Tahterevalli (Kaynak; V. Bdoyan, Ermeni Halk Oyunları -Ermenice-, Yerevan, 1980)

Yozgat - Oyunlar ve Oyuncaklar

Yazar: Vahe Taşçıyan, 27/09/15 (Son Güncelleme 27/09/15)- Çeviren: Sevan Değirmenciyan

Saklambaç

Kızlar ve erkekler beraberce veya ayrı ayrı oynarlar. Oyuncular ilk yatanı veya gözleri kapayanı kararlaştırmak için kura çekerler. Gözünü kapatacak olan kararlaştırılan yerde durur, yüzünü duvara çevirir, diğer oyuncular da farklı yerlerde saklanırlar. Bir sure sonar gözlerini kapatan arkadaşlarını aramaya başlar. Herhangi birini gördüğünde, adını söyleyip başlangıç duvarının yanına gitmeli ve ilk durduğu yere tükürmeli. Mütaakip göz kapayan yakalanan oyuncu olur. Oyun gözlerini kapayan yeni kişi arkadaşlarından birini bulana kadar böyle devam eder.

Yozgat bölgesinde yaşayan Terziyan ailesi, 1920'lerin başında. Ortada oturan Garabed Terziyan, kucağındaki ise oğlu Aram (Kaynak; Sesede Terziyan koleksiyonu, Berlin)

Kale Oyunu

6-7 kişiyle oynanır. Geniş bir alan üzerinde, oyuncular aralarında yaklaşık 5 metre aralık bırakacak şekilde bir daire oluştururlar. Kura çekilir ve oyunculardan biri dairenin ortasında durur. Diğerleri devamlı yer değiştirip birbirlerinin yerlerine geçerler. Dairenin ortasında duran kişi hızlıca olması gereken bu değişiklikleri dikkatlice takip etmeli. Amaç; açıkta kalan boş bir yeri almak, zaptetmek. Başarılı olması takdirde, yerini kaybeden kişi dairenin ortasına geçer ve oyun devam eder.

Batrig Arakelyan çocukluk yıllarında, 1910, Yozgat (Kaynak; Edward ve Meyri Ann Kazancıyan koleksiyonu)

Hesesi-Hüsesi

Oyuncular ortaya taş koyar ve belli bir uzaklıkta konumlanırlar. Her oyuncu elinde tercihen yassı ve sert, atıp vurmaya uygun başka bir taş tutmuştur. İlk oyuncu elindeki taşla yerdeki taşa vurmaya ve bulunduğu yerden olabildiğince uzaklaştırmaya çalışır. Başarılı olduğu takdirde, gidip önceden taşın bulunduğu noktada durur ve sonrasında adımlarıyla taşın şimdi bulunduğu noktanın uzaklığını ölçer. Taşı ilk bulunduğu noktadan 6 adım uzaklığa taşıyabilen oyuncu kazanır. İlk adımda “hesesi”, ikinci adımda “hüsesi”, “üçüncüde “ayloz-bayloz” ve diğerlerinde “seksen”, “doksan” ve son olarak da “yüz” demesi gerekir. Bu sayının bütün olması gerekir. 6 adımda amaca ulaşılamadığı takdirde oyun baştan tekrar başlar.Oyuna ikinci oyuncu başlar.

Ay Gördüm

İki takımın katılımıyla ay ışığında oynanır. Takımlardan birinin oyuncuları gözlerini kapatırken, diğer takım oyuncuları farklı yerlere saklanırlar. Birinci takım oyuncularının gözlerini kapattıkları nokta kale sayılır. Gözlerini açtıklarında, arkadaşlarından birini nöbetçi olarak kalede bırakıp, rakip takımın saklanan elemanlarını bulmaya gayret ederler. Herhangi birini bulduklarında, “Ay gördüm” diye haykırmaları ve nöbetçi arkadaşlarına yardım için hemen kaleye geri dönmeleri gerekir. “Ay gördüm” haykırışı bütün rakipleri saklandıkları yerden çıkmaları için yapılan bir davettir aynı zamanda. Onlar da kaleye doğru ilerleyip, nöbetçi oyuncuyu dövmek ve kaleyi işgal etmek için mücadele ederler. Başarılı oldukları takdirde, roller değişir. Yani, saklananlar arayanlara dönüşür.

