Kaynak: "Maraş İşlemeciliği", Maraş Ermenileri Derneği ve Kermanig Vasburagan Kültür Derneği yayınları, Halep, 2010

Maraş Sancağı - Bayramlar

Yazar: Varti Keşişyan, 1 Kasım 2011 (son değişiklik: 1 Kasım 2011), Çeviren: Dikran Der-Voğormyacıyan

Maraş'lı Ermeni gelenekçi, sofu ve dindardır; yortular ve kilise ayinleri onun yaşamının ve günlük faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Maraş'lı Ermenilerin yortuları zengin ve renklidir. Tüm yortulara ve kutlamalara, kural gereği, kilise ve halkın ritüelleri eşlik eder. Bu iki unsur birbirinden ayrı oldukları halde, Maraş Ermeni yortuları ve ritüelleri içinde, biri diğerinden doğan, biri diğerini tamamlayan şaşırtıcı bir harmoni oluştururlar.

Çok eski zamanlardan beri Ermeni halkı kendi yortu takvimine sahip olmuştur. Araştırmacılar Ermeni yortu takviminde eski unsurların varlığına işaret etmişlerdir; bunlar güneşe, ateşe, suya tapınma, özellikle de putperestlik dönemi tanrılarına adanmış ritüeller ile ilgilidir. Hristiyanlık kabul edildikten sonra dünyadaki pek çok halk gibi Ermenilerin yortu takvimi de, ruhani bir yeniden yorumlanmaya tabi olarak, Hristiyanlığın dünya görüşü ve kilise prensipleri çerçevesinde şekillendi ve aynı zamanda halk arasında kök salmış yortu ritüellerini muhafaza etti.

Doğal olarak, yaşam koşullarının dikte ettiği Maraş Ermeni yortuları aynı şekilde değişikliklere maruz kaldı, zaman içerisinde özellikle halkın ritüellerinden pek çok şey unutulmuş veya çıkarılmıştır. Maraş Ermenileri tarafından kabul gören yortular konusunda yapılan bir karşılaştırma Ermenilerin yaşadığı çok farklı bölgelerde kutsal kabul edilen yortular ve ritüeller ile büyük bir benzerlik olduğunu göstermektedir. Dahası, farklı yazarların aynı nitelikteki tasvirleri [1], Maraş'lı Ermenilerin geleneksel yortuları ve ritüelleri koruyarak devam ettirmekle kalmayıp, bunların ritüel anlamlarını ve fikirsel anlamlarını da büyük ölçüde muhafaza ettiklerini teyit etmemizi sağlamaktadır. Bunda tabii Maraş'lı Ermenilerin muhafazakârlığı ve ecdadın geleneklerini koruma konusundaki istekliliği büyük rol oynamıştır.

Ermenilere ait ve Ermenilerin yaşadığı tüm bölgelerde olduğu gibi, Maraş'ta da tüm yortulara geleneksel ritüeller eşlik eder, Noel gecesi "Avedis" (müjde) ilahisini okuyan grupların ziyaretleri ve hediye talepleri, Diyarıntaraç günü ateş yakma, Göğe Yükseliş yortusunda kura çekme, Paskalya'da yumurta boyama, Tecelli Yortusu'nda su sıkma, vs. gibi. Halkın düzenlediği tüm kutlamalar, yortu günleri gerçekleştirilen karşılıklı ziyaretler, dini ziyaretler, kurban geleneği, mezarlık ziyareti, Ermeni yortu takviminde yer alan yortular ve onlarla bağlantılı ritüeller ile yakından alakalıdır.

Yortu günleri kilise ritüelleri ve geleneksel ritüeller kadar, o günlerde pişirilen yemekler de aynı derecede önemlidir; pek çok yerde olduğu gibi Maraş'ta da bütün yortuların kendilerine özgü yemek çeşitleri vardır: Yeni yıl gecesi ırbev şovro (şerbetli çorba), arife günü pilav çeşitleri, Aziz Sarkis günü pekhant (un çorbası) ve alla hots (tuzsuz ekmek), Karnaval'da heriso (harisa), Miçink'te (perhiz döneminin ortası) perhiz köfteleri, Büyük Perhiz Haftası'nda hadag şovro (taneli çorba), Paskalya'da kırmızı yumurta, vs. Yortu ve perhiz günlerine özel yemekler ritüellerin bir parçası olduklarından, Ermeni kavminin yaşadığı farklı bölgelerde yortu günleri hazırlanan yiyecekler ile çok büyük bir benzerlik arz etmektedirler.

Maraş'lı Ermeni yortu takviminde en dikkate değer kısım yortulara adanmış sözlü şiirlerdir. Halkın kutlamalarına, yortulara adanmış özel şarkılar, şarkı yarışmaları, müzik, eğlenceli konuşmalar eşlik eder; bunlar yortu programının birer parçası olarak Maraş'lı Ermeniler arasında halk yaratıcılığının hayat dolu ruhunu en iyi şekilde yansıtırlar. Maraş'lı Ermenilerin isteklerini ve özlemlerini o kadar renkli bir şekilde yansıtan çok sayıda dörtlük bulunmaktadır. Bu dörtlük-şarkılar Türkçe olmakla birlikte Ermeni halk dizelerinin derinliğine ve ruhuna sahiptir; hepsinin de yaratıcıları Maraş'lı Ermeni halk ozanlarıdır. Aynı dönemde yaşayanların tanıklığına göre, tüm şarkılar halk tarafından sözlü olarak öğrenilir ve söylenirdi.

Maraş, 1874, Der Boghosyan ailesi . Birinci sıra: Yerde oturan çocuklar: Soldan ikinci, Levon Der Boghosyan (İplikçi). İkinci sıra: Oturan kadınlar: Soldan üçüncü, küçük Levon'un annesi olan Lusya Der Boghosyan (Şamlıyan). Soldan dördüncü, "kermer" olarak adlandırılan Lusya'nın annesi . O Maraş'ta halk hekimi olarak ün salmıştı. Üçüncü sıra: Ayakta duranlar: Soldan ikinci, küçük Levon'un babası Artin Der Boghosyan (Kaynak: Maral Der Boghosyan'ın kişisel arşivi)

Bayramlar ve şölenler sırasında büyük bir coşku yaratan Maraş'lı meşhur ozanlar ve çalgıcılar yortu törenlerinin ve kutlamalarının ayrılmaz bir parçasıydı. Doğal yetenekleri olan güzel sesli şarkıcılar, çalgıcılar, konuşmacılar ve ozan dizeleri okuyanlar halk arasında dolaşır ve halk kutlamalarına zenginlik katarlardı.

Doğal olarak dindar ve kilisesever Maraş'lı, yortunun dini anlamına ve kilise ritüeline daha büyük önem atfeder, ancak her zaman ve her yerde olduğu gibi, yortu kutlamaları halk gelenek ve görenekleri ile devam eder.

Aynı dönemde yaşamış yazarlar Maraş'lıların Pazar günü veya yortu günleri kilise ayinlerinde yoğun bir kalabalık oluşturduğunu, Maraş'lıların kilisenin resmi yortularına ve ayin ritüellerine karşı derin bir saygı duyduğunu belirtmektedir. Kr. Kalusdyan'a göre, "Noel ve Paskalya gibi yortularda okullar kapalı olurdu ve halk, küçük, büyük, erkek kadın, zengin, yoksul kiliselere doluşurdu" [2].

Sıkı perhiz tutmak da Maraş'lılara özgü bir özelliktir. Maraş tarihini kaleme alan yazarların bildirdiği gibi, kilise yortu takvimi vasıtasıyla tesis edilen perhiz günlerinde halkın büyük bir kısmı perhiz tutar. Arifelerde hayvansal erzak, et, yağ, yumurta ve süt ürünleri kullanılmaması bazen bir, bazen iki-üç gün oruç tutulması-perhiz yapılması ve özellikle Paskalya'dan önce tutulan kırk günlük perhiz Maraş'lı Ermenilerin genel olarak kilise kurallarına ve özel olarak yortunun anlamına bağlı olduğunu göstermektedir.. Özel günlerde de oruç tutulur. Oruç tek öğün yemek yenilerek veya aç kalınarak tutulur. Kadınlarda sadece su içilerek ve aç kalınarak tutulan oruç yaygındır; erkeklerde ve gençlerin büyük bir bölümünde, yani çarşı ahalisi ve iş adamları arasında ise, genellikle günde bir kez yemek yenilerek tek öğünlük oruç tutulur.

