Kerovpe Papazyan'ın Verjin Gülbenkyan ile evlenmesi vesilesiyle çekilmiştir. Ayaktakiler, soldan sağa: Çadırcıyan, Kerovpe Papazyan, Verjin Papazyan (kızlık soyadı: Gülbenkyan), Maryam Papazyan. Oturanlar, soldan sağa: Verjin'in erkek kardeşi, Bayan Papazyan, Hampartsum Papazyan Ağa, Misak Papazyan (Kaynak: A.  Taryan/A. Yerganyan, Yozgat ve çevre (Kamirk) Ermenilerinin tarih kitabı, Beyrut, 1988)

Rumdigin'de düğünden önceki önemli törenlerden biri çeyizin damadın evine varmasıdır. Bundan sonra, Cumartesi günü damadın yakınları, akrabaları ve arkadaşları kızın evine kına yakmaya giderler. Yanlarında da büyük tepsilerde tatlılar götürürler. Üstüne yanan mumlar yerleştirilmiş tepsileri başlarının üstünde tutarak, grup davul-zurna eşliğinde kızın evine gider. Orada büyük bir şenlik düzenlenir; herkesin parmaklarına kına sürülür. ertesi gün Pazar'dır ve Rumdigin'de düğün o gün yapılır [6].

Düğün günü kızın evine büyük bir kalabalık dolar; aynı zamanda gelin giydirilir, saçları taranır. Damadın evinde de aynı şekilde bayram havası eser. Orada, bir masanın üstüne giysiler ve düğün vesilesiyle kullanılacak kına yerleştirilmiş olur. Cumartesi öğleyin, yani düğünden bir önceki gün, giysi kutsama ritüeli yapılır; bundan sonra damadı giydirme seremonisi başlar. Giysiler birer birer kutsanıp ona giydirilir. Boynuna da aşk simgesi olan mavi bir kravat bağlanır. Damat artık giyinmiştir ve kral ilan edilir. Bekâr genç arkadaşları arasından bu düğün günlerinde damadın koruması "pesamanug" seçilir; ona (Rumdigin'de) momci ismi de verilir. Bundan sonra, damadın evindeki düğün şenlikleri daha büyük bir hızla devam eder. Evin içinde ve damında dans edilmeye başlanır [7].

Yozgat Şehri'nde düğün köydeki gibi uzun değildir. Damadın akrabaları ve arkadaşları gürültülü bir alay oluşturur; bu alay sokaklardan geçerek, gelinin evine yönelir. Onlar yolda şarkı söyleyip, dans ederler, bazıları ise tüfekleriyle havaya ateş açarlar. Kızın evine varırlar ve geleneğe göre kapıyı kapalı bulurlar; kapının önünde de bekçiler durmaktadır. İki grup arasında bir mücadele başlar, bu mücadele büyüklerin girişimiyle, daha doğrusu erkek tarafı gelinin ailesine büyük bir hediye verme sözü verdiğinde son bulur [8].

Kız sonunda evden dışarı çıkar. Bu ayrılık anıdır. Anne kız bol gözyaşı dökerler. Zurnacı Rumdigin'de bu vesileyle kederli nameler çalar ve hüzünlü bir şarkının aşağıdaki dörtlüğü söylenir:

Anam besler hurma ile,
Eller besler yarma ile,
İşte koyup gidiyorum,
Sılayı terk ediyorum. [9]

Yozgat (Şehri), 2 Ağustos 1900; merkezdekiler, soldan sağa: Piskopos Torikyan, Rahip Ghevont Tursarkisyan (Dini Önder) (Kaynak: A. Taryan/A. Yerganyan, Yozgat ve çevre (Kamirk) Ermenilerinin tarih kitabı, Beyrut, 1988)

Daha sonra damadın alayına kızın yakınları da katılır ve onlar hep birlikte kiliseye yönelirler. Rumdigin Köyü'nde, gelini evinden güzelce süslenmiş bir atın sırtında götürürler; atın yularını vaftiz babası tutar. Kiliseye giden yolun ortasında, gençlerin halatla yolu kestikleri ve düğün alayının ilerleyişine engel oldukları da görülebilir. Vaftiz babası böyle durumlarda engelin kaldırılması için gençlerle müzakere etmeli, onlara hediye vermeye söz vermelidir. Yozgat Şehri'nde bu düğün alayı kilisenin girişine vardığında, çanlar çalınmaya başlar. Nikâh mihrabın önünde kılınır. Gelinin ve damadın başlarına evlilik sicimi bağlanmıştır; ikisi de birbirlerinin elini tutar; onların yanında vaftiz babası ve yeni giysiler giyen ve beline kiraz rengi veya gök mavisi geniş parıldayan bir ipek kemer bağlamış olan damadın koruması durur. Papaz haçı evlenen çiftin başlarının üzerinde tutar ve onları kutsar. Düğün töreninin sonunda, Burunkışla'da damat adayı gençlerin mihrabın önüne dizilip kendilerini teşhir etmeleri gelenektir [10].