Gravür, Ay ışığında Amanos dağlarında mola vermiş bir kervan (Kaynak; Thomas Bartlett, Clément Pellé, Léon Galibert, Voyage en Syrie et dans l'Asie Mineure, Paris/Londres, 1840)

Holor

Genelde köy evlerinin çatılarında oynanan bir grup oyunu. Diğer oyuncuları tek ayak üzerinde zıplayarak kovalayacak biri seçilir. Amaç; herhangi birine vurmaktır. Vurulan kişi bu sefer kendisi tek ayak üzerinde zıplayıp diğerlerine vurmaya çalışır. Kaçanlar tek ayak üzerinde zıplayan oyuncuya vurup onu yere düşürme hakkına sahiptir.

Aşık Oyunu

2-3 kişi ile oynanır. Oyuncular aşıkları eşit sayıda tek çizgi üzerine dizip, çevresine 1,5 metre çapında bir daire çizerler. Oyuncular dairenin 3 metre uzağında durup, yanlarda bulunan aşık kemiğini dairenin içinde bulunan aşıklara nişanlayıp sırayla onlardan birini yada daha fazlasını vurmaya ve onları dairenin dışına çıkarmaya çalışırlar. Daire dışına çıkarılan her bir aşık kemiği onu vuran tarafından kazanılmış sayılır. Oyuncu başarısız olana kadar oynamaya devam eder. Ve sıra diğer oyuncuya geçer.

Atılan aşıklar genelde daha ağırdır ve enek adıyla anılır. Oyuncular enek adını verdikleri aşık kemiğinin çukur kısmına geleneksel olarak kurşun doldururlar ve bu aşıkı daha ağırlaştırıp darbeyi daha etkili yapar.

Aşıklar (Source: www.odd74.proboards.com/thread/10128/palamedes-knucklebones-virtual-dice-rollers)

Çekirdek Oyunu

Aşık oyununun kuralları burada da geçerli. Tek farkı yere kayısı çekirdekleri dizilmiş olması. Nişan almak için yine enek veya kırılmış bir toprak kabın yassı bir parçası olan saksın kullanılır.

Topaç

Çocuklar tarafından sevilen bir oyundur. Genelde bir yumurta büyüklüğüne sahip olan topaç meşe ağacından yapılır. Sivri olan ucuna kabara adı verilen kundura çivisi çakarlar. Topacın bir de kamçıcı olur. Onun hazırlanışı için yaklaşık 2 cm. çapında ve 50 cm. uzunluğunda ince bir sopaya ihtiyaç vardır. Sopanın bir ucuna 25 cm. uzunluğunda yünden örülmüş ve kadife uçlu bir ip bağlanır. Kamçı, topaca vurup onu döndürmek için kullanılır. Çocuklar topaçlarını çoğu kez evlerin damında döndürürler.

Yozgat, 1912. Ortada, elinde şapka ile duran çocuk Badrig Arakelyan, diğer çocuklar ise kuzenleridir. Badrig'in solunda ve sağında, oturan anne annesi Sasede Berberyan (kızlık soyadı Arslanyan) ve büyük babası Rupen Berberyan. Badrig dışında diğerleri Soykırım kurbanları olmuşlardır (Kaynak; Edward ve Meyri Ann Kazancıyan koleksiyonu)

Top Oynamak

Top hazırlamak için öküzleri tarayıp, toplanan kıllara avuçta çekip çevirip top şekli verirler. Çekip çevirirken kılların sıklaşması ve sağlamlaşması için azcık su damlatırlar.

Yozgat çevresinde topla oynanan farklı oyunlar vardır. Mesela, bir grup kız top oynar. Onlardan biri topu yere vurup onu boyundan daha yükseğe çıkartmaya çabalar. Diğerleri de sırayla bunu yapmak zorundalar.