Maraş'lı kadın aynı muhafazakârlıkla, temiz inanç ve adanmışlıkla yortudan önceki Cumartesi akşamı veya hafta içindeki özel günlerde yapılan bazı işlerle ilgili engellere, özellikle çamaşır yıkama, yün eğirme işlerine ilişkin sınırlamalara uygun hareket eder.

Maraş'ta yortular ve ayinler çerçevesinde kadınlara daha büyük bir rol verildiği açıktır ve evi çekip çevirenin ve genellikle bayram ve geleneklerin korunması ve sonraki nesillere aktarılmasında en önemli halkanın kadın olduğu dikkate alındığında, bu durum şaşırtıcı değildir.

Maraş'lı tarihçilere göre, 19. yüzyılın sonunda gençlik büyük ölçüde eski alışkanlıklardan kurtulmuştu, aynı zamanda o gençliğin eğitimli ve ilerici kısmı bayramların halkın ulusal bilincini koruma konusundaki önemli rolünü görmektedir [3].

Eldeki bütün kanıtlar Maraş'lı Ermenilerin bayramlarının geçmişte daha zengin ve renkli olduklarını kanıtlamaktadır; coşkulu şarkılar, oyunlar ve eğlencelerle birlikte düzenlenen halk kutlamaları, bayramlar ile ilgili ayin ritüelleri, dini ziyaretler eksik olmamıştır. Daha geç dönemde, 1895 Ermeni katliamlarından sonra hüküm süren güvensizlik ortamı ve siyasi baskılar nedeniyle, bayramlar hissedilir biçimde sönük geçmiştir; halkın sevinç gösterileri sona ermiş, kutlamalar kilise ayinleri ve aile toplantıları çerçevesinde kalmıştır.

Bununla birlikte, Maraş'lı Ermenilerin yortu takvimi kilise düşüncesi ve halkın güzel gelenekleri ile yüzyıllar boyu devam edegelmiştir. Şimdi farklı yazarların tasvirlerine göre, Maraş Ermenilerinin dini ve geleneksel bayram takviminde yer alan bayramları ve ritüelleri tanıtmaya ve bunlarla ilgili açıklamalarda bulunmaya çalışalım.

Gaghındes (Yeni Yıl)

Tüm Ermeni bölgeleri gibi, Maraş'lı Ermeni Yeni Yıl'ın başlangıcını, yıla girişi 1 Ocak'ta kutlar; Maraş'ta bu bayram halkın kullandığı yerel lehçede Gaghant (Yeni Yıl) kelimesinin lehçede deforme olmuş şekli olan Gaghındes olarak adlandırılır.

Her yerde olduğu gibi, Maraş'ta da Yeni Yıl törenleri kilise ritüeli çevresinde şekillenir; ancak pek çok Ermeni bölgesinde yapılan Yeni Yıl ritüelleri ile belli benzerlikler gösteren halkın gelenekleri bayramla birleşmiştir.

Gaghındes kutlamaları bir önceki gün, 31 Aralık günü akşam yemeğinde yemek sofrasında başlar. Maraş'lı ev kadını günler öncesinden bayram yemeği hazırlıklarını yapmaya başlar. Kilisenin resmi geleneğine göre Noel'den önceki hafta Perhiz haftasıdır ve Yeni Yıl o haftada olduğu için Maraş'lı Ermeniler Perhize özel yemekler yeme kuralını sıkı bir şekilde uygularlar, hatta Yeni Yıl bayramında et ve hayvansal hiçbir besin tüketmezler. O hafta boyunca akşamüstü ve gece herhangi bir iş yapmak yasaktır; aksi takdirde "İsa sıkılacaktır".

Yeni Yıl sofrasının süsü, dzedzadz, nohut ve şerbet ile hazırlanan ırbev şorvodur (aşure). Maraş'lı ev kadını zeytinyağı ve kuru sebzelerle yemek ve mezeler hazırlar. Tüm bunların yanında kilerde saklanan kuru ve taze yemişler ile ceviz sucuğu, reçel, pestil, kırma, samsa, vs. gibi çeşitli tatlıların da özel bir yeri vardır.

Yeni Yıl gecesi 10-12 yaşındaki erkek çocukların ev ziyaretleri ve bayram kutlama geleneği, Maraş'ta bu bayrama ve tüm Ermenilere özgü geleneklerden sayılabilir. Aile fertleri sofrada toplanır toplanmaz, dolaşan çocukların "Gaghındes" ziyaretleri başlar. Ergenler kendi evlerinin büyüklerinden Yeni Yıl hediyelerini aldıktan sonra, çatıya çıkarlar ve "Yeni Yıl Kutlu olsun, babanın kesesi dolsun!" diye bağırarak mutlu ve neşeli sesler çıkarırlar [6].

Ergenler bu şekilde damdan dama atlayarak, evlerin bacalarından içeri iple küçük bir torba veya kese sarkıtarak ve "Müjde" şarkıları söyleyerek, "Yeni Yıl"ın gelişini müjdelerler.

Avedis, gaghındos,
Hani bize incir ghoz.

Աւետի՜ս, Կաղանդ է,
Ո՞ւր է մեզի ընկոյզ ու թուզ:

Ermeni bir yetim tarafından çizilen Yeni Yıl. Bu resmi çizen H. Ghazaryan, Jıbeyl (Lübnan) Amerikan yetimhanesinde bulunan ergen Ermeni bir yetimdi. Resim "Dun" adını taşıyan ve aynı yetimhanedeki yetimler tarafından hazırlanan aylık öğrenci dergisinden alınmıştır. (Ocak 1923, sayı 5, Jıbeyl, Amerikan Yetimhanesi)

İncir ve ceviz

Salı salı sarkhıdım,
Sandığın dibinı berkitdim,
Verenin bir oghlı olsun,
Vermıyanın bir ghızı olsun.

Օրօր շորորցած իջեցուցի,
Գանձարկղին տակը ամրացուցի,
Տուողին տղայ մը թող ծնի,
Չտուողին աղջիկ մը թող ծնի [7]:

Evin hanımı torbaya kuru yemiş, ceviz, kuru üzüm ve çeşitli yiyecekler doldurur ve "çek" der. Torba hem ev ahalisini, hem de Gaghındes ziyaretine çıkan çocukları sevince boğarak yükselmeye başlar. Bu şekilde gençler mahalledeki tüm bacaları ziyaret ettikten sonra, hediyelerle yüklü olarak evlerine dönerler.

Gençlerin Gaghındes'te (Yeni Yıl) yaptığı gece yarısı ziyaretleri, damdan torba sarkıtma ve hediye talep etme geleneği çok eski zamanlara dayanmaktadır ve Maraş'lı Ermenilerde hemen hemen hiç değişmeden muhafaza edilen bu gelenek bazı Ermeni bölgelerinde bu bayram ile ilgili geleneklerle büyük benzerlikler taşımaktadır.

Gaghındes'te (Yeni Yıl) ziyarete gidilmez; bunun tek istisnası evin papazının evi kutsamak için gerçekleştirdiği ziyarettir. Ayrıca kabul gören bir kurala göre, yalnızca kadınlar papazın evini ziyaret edebilir; bu yüzde de Nür Darvan (Yeni Yıl) veya İşnevür Darin (Yeni Yıl kutlu olsun) daha çok kadınlara özgü bir bayram addedilir [8].

Kadınlar sabah erkenden kiliseye giderler. Kilise ayininden sonra Yeni Yıl'ın ürünleri, pirinç, bulgur, nohut, mercimek, fasulye, çeşitli baklagiller ve şıra önceden papaz efendinin evine gönderilir. Öğleden sonra, kadınlar bayram giysilerini giyerek papaz efendinin evine giderler. Eve girdikten sonra her kadın, orada bulunan kadınlara ve papazın hanımına "İşnevür daran virenit" (Yeni Yılınız kutlu olsun) der, papazın hanımı ise "İvri kez, ivri siragnirit" (Sizin ve sevdiklerinizin de) diye cevap verir; bu şekilde birbirlerinin Yeni Yılını kutlarlar, özel Perhiz yiyecekleri ile ağırlanırlar, ardından eve dönerler.

Bıdig Zadag (Küçük Paskalya - Noel)

New Year in the Marash Armenian orphanage (Source: Nubarian Library collection)
Maraş Ermeni Yetimhanesi'nde Noel (Kaynak: Nubaryan Kütüphanesi arşivi)

İsa'nın doğuş günü olan Noel'i tüm Ermeni bölgelerindeki gibi Maraş Ermenileri de 6 Ocak'ta kutlarlar. Ermenistan dışında etnik Ermenilerin yaşadığı bazı bölgelerdeki gibi, Maraş'ta da Noel günü kilise ve halk törenlerine özgü ritüeller gerçekleştirilir; bunların asıl Ermenistan bölgelerinde yaygın olan ritüeller ve gelenekler ile yakın bağları bulunmaktadır.