Dini tören sona erer ve düğün alayı bu defa damadın evine yönelir. Yozgat Şehri'nde gençlerin evin girişinde, yeni evlilerin ayaklarının önünde içi su dolu bir testi kırmaları gelenektir; bu eylem şans ve mutluluğun onların yeni ocağından içeri su gibi akmasını simgeler. Gençlerin damlardan aşağı kilden yapılmış büyük kaplar attıkları ve kapların yere düşerek parçalandığı başka bir gelenekten de bahsedilir. Bu da belaların yeni evli çiftten uzak olmasını simgeler. Bundan sonra, başka bir şahıs gelinin ve damadın ayaklarının önünde bir koyun, oğlak veya horoz kurban eder ve kanını onların önüne yayar. Rumdigin'de başka bir gelenekten de bahsedilir. Buna göre, düğün alayı damadın evinin önüne vardığında, gelini içeri davet ederler. Ama o peçesinin arkasından bir baş hareketi ile daveti geri çevirdiğini ima eder; kaynanasını ve kayın babasını göstererek onlardan evin önünde birlikte dans etmelerini rica eder. Başka bir deyişle o bu eve girişinin şen ve neşeli bir ortamda gerçekleşmesini rica eder. Hafif ve yavaş bir oyun havası çalınmaya başlar, damadın ebeveynleri dans ederler, en sonunda da gelin başını eğerek selamlayıp eve girer [11].

Yozgat: Sahagyan ailesi (A. Taryan/A. Yerganyan, Yozgat ve çevre (Kamirk) Ermenilerinin tarih kitabı, Beyrut, 1988)

Damadın evinde ziyafet başlar. Papaz da bu şölende hazır bulunur; ama gençlerin serbestçe eğlenebilmeleri, şarkı söyleyip dans edebilmeleri için erkenden masadan kalkar. Ama bu şölenden önce, aynı evin ayrı bir odasında toplanan kadınlara gelinin çeyizi ve akraba ve dostlardan alınan hediyeler gösterilir. Gelin tarafından hazırlanan ve kendi ihtiyaç duyduğu nesneler, mesela giysiler, el işleri, yatak örtüleri çeyize dahildir. Gelin damadın ailesi için hazırlanan, giysi, mendil, çorap gibi hediyeleri de çeyize katar. Ancak bu çeyiz gösterme seremonisinden sonradır ki herkesin beklediği şarkı dans faaliyetlerine izin verilir. Danslar dizisini yeni evli çift açar; genellikle keman, klarnet, ut, davul ve tef gibi enstrümanlar çalanlardan oluşan bir çalgıcı heyeti ise bütün bu neşeli ortamda hep hazır bulunur [12].

Rumdigin Köyü'nde çeyiz gösterme ritüeli farklıdır. Burada, düğünden önceki günlerde, kızın ailesi çeyizin içeriğini çevredekilere göstermeye başlar. Bu olay için özellikle davet edilen güzel konuşan bir kadın her nesnenin övgüsünü dizer, açıklamalarda bulunur ve söz konusu nesnenin kimin için hazırlandığını belirtir. Daha sonra, çeyizinin tamamını sandıklara koyarlar; onları atlara yükleyip, törenle damadın evine götürürler. Daha varlıklı olanlar çeyizi develere yüklerler; hayvanları da bu vesileyle süslerler [13].

Yozgat Bölgesi Protestanlarında düğün daha sade bir törenle yapılırdı. Buna göre, vaftiz babası ve vaftiz annesi evlenecek çifti Protestan kilisesine götürürlerdi; düğün töreni burada gerçekleşirdi. Evden Protestan kilisesine ve sonra da Protestan kilisesinden eve giden yolda enstrüman çalınmaz, dans edilmezdi; sadece ilahiler okunurdu. Dini törenden sonra, evli çift damadın evinde toplanırdı; burada kahve ikram edilirdi [14].