İp Atlamak

Kızların oynadığı bir oyundur. Oyunun iki şekli vardır. İlki; kızlar ipin iki ucunu tutup dairesel çevirirler. Diğer kızlar grup halinde ortada durup ipin üzerinden atlamaya çalışırlar. Tek başına da ip atlanır. Oynayan kişi ipin iki ucundan tutup ipi dairesel bir şekilde ayağının altından geçirmek suretiyle zıplar.

Mendil Bırakmak veya Tura

Çocuklar daire şeklinde, yüzleri içe dönük olarak çökerler. Çocuklardan biri, bazen birisinin arkasına bırakmış gibi yapıp, elinde bir mendil tutup dairenin dışında koşarak dönmeye başlar. Sonunda gizlice mendili gerçekten çökmüş oyunculardan birinin arkasına bırakır. Hedef seçilen kişi mendili hemen alıp atan arkadaşını kovalamak durumunda. Diğeri ise boş kalan yere oturmak için koşar. Kovalayan eğer diğerini boş kalan yere oturmadan ebelerse, mücadeleyi kazanmış sayılır, aksi takdirde mendili dolaştırma görevi kendisinin olur.

Bu oyunda mendil yerine bazen de tura adı verilen bir bez kullanılır. Bezi iyice büzerler ve ucuna kuvvetli bir düğüm atarlar. Diz çöken her bir oyuncunun elinde bu tura vardır ve mendil kendi arkasına bırakıldığında oyuncu bu tura ile kaçan kişiyi ebelemeye çalışır.

Mendil bırakma oyunu. Resim Huşamadyan tarafından hazırlanmıştır. (V. Bdoyan, Ermeni Halk Oyunları -Ermenice-, Yerevan, 1980)

Tura Oyunu

Bir erkek oyunu. Kura çekilir ve kurayı çeken diz çöküp oturur. Başından aşağıya kalın bir örtü serip herhangi bir şey görmesine engel olurlar. Diğer oyunculardan biri diz çöken arkadaşına tura ile vurur. Diz çöken kişi kendisine vuranın kim olduğunu söylemek zorunda. Doğru bilirse, vuran kendi yerine geçer. Yanlışsa, diğer darbeyi bekler.

Aynı oyunun, yeni öğrenen bir erkekler oynanan farklı bir şekli de var. Bir kişi yerine, örtü altına iki kişi girer. İki kişiden biri muhakkak oyunu yeni öğrenen o çocuk olmalı. İlk darbe gelir. Örtü altındakiler vuran kişiyi braberce bulmak durumundalar. Aslında vuran kişi örtünün altındaki diğer oyuncudur, bundan dolayı oyunu yeni öğrenen kişi vuranın kim olduğunu uzun bir süre bilemez. Bu da çevredekileri eğlendirir.

El Üstünde Kimin Eli Var?

Daha çok kızların oynadığı bir oyun. Oyunculardan biri yere yatar. Diğer oyuncular ellerini sırayla yatanın sırtının üzerine koyup “El üstünde kimin eli var?” diye sorarlar. Yatan oyuncu en üstte olan elin sahibinin adını söylemek durumunda. Doğru bildiği takdirde en son eli koymuş olan oyuncu yatar. Yanlışsa oyuncu değişmeden oyun devam eder.

Bız

Bir oyuncu seçilir. Sırtını oyun arkadaşlarına çevirip avuçlarıyla yüzünü kapatır. Arkadaşlarından biri gelip kapatmış olduğu yüzünü tokatlar. Vuranın kimliğini gizli tutmak için, diğerleri hep bir ağızdan “bız” diye bağırır. Yüzünü kapatan oyuncu vuranın kim olduğunu söylemek durumunda.