Noel Yortusu farklı Ermeni bölgelerinde Küçük Paskalya olarak da adlandırılır; Maraş lehçesinde de Bıdig Zadag şeklinde söylenir [9].

Gaghındes gibi, Noel kutlaması da bir önceki gün başlar, zira yortudan önce batırma gecesi gelirdi, Ermeni aileler arife gecesini de bolluğun hüküm sürdüğü sofralarda karşılarlardı. Noel hazırlıkları bir gün önceden başlar; bunun nedeni Noel'den önce gelen Perhiz haftasının kabul edilmiş ritüellerle, özel bir tören ve uygun ritüellerle sona erdirilmesidir.

Noel'den önceki hafta hayvan kesmek kabul gören bir gelenektir; özellikle zengin aileler o gün için özel olarak beslenmiş koyun veya keçi keserler ve etleriyle Noel gününün etli yemeklerini hazırlarlar.

Noel Yortusu'nun asıl halk ritüeli arife gecesine özel yemek çeşitleri ve çeşitli mezelerle dolu sofralar etrafında şekillenir. İnsanlar genellikle akşam ayininden dönüşte Noel'den önceki bir haftalık perhizi ges cor kurban eti çorbası veya sadece et suyu içerek bitirirler.

O akşam bayram sofrasını etli yemekler ile süslerler: Koyun eti ile yapılmış yaprak dolması, köfte çeşitleri (haşlanmış veya sacda pişirilmiş), içli köfte, gışgur, ve bunun yanı sıra çiğ köfte, bol yağla hazırlanmış pirinç veya dzedzadz pilavları, üstlerinde de et parçaları, fıstık ve badem. Sofranın süsü kuru yemişler, kuru üzüm ve şerbet ile hazırlanmış hoşaf ve çeşitli tatlılardır.

Resim: H. Ghazaryan'ın ("Ev" aylık öğrenci dergisi, 3. yıl, Ekim-Aralık 1924, sayı 26-28, Jıbeyl, Amerikan Yetimhanesi)

Arife sofrası lezzetli yemeklerle dolar; "Avedis" (müjde) şarkısını okuyan grupların ziyareti başladığında aile bayram sofrası etrafında toplanır. Ergen çocuklar 6-7 kişilik gruplar oluşturarak evden eve dolaşırlar ve "Avedis" şarkıları okuyarak İsa'nın doğum müjdesini verirler; karşılığında ise hediyeler, genellikle ceviz, badem, kuruyemiş ve kuru üzüm gibi yiyecekler, bazen de bozuk para alırlar. "Avedis" şarkıları Noel'e ilişkin halk şarkılarıdır; bu şarkılar Maraş lehçesinde söylenir ve İsa'nın doğumu ve yaşamına ilişkin halk tasvirleri, bazen sade sözlerle ifade edilen iyi dilek ve övgü versiyonları içerirler. "Avedis" şarkıları genelikle "İsa doğdu ve gözüktü, size bize büyük müjde" nakaratıyla sona erer.

Ancak şunu da mutlaka belirtmek gerekir ki, bu "Avedis"leri okuyan grupların ziyaret geleneği 1900'lü yıllarda hemen hemen kaybolmuştu ve evlerde küçüklerin okuduğu dörtlükler ve Noel'e özgü şarkılar ile sınırlanmıştı. Dini, sosyal baskılar altında bu geleneğin de genel coşku ve sevinç niteliklerini kaybettiği tahmin edilebilir.

Noel günü geleneklerinin Diaspora'da sürmesi. Resimde, Maraş Ermenileri gibi lezzetli yemeklerle İsa'nın doğumunu kutlayan Antep'te doğmuş Ermeniler görülüyor. Onlar bu geleneği Cordoba'ya (Arjantin) götürmüşlerdir. Resim 1940'lı yıllarda çekilmiştir. Resimde, günün ana yemeği olacak bir kuzuyu kurban etmeye hazırlanan Avedis isimli şahıslar bir araya gelmişlerdir (Kaynak: Silvina Der Mıgırdiçyan arşivi)

Kr. Kalusdyan, Maraş'lı Ermenilerin düzenlediği, Ermenistan dışında etnik Ermenilerin yaşadığı çeşitli bölgelere ait halk ritüellerine özgü Noel ayinlerini tasvir ederken, şunları yazıyor: "Eskiden çocuklar "Avedis" okumak ve hediyeler almak için kendi akraba ve komşularının evlerine giderlerdi. Ama son zamanlarda bu gelenek sona ermişti" [10].

Geleneğe göre Noel günü evin küçük çocukları ezberledikleri birkaç "Avedis"i okuyarak büyüklerinden hediyeler alırlardı. Bayram vesilesiyle tüm çocuklar yeni entari, takke, ayakkabı giyerlerdi; bu onlara büyük bir mutluluk verirdi; bu gelenek günümüze kadar ulaşmıştır ve Noel veya Paskalya denince bunu çocuk bayramı olarak da anlıyoruz [11].

Kutsal Noel Yortusu sabah Ayinine katılım, ayin ilahileri ve Zebur okuma ile devam eder. Kr. Kalusdyan kilise ayini için şunları yazıyor: "Halk sabah erkenden yoğun bir kalabalık oluşturarak, mum ışıklarıyla aydınlanan kiliseye gider. Diyakos "İsa doğdu ve gözüktü" diye seslenir. Halk aynı müjdeyi birbirini "Selamlama" anında verir [12].

Ayinin sonunda Ürdün Nehri'nde İsa'nın vaftiz edilmesini simgeleyen ve halkın "su kutsama" olarak adlandırdığı ritüel gerçekleştirilir. Kilisede toplanan müminlerin gözü önünde papaz haçı suya atar ve İsa'nın vaftiz olması anısına suya kutsal yağ ilave eder. Maraş'lılar kutsanmış sudan alarak eve götürürler; kutsanmış suyun şifa verici özelliğe sahip olduğuna inanarak vücutlarının hasta kısımlarına sürerler, hastalara içirirler; ayrıca bolluk olması için kilerlerin, küplerin ve testilerin içine damlatırlar.

Kilise ayininden sonra yine aynı "İsa doğdu ve gözüktü", "Size bize büyük müjde" müjdesi verilerek evlere karşılıklı ziyaretlerde bulunulur. Bunun yanı sıra, küçük Paskalya'da, Paskalya'dan sonra bir ferdini kaybetmiş ailenin evini ziyaret etmek adettendir. Bir ferdini kaybeden aileye genellikle akraba ve yakınları ziyarete gider. Noel Yortusu vesilesiyle papazlar sorumlu oldukları ailelere ziyarete giderek evlerini kutsarlar [13].

Sarkis Bidzag'ın eseri, 1346 (Kaynak: Bezalel Narkiss (ed.), Armenian Art Treasures of Jerusalem, 1979, Kudüs)

Mevcut kanıtlar göstermektedir ki, çok daha eski dönemlerde, Noel günü Maraş'lı Ermeniler arasında merasimli ve ritüel geleneklerle kutlanmıştır; ancak bu gelenekler 1900'ların başlarında, pek çok diğer ritüel gibi aile toplantılarının sınırları içinde toplanmıştır. Yaşlı Maraş'lıların anılarına kazınmış Noel gecesi topluca söylenen ve tarafımızca yazıya dökülen Noel şarkıları da yukarıdaki ifadeleri desteklemektedir.

Emmanüel kerim Allah,
Dadlı makhsum keram Allah,
Doğdu kutlu Betlehem'de,
Beni adam bulsun ferah.

Müzeyen gök ghubbesinde,
Yıldızları saf saf düzer,
Fakir bir hal akhorcukda,
Bizim üçün ghundakhlamiş.

Meleyikler sürü sürü,
Asümandan eniyorlar,
Kırbaşinda çobanlara,
Khayir mücde veriyorlar [14].

Էմմանուէլ ազնիւ Աստուած,
Անուշ իմաստուն Աստուած,
Ծնաւ շնորհաւոր Բեթղեհեմի մէջ,
Ադամի որդին թող հանգստանայ։

Զարդարուած երկինքի կամարին,
Աստղերը կը շարէ շարան-շարան,
Աղքատիկ ախոռի մը մէջ
Մեզի համար խանձարուրուած է

Հրեշտակներ խումբ առ խումբ,
[անհասկնալի] կ՝իջնեն,
Դաշտերուն մէջ հովիւներուն,
Բարի լուրը կ՝աւետեն։

Derındes (Diyarıntaraç)

The interior of the Holy Redeemer Catholic church in Marash (Source: Kalusdian, op. cit.)
Maraş Ermeni Katolik Kurtarıcı İsa Kilisesi'nin iç kısmı (Kaynak: Kalusdyan, a.g.e.)