Noel, vaftiz ve "hadig"

Çocuğun doğumu ebenin yardımıyla gerçekleşir. Anneye ve çocuğa gerekli bakımı sağlayan odur. Köylerde, yeni doğan bebeği hemen tuza batırmak gelenektir. Daha sonra, ebe onu sıcak su dolu bir leğenin içinde yıkar, ağzını, burnunu, ellerini ve ayaklarını siler, daha sonra ayaklarından tutarak baş aşağı tutar, sonra da boynunu uzatmak amacıyla kafasından tutarak havada sallar. Bundan sonra, ebe çocuğu kundağa sarar ve annesine teslim eder. Yeni doğan bebeğin belden aşağı kısmını, iç kısmına elenip ısıtılmış bir toprak konan toprak bezine sararlar. Bu madde çocuğun doğal ihtiyaçlarını emer ve cildi iltihaplanmadan korur. Yozgat'ta faaliyet gösteren Amerikalı misyonerlerin Ermeni köylerini ziyaret ederlerken dini propaganda yapmanın yanı sıra, köylüleri yeni doğan bebekleri tuza batırma geleneğinden vazgeçirmeyi denemeleri de ilginç bir olguydu. [15]

1
2

1) Yozgat, bir Ermeni ailesi. ayakta duran yetişkinler: Bay ve Bayan Sarkis ve Makruhi Enfiyeciyan, Bay ve Bayan Hagop (Sarkis'in erkek kardeşi) ve Anuş Enfiyeciyan. Oturanlar: Sarkis'in ve Hagop'un ebeveynleri (Kaynak:A. Taryan/A. Yerganyan, Yozgat Tarih Kitabı…)
2) Yozgat: Karalıyan ailesi (Kaynak: A. Taryan/A. Yerganyan, Yozgat Tarih Kitabı…)

Yozgat: Barigyan ailesi (Kaynak: A. Taryan/A. Yerganyan, Yozgat Tarih Kitabı…)

İlk doğan çocuk erkek olursa, ailenin coşkusu büyük olur. Gelin bu durumda özel saygı görür ve hediyeler alır. Bu vesileyle bir şenlik düzenlenir.

Vaftiz töreni çocuğun doğumundan 8-10 gün sonra yapılır. Yanında çocuğun ebeveynleri ve akrabaları olduğu halde, çocuğu kucağına alıp kiliseye götüren de vaftiz annesidir. Çocuk kilisede vaftiz babasına teslim edilir. Daha sonra, papaz onu vaftiz havuzunun ılık ve kutsal su ilave edilmiş suyuna batırır; uygun bir dini tören yapılır ve çocuğun ismi belirlenir. Vaftizden sonra ziyafet verilir ve şenlik düzenlenir.

Çocuk yaklaşık bir yaş civarında ilk dişini çıkarır. Bu vesileyle evdekiler buğday tanesi haşlarlar, üzerine şeker serpip bu olaydan haberdar olmaları için akrabalara ve komşulara dağıtmaya başlarlar. Belirlenen gün hepsi yanlarında hediyeler getirerek çocuğu görmeye gelir. O gün, dişlerini buğday taneleri gibi çıkarmaya devam edebilmesi için, haşlanmış buğdayı dualar ve temenniler eşliğinde çocuğun başından aşağı dökerler. Daha sonra, çocuğun önüne makas, kalem, çekiç, bıçak gibi çeşitli nesneler dizerler. Çocuğun ilk tuttuğu nesnenin müstakbel mesleğini simgeleyen nesne olduğuna inanılır [16].

Ölüm ve defin

Yozgat, circa 1911. Armenian funeral

Yozgat, 1911 dolaylarında. Ermeni defin töreni. Tabutun arkasında,sağ tarafta duran ergen (başını biraz sola eğmiş olan) Vahan/John Ayvazyan'dır (1896 doğumlu). Erkek kardeşi Antranig/Arthur Ayvazyan, onun arkasında sağ tarafta durmaktadır, babaları ise (ismi bilinmiyor) elini oğlunun omuzuna koymuş olarak Antranig'in arkasında durmaktadır (Kaynak: Janice Carter (Ayvazyan) arşivi, Amerika Birleşik Devletleri)

Ölüyü evin içine, en geniş odanın ortasında bulunan bir yatağın üstüne yerleştirirler. Altına bir kilim serilir, yatağın üstü ise yeni örtülerle, çarşaflarla ve parlak bir yorganla kaplı olur. Matemli ev ahalisi, akrabalar ve yakınları odanın dört tarafında oturur. Yozgat Bölgesi'nde fotoğrafçılığın yaygınlaşmasından sonra, müteveffa şahısla birlikte ailece fotoğraf çektirmek gelenek halini almıştır. Bu durumda ölüyü sıkça oturma konumuna getirirler. Profesyonel ağıtçılar çoğu zaman evde hazır bulunurlar ve ölen kişinin üstün niteliklerini sayıp arkasından göz yaşı dökerler.