Yozgat, 1901, üç kız kardeş, soldan sağa; Ağavni Berberyan (daha sonra Şapcıyan), Lusine Berberyan (daha sonra Papazyan), Şınorik Berberyan (daha sonra Arakelyan)

Yozgat, 1901, üç kız kardeş, soldan sağa; Ağavni Berberyan (daha sonra Şapcıyan), Lusine Berberyan (daha sonra Papazyan), Şınorik Berberyan (daha sonra Arakelyan), (Kaynak: Edvard ve Mary Ann Kazancıyan koleksiyonu).

Tahterevalli

Yassı, sağlam ve yerden biraz yüksek konumda bir yere tahta konulur. Tahtanın tam ortasına sağlam bir kazık yerleştirilir. Kazığın iki ucuna birer erkek ve kız oturur. Yükselip alçalarak oynamaya başlarlar.

Salıncak

Yüksek bir ağacın kalın bir dalına salıncağı asarlar. Biri salıncağa oturur, iki kişi de onun iki yanında durup sallamaya başlarlar. Çoğunlukla bayram zamanlarında oynarlar.

Arı

Bu oyunu, düğün sırasında, damadı temsil eden iki ve gelini temsil eden bir kişi olmak üzere, toplam üç kişiyle oynarlar. Gelini temsil eden kişi, başında şapkasıyla, diğer ikisinin ortasında durur. Diğerleri kollarını kaldırmış bir halde onun sağ ve sol yanlarında dururlar. Ortadaki, ayaklarıyla sağ ve soldakinin ayakkabasına basar. Hepsi arı gibi bir ses çıkarır. Ortada duran yanındakilerin avuçlarına vurup hareket etmemelerini sağlamak durumunda. Onlar ise bir darbe ile ortada duranın şapkasını düşürmeye uğraşırlar. Başardıkları zaman kazanırlar, aksi takdirde ortadaki kazanmış olur.

Yozgat, 1907. Şınorik ve Arakel Arakelyan'ın düğün fotoğrafı (Kaynak; Edward ve Meyri Ann Kazancıyan Koleksiyonu)

Ağızla Elma Almak

Düğün sırasında oynanır. Bir bakraca su doldurulur ve içine bir elma, bir armut ve soğan atılır. Damadın yakın bir akrabasını, mesela kardeşini veya kuzenini, onlar yoksa en yakın arkadaşını çağırıp, ellerini bağlarlar. Bu kişi kovanın önüne diz çöker. Amacı meyveleri ve soğanı çıkartmak. İşini zorlaştırmak için, oyunu tertipleyenler büyükçe elma, armut ve soğanlar seçerler.

Cirit

Yozgat’ta, çevre köy ve şehirlerde sevilen bir oyundur. Oyuncular at üzerindedir ve geniş bir alanda oynanır. Atlı iki gruba ayrılmış olan rakiplerin ellerinde cirit adı verilen, meşe ağacından yapılmış, uzun sopalar tutarlar. Bu sopalarla rakiplerine nişan alıp, sopayı onların sırtına atmaya çalışırlar. Oyun 2 saat sürebilir. Genelde bayram zamanlarında veya Pazar öğleden sonra oynanır. Rakipler çoğu kez Ermeniler ve Türklerden oluşan takımlardır.

Cirit oyununu tasvir eden iki resimler (Kaynak; www.commons.wikimedia.org/wiki/File:Luigi_Acquarone_-_A_Jereed_Game_in_Ka%C4%9F%C4%B1thane_-_Google_Art_Project.jpg)

Kaynaklar

  • Armen Taryan, Antranik Yerganyan (editörler), Yozgat ve Civarı Ermenilerin Tarihi (Ermenice), Yozgat ve Civarı Hemşehri Derneği yayını, Beyrut, 1988, ss. 149-151
  • Haygazun H. Yapucuyan, Rumdigin Hatıratı (Ermenice), Beyrut, 1967, ss. 87-94
  • Nuritza M. Pilibosyan, Avedis Kestekyan (A. Gabents), Vahe Hayk, Yozgatlılar  (Yozgat) Anıtı (Ermenice), Fresno, 1955, s. 51