Diyarıntaraç Ermeni Kilisesi'nin yortu takviminde Tanrı'ya adanmış yortulardandır ve İsa'nın kırk günlük iken tapınağa getirilmesinin anısı ile alakalıdır. Diyarıntaraç ismi "Tanrı'nın huzuruna çıkmak" şeklinde açıklanmaktadır, ancak bazı araştırmacıların görüşüne göre, eski paganizm döneminde Dir Tanrı'sına adanan yortulardan biri olması ve İsa'nın yortusuna dönüşmüş olması olasıdır [15]. Halk arasında yaygın olarak kullanılan Derındes ismi bu görüşü desteklemektedir. Bir grup bilim adamı bu yortu ile ilgili halk ritüellerinin yorumlarında ateşin arındırıcı gücüne olan inancı öne çıkararak, bu yortunun Mihr güneş ve ateş tanrısı ile olan yakın bağını kanıtlamaktadır; zira bu yortunun temel ritüeli ateş yakmaktır. Derındes ateşinin kendisiyle birlikte iklimde ılımanlık, mahsul bolluğu, tarlalara verim, evli çiftlere kutsama sağlayacağı inancı tüm Ermeni bölgelerinde korunmuştur. Gerçekten de, yortu törenleri bu fikir üzerine kurulmuştur. Diyarıntaraç törenleri ve onların bir parçası olan ateş yakma geleneği, farklı yazarların tasvirlerine göre, Maraş'ta da hemen hemen Ermeni dünyasının çeşitli yerlerindeki gibi yapılmaktadır; Maraş lehçesinde buna Derindes denmektedir [17].

Diyarıntaraç törenleri 13 Şubat'ta kilisede yapılan dini ayinle başlar; özellikle yeni evli ve nişanlı çiftlerin bu ayine katılması zorunludur. Bütün yeni gelinler, nişanlı kızlar mumlar tutarak kilisenin üst balkonunu aydınlatırlar. Kiliseden çıkan gençler yaktıkları mumlarla "Derindes" ateşini yakma törenine yetişmek için acele ederler.

Ateşi, nişanlanmış gelin adayının veya o yıl evlenmiş gelinin evinin avlusunda yakmak adettendir; onlar kötü güçleri kovmak için ateşe görünmelidir.

Günler öncesinden mahalledeki nişanlı veya yeni evli gençler kırlardan ve bahçelerden çalı çırpı ve kuru ot toplayarak, sırtlarında ateş yakılacak yere getirirler. Asıl yortu günü bu malzemeleri bir damda veya yüksek bir yerde birkaç arşın yüksekliğinde üst üste dizerler. Yeni evli ve yeni damat olan gençler mumlar yakarak yığının etrafında toplanıp ateşi yakarlar. "Derindes" ateşi gençlerin "Derindes! Derindes!" naraları arasında yükselir. Ateş alçalınca üstünden atlamaya başlarlar. Geleneğe göre, ateşin üstünden atlayanlar kötü güçlerin etkisini kendilerinden uzaklaştırırlar, kötü olaylardan, hastalıklardan korunurlar [18].

Başka yerlerde olduğu gibi, Maraş'lı Ermeniler için de bu ateş özeldir ve onun gücüne inanılır. Diyarıntaraç'ın tüm kırk günlük yas dönemlerini sonlandırdığına dair bazı Ermeni bölgelerinde yaygın olan inancın Maraş Ermenileri arasında da korunduğu açıktır ve Maraş'lılar "Ösör nür horsirın ile karsunklu gındekı karsunkı badırdin" (Bugün yeni gelinler ile kırk günlük yas döneminde bulunan kadınların yası sona erer) derler. Bu yortunun akşamı kırkı çıkmayan tüm yeni gelinler, yeni doğuran kadınlar kiliseye giderler; birkaç gün önce doğum yapmış olsalar bile "kırklarını okuturlar" ve kırklarını çıkarmış sayılırlar [19].

Derindes'te yeni doğmuş bebekleri kutsanmak üzere kiliseye götürmek gelenektir: "buluzdeki ijom gı danan" (çocukları kiliseye götürürler), papaz çocuğu kucağına alıp, mihrabın etrafında döner, ardından onu annesine teslim eder. Böylece kırk günlük süre sona erer.

Derindes cenazesi olan ailelerin kırk günlük yasını da sona erdirir. Geçmişte matemli kadınlar evden çıkmazlardı; ancak Derindes'te dünür, dost, komşu kadınlar onları kiliseye götürürler; ondan sonra o kadınlar evden çıkabilirler.

Diyarıntaraç'ta ziyafetler, şenlikler ve ziyaretler olmaz; tek istisna damadın evinden nişanlı kıza götürülen küçük tatlı bohçalarıdır.

Kavrulmuş un ve şerbetle yoğurulan ve evin hanımı tarafından ev ahalisine ve kapı komşularına dağıtılan un çorbası, bunun yanı sıra kavrulmuş nohut, kabak çekirdeği ve benzeri taneli şeyler Diyarıntaraç'a özel yiyeceklerdendir.

Ayrıca Derindes ateşi alınarak evin etrafında dolaştırılır; bunun yanı sıra yanan ateş eve götürerek evin lambası ve ocağın ateşi yenilenir. İnsanlar ocaklarına bolluk, verim ve kutsama getirdiğine inanarak, Diyarıntaraç ateşini evlerine götürürler.

Surp Sarkıso Bok (Aziz Sarkis veya önde gelenlerin perhizi)

Aziz Sarkis'e adanan bu yortu Ermeniler arasında çok popülerdir. Ermenilerin kilise yortu takvimine göre bu yortu Paskalya'dan dokuz hafta önce, Cumartesi günü kutlanır; Karnaval haftasından önce gelir ve 35 günlük bir zaman aralığında yer alır (Ocak 18 - Şubat 23 arası) ve isminden de anlaşıldığı üzere Ermeni halkınca çok sevilen Aziz Sarkis'e adanmıştır. Ermeni Hristiyan yortu takviminin bir parçasıdır, ancak onun kökleri çok daha eskidir ve paganizm dönemine kadar uzanmaktadır. Araştırmacılar bu yortunun içinde en eski Ermeni tapınma unsurlarını barındırdığını varsaymaktadırlar; bu unsurlar varlıklarını sürdürerek Hristiyan Azizi'nin cesur ve kibar şahsiyetinde vücut bulmuşlardır.

Aziz Sarkis yortusu Önde Gelenlerin perhizi ve ilgili ritüeller, alışkanlıklar ve gelenekler ile özdeşleşmiştir.

Önde Gelenlerin perhizi, veya Maraş'lıların dediği gibi Aziz Sarkis perhizi Pazartesi gününden itibaren başlar [21]. Maraş'lı Ermeniler Aziz Sarkis orucuna çok büyük önem atfederler ve hemen hemen bütün o hafta boyunca 3-5 gün perhiz yaparlar. Ancak, daha sıkı perhiz yapmak dilek tutan ve aç olarak veya tek öğünlük oruç tutan genç kızlara ve yaşlı kadınlara özgüdür (aç tutulan oruç bütün perhiz boyunca sudan başka hiçbir şey kabul etmemek demektir; tek öğünlük oruç tutanlar ise gün içerisinde bir kez genellikle akşam ayininden sonra yemek yerler). Bu perhizin özelliği hayvansal besinler dışında, un çorbası, öğütülmüş buğday ve undan yapılmış yiyeceklerin de yasaklı olmasıdır.

Üç günlük oruca katılanlar Çarşamba sabahı kiliseye giderler ve "Khaçmer" (kutsanmış su) içerek oruçlarını bozarlar. Eve döndüklerinde "Alla hots" (tuzsuz ve mayasız ekmek) yerler veya "pekhant" (un çorbası) içerler. Maraş'ın "pekhant"ı diğer Ermeni bölgelerinde yaygın olan ve kavrulmuş un ve üzüm şırası ile hazırlanan Aziz Sarkis yortusunun meşhur un çorbasıdır. Pekhant genellikle büyük miktarlarda pişirilir ve "zamanında yetişen" Aziz Sarkis'ten merhamet dilemek için kapı komşularına dağıtılır.