The Semerdjibashian family

Semercibaşyan ailesi. Ayaktakiler, soldan sağa: Hrayr Semercibaşyan, Asadur Semercibaşyan, Vahan Semercibaşyan, Nazar Semercibaşyan. Oturanlar, soldan sağa: Nahabed Semercibaşyan, Maryam Semercibaşyan (Kaynak: A. Taryan/A. Yerganyan, Yozgat ve çevre (Kamirk) Ermenilerinin tarih kitabı, Beyrut, 1988)

Daha sonra, ölüyü evin avlusuna çıkarırlar, çıplak vücudunu ahşap bir levha üstüne yerleştirirler. Ölen kişi erkek ise, onu sıcak suyla yıkama görevini kilisenin zangoçu üstlenir; ölen kişi bayan ise, onu yıkayan kişi yaşlı bir kadın olur. Bundan sonra, ölüyü beyaz bir çarşafa sararlar, kefenlerler ve kiliseye ait tabutun içine yerleştirirler. Dört erkek yanlarına sabitlenmiş tutamaklardan tutarak, tabutu bellerine kadar kaldırır ve önce kiliseye, ardından da mezarlığa götürür. Ölülerinin tabutunu omuzlarında mezarlığa götürenler Yozgat Türkleridir. Cenaze alayının önünde papaz, diyakoz ve koro elemanları yürür. Mezarlıkta ölüyü yeni açılan çukurun içine indirirler; yakın akrabalar ve orada hazır bulunanlar çukura bir avuç toprak atarlar. Mezar taşı konulmaz, sadece topraktan bir  tümsek yapılır. Yozgat kilisesinin bahçe duvarı içinde bulunan mezarlıkta birkaç mezar taşı bulunmaktadır. Bunlar kiliseye bağlı okulun kurucuları Arslanyan'lara aittir (Ohan Çorbacı'nın ailesi olarak da tanınmaktadırlar) [17].

Defni takip eden günlerde, ölen şahsın akrabaları ve komşuları sırayla her gün ölünün ruhuna dağıtılan yemeği hazırlama görevini üstlenirler [18].

Chorum/Çorum (Ankara vilayet), 1904

Çorum (Ankara Vilayeti), 1904; Ermeni cemaatinin temsilcileri (Kaynak: Nubaryan Kütüphanesi arşivi)

  • [[1] Armen Taryan, Antranig Yerganyan (editörler), Yozgat ve çevresindeki (Kamirk) Ermenilerin tarih kitabı, Yozgat ve çevre Ermenileri Derneği yayını, Beyrut, 1988, sayfa 124.
  • [2] Aynı kaynak, sayfa 124-126. Nuritsa M. Pilibosyan, Avedis Kesdekyan (A. Gabents/Vahe Hayg, Yozgat'lılar anıtı, Fresno, 1955, sayfa 85.
  • [3] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 124 -125. Pilibosyan, Yozgatlılar Anıtı…, sayfa 85.
  • [4] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 125, 127. Pilibosyan, Yozgatlılar Anıtı…, sayfa 85.
  • [5] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 127, 133. Haygazun H. Yapucyan, Rumdigin Hatıratı, Rumdigin Ermenileri Derneği yayını, Atlas Basımevi, Beyrut, 1967, sayfa 119.
  • [6] Yapucyan, Rumdigin Hatıratı…, sayfa 118.
  • [7] Aynı kaynak, sayfa 120.
  • [8] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 127. Yapucyan, Rumdigin Hatıratı…, sayfa 118-119.
  • [9] Yapucyan, Rumdigin Hatıratı…, sayfa 119.
  • [10] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 127, 133. Pilibosyan, Yozgatlılar Anıtı…, sayfa 86. Yapucyan, Rumdigin Hatıratı…, sayfa 118-119.
  • [11] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 127. Yapucyan, Rumdigin Hatıratı…, sayfa 121. Pilibosyan, Yozgatlılar Anıtı…, sayfa 86-87.
  • [12] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 127-128. Yapucyan, Rumdigin Hatıratı…, sayfa 118. Pilibosyan, Yozgatlılar Anıtı…, sayfa 87.
  • [13] Yapucyan, Rumdigin Hatıratı…, sayfa 118.
  • [14] Pilibosyan, Yozgat'lılar anıtı…, sayfa 87-88.
  • [15] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 128. Pilibosyan, Yozgatlılar Anıtı…, sayfa 88.
  • [16] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 128. Pilibosyan, Yozgatlılar Anıtı…, sayfa 88-89.
  • [17] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 129.
  • [18] Taryan, Yozgat Tarih Kitabı…, sayfa 129.