Geleneğe göre oruç tutan kadınlar ve kızlar kiliseden dönüşte ırbev şovro pişirirler ve mahalledeki tüm evlere dağıtırılar; şayet ev sahibi fakir ise, sadece yedi eve dağıtmakla yetinir [22]. Aziz Sarkis yortusunda özel bir dilek tutulur ve bu vesileyle kurban kesilir. O gün için pişirilen Alla hots'un içine kurban eti konulur ve yedi eve dağıtılır. Genellikle 5 gün oruç tutanlar Cumartesi sabahı kudas ayinine katılmak için kiliseye giderler ve ayinden sonra, eğer varlıklı insanlarsa kurban keserler ve kesilen kurbanın ges-corundan (et suyu) birkaç kaşık içerek oruçlarını bozarlar. Varlıklı olmayanlar ırbev şovro pişirirler ve yedi veya daha fazla eve dağıtırlar [23].

Gördüğümüz gibi Aziz Sarkis yortusunun kutsal yemeği şıralı lapa veya un çorbası ırbev şovrodur, bunun Azize sunulan kurban olarak mutlaka yenmesi ve özellikle de dağıtılması lazımdır.

Aziz Sarkis orucu yalnız yiyecekleri değil, evde yapılan bazı işleri ve yaşamsal işlemleri de kapsar, çamaşır yıkamak, yün taramak, iplik eğirmek, kumaş dokumak, vs. gibi.

Azizin adını taşıyanları isimleri nedeniyle kutlamak Aziz Sarkis yortusu geleneklerindendir. Şenlikler, oyunlar ve başka kutlama törenleri düzenlenmez; yalnızca oruç tutan gelin adaylarına damadın ailesi tarafından hediyeler ve tatlılar gönderilir.

Aziz Sarkis Ermeniler arasında en sevilen azizlerdendir ve Maraş'lı Ermeniler arasında popülaritesi çok yüksektir; o kadar ki halkın söz ve anlatılarında, atasözlerinde de yerini almıştır. Aşağıdaki atasözü Maraş'lı Ermeniler arasında bir şeyin gecikmesi veya ertelenmesi durumunda kullanılır. Bir kız nişanlıdır, evlenme günü gecikmektedir ve şöyle derler:

Ösör, ösör, voghı gesör,
Gene mnots Surp Sarkesan... [24]

Bugün, bugün, yarın öğleyin,
Yine kaldı Aziz Sarkis'e...

Pargindok - Herüs veya Tılkhaghi (Karnaval)

Karnaval Ermeni halkı tarafından en çok sevilen ve en ulusal yortulardandır, bu yortuya Maraş'lı Ermeniler Herüs veya Tılkhaghir derler [25]. Maraş'ta asıl Karnaval gününün en değerli, en muhteşem yemeği harisadır, o kadar ki yortuya yemeğin adını vermişlerdir, bu yüzden Herüs muhtemelen herisa kelimesinden gelmektedir, Maraş'lı kadınlar Karnaval günü mutlaka "herise", ve bunun yanı sıra tıtuıla şıvro (ekşili çorba) ve hadag (tane) pişirirler ve kiliseden dönüşte ailece tadarlar.

Tılkhaghir isminin çok daha derin kökleri vardır ve eski zamanlarda bu bayramda oynanan oyunlarla ilgilidir.

Büyük Perhiz'den önce gelen bir haftalık oruçların son et yenen günlerine Paregentan denir; bunların hepsi de Pazar günleridir; Paregentanların başlıcası "Asıl Paregentan" ise Büyük Perhiz'i izleyen son et yenen gün olan Pazar günüdür. Tamamen ziyafetler, şenlikler, eğlenceler, neşeli oyunlardan oluşan serbest ve kısıtsız bir dönem; bunu Büyük Perhiz'in sade ve kısıtlamalarla dolu uzun günleri takip eder.

Asıl Paregentan'ın Pazar günü Paskalya'dan yedi hafta öncedir ve Paskalya ile birlikte 1 Şubat-7 Mart arasında 35 günlük bir zaman aralığında yer alır. Geleneksel olarak, yalnız Asıl Paregentan Pazarı değil, ondan önceki iki hafta da Paregentan addedilir.

Kr. Kalusdyan bu yortu ile bağlantılı dünyevi gelenekleri aslına uygun bir biçimde tasvir ederken, 1800'lerin ortalarında Maraş'ta Paregentan günü Tılkhaghir'de açıkhava şenlikleri düzenlendiğini yazmaktadır. Kalusdyan Tılkhaghir kelimesinin "alay etmek" anlamına gelen "Tloh", "Tlahil" fiilinden geldiğini tahmin etmektedir [26]. Maraş'ın gelenek ve göreneklerini araştıran yazar Maraş'lı Ermenilerin Karnaval yaşamından Tılkhaghir gösterisine dair dikkate değer bir manzara tasvir eder; anlaşılacağı üzere söz konusu gösteri bu yortu sırasında yaşanan başlıca olaydır. Tılkhaghir adı verilen şey, kadınların komik giysiler giydirerek ve başını örterek gelin gibi süslediği bir kürekten başka bir şey değildir. Kadınlar takılarını Tılkhaghire takmaktan bile çekinmezler; ardından, özel oyunlar oynayarak veya komik şarkılar söyleyerek (avçel) tılkhaghiri evden eve gezdirirler. Bu gezintiden sonra geri getirip evin avlusuna dikerler ve gece geç saatlere kadar etrafında dans ederler, şakalar yaparlar ve eğlenirler. Karnaval'da oynanan bu tiyatro veya eğlence amaçlı oyunlar bütün Ermeni bölgelerinde oldukça yaygındı ve gördüğümüz gibi Maraş'lı Ermenilerde de korunmuştu.

İki haftalık Asıl Paregentan'la beraber çeşitli halk gelenekleri de yaşatılırdı; her günün kendisine özgü ismi ve yasakları vardı; bunlar doğrudan halkın yaşamı ve yaşam biçimi ile ilgiliydi ve bu yüzden de halkın basit ve naif inançlarının ifadesiydi.

Asıl Paregentan'ın Çarşamba gününe Geli Deon (kurt bayramı) adı verilirdi; o gün kadınlar Geli Deondur diyerek ve evlerinin ve yolcuların kurt tehlikesinden uzak kalacağına inanarak iş yapmazlardı.

Asıl Paregentan'ın Cuma gününe Mıgadeon (Fareler Bayramı) denir. Fareler bütün sene elbiseleri ve mobilyaları kemirmesin diye, kadınlar o gün ne dikiş yaparlar, ne iplik eğirirler.

Bargındin Şapot (Karnaval Cumartesi'si) günü Maraş'lı kadınlar çamaşır yıkamazlar, bu işi Büyük Perhiz'in ikinci haftasına ertelerler ve "Gındekı caren gı mıdnan", yani kadınlar Karnaval yemekleri hazırlamakla meşgul olacaklardır, derler.

Karnaval günlerinde genellikle yemek çeşitleri ve bolluğu doruk noktasına ulaşır; insanlar bütün etlileri, yağla hazırlanmış yiyecekleri bitirmeye çalışırlar, zira bu günleri 39 günlük uzun Büyük Perhiz dönemi izleyecektir.

Aghotsk (Büyük Perhiz) Pazartesi'sine Harpdzadeon (sarhoşlar bayramı) adı verilir; sarhoşlara rastlayıp da "cahrernin godrin yev caghernin dzrin" (çıkrıklarının kırılmaması ve makaralarının bükülmemesi) için o gün kadınlar iplik eğirmez. Aynı şekilde meçen üsgür gelle (içinden kemik çıkar) diyerek "kufto" pişirmezler, yalnızca "tıtuıla şovro" (ekşili çorba) pişiririler. Cumartesiden ertelenen çamaşır yıkama işi o güne özgü işlerdendir; ondan sonra Perhizi bozmaması için bir yağ lekesi veya kokusu kalmasın diye, evin tüm mobilyalarını yıkar ve temizlerler.

Cuma gününden itibaren evlerde perhiz tutma hazırlıkları yapılmaya başlanır; kadınlar perhize başlangıç olarak şerbetli çorba hazırlar.

Büyük Perhiz'in Cumartesi gününe "Hadag" (Tane) adı verilir. Maraş'lıların o güne adanmış şöyle bir atasözü bulunmaktadır: "Ösör hadag e, vaghı Zadag e" (Bugün tane, yarın Paskalya) [27].

Pazar günü kiliseden çıktıktan sonra "hadag" (tane) yemek günün en önemli geleneklerindendir. "Hadag" (tane), üstüne ceviz veya badem serpilerek yenen haşlanmış buğdaydır. Ancak o günün özel yemeği buğday, bakla ve nohutla hazırlanan tahıl çorbası "hadag şovro"dur.

O gün ayrıca şehrin batı kısmında bulunan ve sadece bir ağacın bulunduğu Sürp Türüs (Aziz Toros) isimli kutsal ziyaret mekânına giderler; burada her ziyaretçi dileğinin gerçekleşmesi için ağaca bir iplik veya bez bağlar. Aziz Toros'un bu mekânı ziyaret ettiği ve orada birkaç gün kaldığı anlatılır [28].

Medz Bok (Büyük Perhiz)

Ziyafetler ve şenliklerle dolu Karnaval günlerini Büyük Perhiz'in yedi hafta süren uzun dönemi izler. Bu Perhiz Büyüktür çünkü en uzunudur. Yalnız yiyecek konusunda Perhiz değil, davranış değişikliği de söz konusudur; insanlar kendilerini günaha sokacak her şeyi kendilerinden uzak tutarlar; uzun bir süre şenlik düzenlenmez; düğün yapılmaz; fedakârlık, sakınma ile geçen bir döneme girilir.

Perhiz döneminde hayvansal tüm besinlerin yerini sebze, zeytinyağı ve tahinle hazırlanmış yiyecekler alır. Maraş'lılar perhiz konusunda özel bir titizlik gösterirler; Büyük Perhiz ise en önemlisi ve en uzunu olduğu için, daha sıkı bir şekilde uygulanır. Büyük Perhiz yiyecekleri ile ilgili ritüel ilk gün zeytinyağlı veya pekmezli ekmek pişirilerek başlar. Genellikle buğday, nohut, mercimek, bakla, taze veya kurutulmuş sebzeler, zeytinyağı veya tahinle hazırlanan ve farklı şekillerde pişirilen tahıl çorbaları (hadag şorvo) Büyük Perhiz'in başlıca yiyeceklerindendir. Perhiz döneminin en tercih edilen yemekleri perhize özel kufto çeşitleri, tahin ve sebzelerle hazırlanan mezelerdir.

Büyük Perhiz döneminin ortasında, aynı şekilde kutlanan ve özel ritüellerin gerçekleştirildiği Miçink vardır: Bu ritüellerden başlıcası nişanlanmış kızlara damat adaylarının evinden hediyeler gönderilmesidir.

Karsun Manug (Kırk Aziz Masum)

Bu Sıvas'ta 4. yüzyılda şehit edilen kırk askerin bayramıdır, aynı ismi taşıyan kiliselerin de bayramıdır.

O gün Maraş'ın güney kısmında bulunan Ermeni Apostolik kiliselerinden en büyük cemaate sahip ve en zengin Karasun Mangunk Kilisesi'nin de isim günüdür. Bayram günü büyük bir kabın içine su doldururlar ve üzerine zeytinyağı dökerek 40 askerin anısına 40 tane fitil yakarlar. Kadınlar genellikle bayramdan önceki Cuma ve Cumartesi günleri çamaşır yıkamaz ve çalışmazlar [29].

Lısavriç (Aziz Krikor Lusavoriç)

Ermeni Hristiyanlığının yenileyicisi ve Ermenistan Kilisesi'nin düzenleyicisi Krikor Lusavoriç için, "Mudn i Virabın" (zindana iniş, hapsedilmesi), "Yeln i Virabn" (zindandan çıkış, salıverilmesi) ve "Nışkharats Küdn" (kutsal emanetlerin bulunması) olmak üzere yılda üç kez Kilise tarafından anma törenleri yapılır. Büyük Perhiz'de kutlanan, bu Zindana iniş bayramıdır. Maraş'lı kadınlar "mindz dön e" (büyük bir bayramdır) derler ve o gün çamaşır yıkamazlar.

Corcartor (Dzarzartar veya Dzaghgazart, İsa'nın Kudüs'e girişi)

Marash, 1907. A religious ceremony in front of St Kevork’s church
Maraş, 1907: Aziz Kevork kilisesinin önünde dini ayin (Kaynak: Kalusdyan, a.g.e.)

İsa'nın Kudüs'e geliş yortusuna Dzaghgazart adı verilir; bu yortu Paskalya'dan bir hafta önce kutlanır. Ancak yortu törenlerinin kökü çok eskilere dayanmaktadır; uzmanlar bu yüzden Dzaghgazart yortusunun da, İsa'nın Kudüs'e girişi ile özdeşleşen, Ermenilerin eski paganizm döneminden kalma bir bayram olduğu sonucuna varmışlardır.

Maraş'ta o gün kilise ayini ile kutlanır, inanç ziyareti, bahçe ziyareti, şenlikler gibi bazı geleneksel ritüeller 19. yüzyılın sonlarına kadar korunmuştur; ancak güvensizlik ortamı ve baskılar nedeniyle bunlar da yavaş yavaş kaybolmuştur. Geleneksel olarak, bu yortuda damadın ailesinden gelin adayına hediyeler gönderilir [31].

Dırınbots (Tırınpats, kapıların açılışı)

Palmiye Pazarı akşamı Dırınpots (Tırınpats) ayini sembolik bir törenle, halkın, özellikle kadınların ve kızların yoğun katılımı ile yapılır. Genel duadan sonra, ayini yöneten papaz (piskopos) ve diyakos ve koro mensupları ve mümin topluluğu grup halinde kiliseden çıkar ve kapı kapanır. Papaz değneğiyle kapıya vurur, koro mensupları ve müminler birlikte "Pats mez Der zturn voghormutyan" (Bize merhamet kapısını aç Tanrım) ilahisini söylerler; papaz bu şekilde üç kez kapıya vurur ve koro mensupları ve halk "Bize merhamet kapısını aç Tanrım"ı söylerler, ardından kapı içeriden anahtarla açılır ve papaz, koro mensupları ve müminlerden oluşan kortej ilahiler ve çınlayan enstrümanlar eşliğinde kiliseye giriş yapar.

O akşam "şans kapılarının" kendilerine açılacağına inanan bütün kızlar kiliseye giderler. Anneler kızlarına şöyle der: "Aghçins, ösör i jam gno ki bokhıt patsva" (Kızım, bugün kiliseye git ki şansın açılsın) [32]. Henüz dili açılmayan çocuklar o gün kiliseye götürülür; papaz tırınpatsek anahtarıyla konuşmayan çocukların dilini "açar".

Gusonk (On Bakire yortusu)

Palmiye Pazarı'ndan Paskalya'ya kadar olan yedi güne Avak Şapat (Kutsal Hafta) adı verilir ve haftanın günleri de Büyük (veya Kutsal) sıfatını taşır.

Kilise Kutsal Salı günü On Bakire öyküsünü anar. İncil'e göre, İsa Kudüs'e giriş yaptıktan iki gün sonra on bakire öyküsünü anlatmıştır. O günün akşamı İncil'den on bakire öyküsünün geçtiği bölümler okunur; bu yüzden de Kutsal Salı günü On Bakire ismini almıştır [33].

Maraş'lılar aynı şekilde bu yortuya Gusonk (bakireler) adını verirler. Bu yortu sırasında tüm yeni gelinler ve kızlar kiliseye giderler ve ellerinde mumlar tutarak kilisenin tüm üst balkonunu aydınlatırlar. Daha sonraları, İncil'den On Bakire'ye ayrılmış bölüm okunurken ayin cüppesi giymiş on küçük kızın ellerinde mumlarla mihrabın karşısına dizilmesi de gelenek halini almıştır [34].

Khurug (Kutsal Çarşamba)

Osmanlı Ermenilerine ait Bakır nesneler (Kaynak: Bedros Dikiciyan arşivi)

Osmanlı Ermenilerine ait Bakır nesneler (Kaynak: Bedros Dikiciyan arşivi)

Kutsal Hafta'nın önemli etkinlikleri Çarşamba gününden başlar. Geleneksel olarak, Çarşamba kötüyü ve kötücülü bertaraf eder. Bu gün çamaşır yıkama, kap kaçağı parlatma, evin tüm köşelerini silme-temizleme günüdür; her türlü kirlilik yok olmalıdır.

Maraş'lılar bu gün kırlardan çeşitli yenebilir yeşillikler, khurug veya nuag toplar ve çorba pişirir; yortunun adı da bundan gelir. Ailenin tüm fertleri o çorbayı içmelidir. Maraş'lı Ermeniler arasında, tüm Büyük Perhiz boyunca insanların vücut yağlarının eridiğine ve sadece bir badem büyüklüğünde yağ kaldığına, o kalan yağın da khurug yediklerinde eriyeceğine inanılır [35].

Avok Hinkşapti (Kutsal Perşembe)

Çarşambayı adil, bolluğun hüküm sürdüğü, temiz Perşembe izler. Bu gün ekmek, galeta ve hamursuz pişirilir. Paskalya yumurtaları boyanır-pişirilir; Kutsal Perşembe günü boyanan yumurtaların uzun süre bozulmadığına inanılır. Misafirleri memnun etmek ve yumurtaları dağıtmak için, aile fertleri büyük miktarda yumurta boyar. Yumurta boyamakta, rengi kırmızı olan kızılkök kullanılır. Kızılkök üzüm bağlarında yetişir; onu yıkar, kazanın dibine koyarlar ve üstüne yumurtaları yerleştirirler; ardından su ilave ederek pişirirler. Kutsal Perşembe günü Maraş'lılar tarafından bayram olarak kutlanır; özellikle kadınlar kilisedeki tüm ayinlere, "Gesavur Badarok"a (öğle ayini), "Udonlıvo"ya (ayak yıkama), "Lotsk"a (Kararan gece veya Ağlama gecesi) katılırlar [36].

Maraş'lı kadınlar o gün için özel bir yemek hazırlar: "aghamagh", yani "tuzlu- muzlu". "Aghamagh" patlıcanın baş tarafındaki yeşil kabuktur; onu kurutup bu gün için saklarlar. Kutsal Perşembe günü bu kuru kabuk haşlanır, kıyılır, üstüne soğan, tuz ve biber ilave edilerek yenir [37].

Avok Urpot (Kutsal Cuma)

Maraş, 1880 dolaylarında, Der Ghazaryan ailesi (Kaynak: Mihran Minasyan arşivi)

Maraş, 1880 dolaylarında, Der Ghazaryan ailesi (Kaynak: Mihran Minasyan arşivi)

Bir sonraki gün "Kutsal Cuma" kilise yortu takvimine göre İsa'nın çarmıha gerildiği, öldüğü ve gömüldüğü gündür; yani yas günüdür. Kutsal Cuma Maraş'lı Ermeniler arasında önemli bir yortu olarak kutlanır; o gün ağır işler yapmaktan kaçınırlar. Maraş kiliselerinde o gün yas tabutu inşa etme geleneği vardır. Herkes yas ve kederin hüküm sürdüğü gizemli ve ağır bir ortamda Cuma akşam ayinine katılır. Cenaze töreninden sonra halk tabutun üstüne konmuş İncil'i ve haçı öper ve tabağın içine hediye olarak para koyar [38].

Cuma gününün yiyeceği özeldir: İsa'nın ölmeden önce sirke içmesini anımsatmak üzere mutlaka sirkeli yemek yenir.

Geleneğe göre Maraş'lılar o gün, mercimek çorbasına sirke katılarak hazırlanan "katskhıla şovro" (sirkeli çorba) içerler [39].

Khutum (Paskalya arifesi)

Paskalya'dan önceki Cumartesi gecesine khıtum adı verilir. Kadınlar genellikle sabahtan itibaren oruç tutarlar; ancak bu durum bütün ev işleriyle uğraşmalarına engel değildir; bayram giysilerini hazırlarlar, çamaşır yıkarlar, hamama giderler, Arife yemeğini ve ertesi günkü yemekleri hazırlarlar; akşam ise Arife Ayinine ve kudas ayinine katılırlar [40]. Kilisedeki akşam ayininden dönüşte aile arife gecesi sofrasında bir araya gelir.

Mendz Zadag (Paskalya)

Ermeni halkını oluşturan tüm gruplar Paskalya'yı büyük bir görkem ve tören ile kutlarlar; bu kilisenin Diriliş Yortusu'na karşılık gelmektedir. Bu yortunun da sabit bir günü yoktur ve her yıl ilkbahar ekinoksunu izleyen ve 21 Marttan sonraki 35 günlük bir zaman aralığında yer alan bir Pazar günü kutlanır.

Başka yerlerde olduğu gibi, Maraş'lı Ermenilerde de Paskalya'da yumurta boyama, dostların evlerini ziyaret etme ve dostlara hediyeler götürme geleneği hiç bozulmadan devam ettirilmektedir [41]. Gerçekten de hem büyükler, hem de küçükler için aynı derecede sevilen bir yortudur bu. Büyük Perhiz'in tüm beklentileri bu yortuda yoğunlaşır. Sabah erkenden kiliseden çan çalınması ile birlikte tüm halk bayram giysilerini giyerek kilisede toplanır.

Ayinin sonunda büyükler birbirlerini "İsa ölülerin arasından dirildi" diyerek selamlarlar ve buna karşılık "İsa'nın dirilişi kutlu olsun" yanıtını alırlar. Küçük çocuklar, ergenler yumurta kırma oyununda birbirleri ile yarışırlar.

Paskalya'da mutlaka kurban kesilir. Kilise ayininden sonra Paskalya'da kurban eti dağıtma anı gelir. Kurban eti yendikten ve dağıtıldıktan sonra ziyaretler ve kutlamalar başlar. Paskalya yortusu iki üç gün sürer ve Paskalya'da karşılıklı kutlama ziyaretlerine gitmek zorunludur; selamlama yerine "İsa ölüler arasından dirildi" denir.

Paskalya bunun yanı sıra ev kutsama günüdür; papazlar evden eve dolaşırlar; evleri, masaya konan ekmeği, tuzu, suyu, tütsüyü, kandilleri, kilerdeki en önemli erzakı kutsarlar; papaz cömertçe mükâfatlandırılmış olarak evi terk eder.

Ertesi gün ölüleri anma günüdür. Maraş'ta Paskalya Ölüleri Anma günü olan Pazartesinin özel bir önemi vardır. Yanlarına Paskalya yemekleri, kırmızıya boyanmış yumurtalar alan erkek, kadın, büyük küçük herkes mezarlığa gider; doğrudan mezar taşlarının yakınında sofra kurarlar [42].

Maraş'ta Paskalya ve Kutsal Haç ölüleri anma günlerinin yas günleri değil, mutluluk günleri olduğu açıktır. O gün mezarlık bayram yerine döner [43]. Papazlar kabirleri kutsar, kadınlar tütsü ve mum yakar, gençler mezarlık yakınındaki kırda oyunlar oynar, yumurta tokuşturur, küçük çocuklar cepleri kırmızı yumurtalar, şekerlemeler ile dolu olarak sevinçten hoplayıp zıplarlar. Maraş anı kitabı yazarlarının söylediği gibi, Paskalya'da Pazartesi Ölüleri Anma Günü ziyafetler, sevinç gösterileri ile gerçek bir şenliğe dönüşür, sanki Maraş'lılar sevgili ölülerinin de kendi sevinçlerine ortak olmalarını istemektedirler.

Resim: H. Ghazaryan ("Dun" aylık öğrenci dergisi, 2. yıl, Mart 1924, sayı 19, Jıbeyl, Amerikan Yetimhanesi)

Avıdikasvadzin (Meryem Ana Yortusu)

Cebrail'in Meryem Ana'ya müjde vermesinin anısına kutlanan gündür. Cebrail Meryem Ana'ya Tanrı'nın Oğlu'nun kendisinden vücut bulacağı haberini verir; dolayısıyla o gün İsa'nın enkarnasyon ve annesinin rahminde vücut bulma yortusudur. Maraş'lı dindar halk geleneğe göre bu yortuda Beşaret'e adanmış Kutsal Ayin'e katılır. [44]

Yortu günü Maraş çevresindeki kırlarda çok sayıda beyaz papatyalar açıldığı anlatılır (yoğurt çiçeği). Kadınlar ve kızlar yortuyu bu çiçekleri toplayarak karşılarlar. Çiçekleri evlere getirip kuruturlar ve kışın çok faydalı ve şifa verici özelliklere sahip bir çay olarak kullanırlar [45].

İnonk (Hisunk - Elli)

Paskalya'dan Hamsin Yortusu'na kadar olan elli günlük süreye bu isim verilir; bunların hepsi Diriliş'in anısına olan kutsal günlerdir ve son on gün de İsa'nın Göğe Yükseliş yortusudur; ellinci ve son gün ise Hamsin Yortusu'na adanmıştır [46]. Kilisenin resmi geleneğine göre bu elli gün genellikle et yenilebilen günlerdir; sadece İsa'nın Göğe Yükseliş yortusundan sonra gelen iki Cuma ve bir Çarşamba günü perhiz günleridir.

Gelenekçi Maraş'lılar elli günlük perhizi sıkı bir şekilde tutarlar, dahası bütün bu süre boyunca kadınlar Perşembe günleri iplik eğirmezler. Aynı şekilde, bütün yıl boyunca Çarşamba akşamlarını Pazardan önceki akşam addederek, o akşam iplik eğirmemek gelenektendir. [47]

Kana'da düğün, 1453, resim: Vartan, Madenataran, Erivan, in Jean Michel Thierry, Armenische Kunst, Freiburg, 1988

Mentivor (İsa'nın göğe yükselişi)

İşte Maraş'lı Ermeniler arasında İsa'nın Göğe Yükseliş yortusunu öven bir şarkı:

Ah, mentivar, mentivar,
Mentivarın vaktı var,
Mentivara gelenın
Cennette beş tahtı var [48].

Հէ՜յ, Համբարձում, Համբարձում,
Համբարձումին ատենը կայ,
Համբարձումին եկողին՝
Դրախտին մէջ հինգ գահը կայ:

Mentivarın var olsun,
İçi dolu gül olsun,
Mentivara gelenın,
Akhıbatı var olsun [49].

Համբարձումը շէն մնայ,
Մէջը լեցուն վարդ ըլլայ,
Համբարձումին եկողին՝
Օրերը միշտ շէն ըլլայ:

Paskalya'dan tam kırk gün sonra İsa'nın göğe yükseliş yortusu kutlanır. Kilise yortu takviminde İsa'nın dirilişini müteakip kırk gün yeryüzünde kaldıktan sonra göğe yükselmesi yortusuna bu ad verilir. Bu yortu Paskalya'ya bağlı olarak 30 Nisan - 3 Haziran arasındaki dönemde 35 günlük bir hareketle daima Perşembe günlerine denk gelir. Bu mistik yortu Ermenilerin yaşadığı tüm bölgelerde ve yerleşim yerlerinde kutlanır; bu büyük, küçük herkes için sevilen ve beklenilen bir yortudur. Maraş'lı Ermeniler bu yortuya "Vicog" adını verirler; yortunun temel ritüeli çekiliş yapma törenidir. Her yerde olduğu gibi, Maraş'ta da yortu tören protokolü kurallara bağlanmıştır ve bu kurallara sıkı bir şekilde uyulur. Çarşamba akşamından başlıca seremoni olan çekiliş için hazırlık yapılmaya başlanır. Küçük erkek ve kız çocuklar gruplar halinde "mentivor" toplamaya başlar. Ellerinde testiyle yedi ev ziyaret ederler; her evden yedi avuç su, yedi ağaç türünden yedi yaprak, yedi çeşit çiçek, yedi küçük taş toplayarak testinin içine koyarlar. İçindekiler gözükmesin diye testinin üzerini bir örtü ile kaplarlar; testiyi asla yere koymazlar; gerekirse yüksek bir yere, bir sandalyenin üzerine yerleştirirler veya çiviye asarlar [50].

Maraş'lılar İsa'nın Göğe Yükseliş gecesinin gizemlerine ve mucizelerine inanırlar; birbirlerini kutlarlar; kadınlar ve kızlar şans getirdiğine inanılan çeşitli ritüeller gerçekleştirirler.

Göğe Yükseliş yortusunun Perşembe sabahı erkenden sütlaç pişirilir; bu yortunun geleneksel yiyeceğidir; geleneğe göre o gün sütlacı en azından yedi eve dağıtmak gerekir.

Öğleyin, mahallenin tüm kadınları toplanır ve testiye ailenin her ferdinin ismini taşıyan bir nesne atarlar, anahtar, çivi, yüksük, vs. gibi. Testinin yanına küçük bir kız oturturlar; kızın yüzü hiç kimsenin ne kızı, ne de testiyi görmemesi için peçeyle örtülüdür [51]. Mahalleli kadınlar grup halinde şarkılar söyler ve küçük kız her dörtlük şarkıdan sonra testinin içinden bir nesne çıkarır ve dörtlüğün içeriğine göre nesne sahibinin şansı belirlenir.

"Çıkar kızım, çıkar" diye seslenir yaşlı ve konuşkan bir kadın ve kız testiden bir işaret çeker ve çekiliş şarkısı söylenir. İyi şarkıcı olarak tanınan bir kadın şarkı söylemeye başlar ve diğerleri de ona katılırlar [52].

Ayne atdum çayıra,
Şavkı düşdü bayıra,
Eller ne derse desin,
İşim döndü khayıra [53].

Հայելին նետեցի դաշտը
Արեւի ցոլքը ինկաւ լերան վրայ
Ուրիշներ ինչ կ'ըսեն թող ըսեն
Գործս յաջող պիտի ըլլայ:

İşte gurbet olgusunu ve gurbetçinin dönüşünü bekleyen sevgilinin ruh halini yansıtan dörtlükler:

Rahyan ekdim gül bitdi,
Dalında bülbül ötdü,
Ötme bülbülüm, ötme,
Yarim ghurbete gitdi.

Ռեհան ցանեցի՝վարդ բուսաւ,
Ճիղին վրայ սոխակը երգեց,
Մի' երգեր, սոխակ, մի' երգեր,
Սիրականս պանդխտութեան գնաց:

Mercimek kile, kile,
Ölçerim sile, sile,
Yar kapuya gelirse
Enerim güle, güle.

Ոսպը հատիկ հատիկ
Կը ստկեմ մէկիկ մէկիկ
Երբ սիրեցեալս տուն դառնայ
Վար կ'իջնեմ ուրախ զուարթ:

Yaşlı kadın yeniden seslenir: "Çıkar kızım, çıkar, bu iyi bir yıldır". Kızın çekilişi yapması üzerine şu şarkı söylenir:

İttim sandık açıldı,
İncu, mercan saçıldı,
Anasına müjdelik,
Kızının bakhtı açıldı [54].

Հրեցի սնտուկը բացուեցաւ,
Հլուն մէրճան թափեցաւ,
Մայրիկին բարի լուր,
Աղջկան բախտը բացուեցաւ [55]:

Dörtlükler dizisi bu şekilde devam eder; geleceği öngören her dörtlük şarkıya yorumlar ve şakalar eşlik eder. Çekiliş gelin adayı veya reşit kıza şans vaat ederse, bütün kadınlar onun annesine: "eçkit las" (Gözün aydın), Asvoz ırınd bokhd da" (Tanrı ona iyi şans getirsin) derler ve iyi dileklerini iletirler.

Çekiliş sonunda testide kalan su ile tarlaları ve bağları, mahsulü ve yiyecekleri sularlar.

Alçacık kiraz dalı,
Dibinde yeşil khalı,
Ya Hisus! Ya Krisdos,
Sen göster doğru yolu.

Atımın yerin kürüdüm,
Yerine güller bürüdüm,
Eller ne derse desin,
Padişah oldum yürüdüm.

Su gelir aka aka,
Boynunda altun halka,
Mevlam muradım verse,
Sadaka verem khalka.

Peşgir, peşgir üstüne,
Yine peşgir üstüne,
Oturmuş yazı yazar,
Krisdos'un aşkına.

Alçacık tut başıyam,
Altun yüzük kaşıyam,
Bana baha mı yeter,
Ben cevahir taşıyam.

Bulamacım bularım,
Kaşıcıghım yalarım,
Yar kapuya gelirse
Hıkır hıkır gülerim.

Yedi deve güderim,
Ele karşı giderim,
Eller ne derse desin,
Ben Kudsa'ya giderim.

Heybe idim hey oldum,
Nakıb idim bey oldum,
Şükür olsun Tangrıma,
Hepisinden yeng oldum.

O rafdaki çiniler,
El deymaden iniler,
Yar kapuya gelirse,
Kulacıghım çiniler.

Çak taşı çakmak taşı,
Yarim yigitler başı,
Yarim yola çıkarsa,
Khıdırellez yoldaşı.

Yediğin yemiş olsun,
Giydiğin kumaş olsun,
Girip, çıktıghın evin,
Suvaghı gümüş olsun.

Dam üstünde damımız,
Üstünde harmanımız,
Şükür olsun Tangrıya,
Eyi çıkdı namımız.

Kazan kazan kavurma,
Taşdı deyu savurma,
Başına dövlet konmuş,
Kaçdı deyu çaghırma.

Elinde süd güleği,
Südden beyaz bileği,
Yaredenim kabul et,
Öksüz oghlan dileği.

İncu serdim güneşi,
Bakan gözler kamaşa,
Ya Hisus! Ya Krisdos!
Sen yetir bizi başa.

İncecik iğnesine,
Maylam cilvesine,
Ben müradıma erdim,
Darısı cümlesine.

Sabah kalkdım işime,
Şeker katdım aşıma,
Şeker aşını yerken,
Dövlet kondu başıma [56].

Ցածլիկ կեռասի ճիւղը,
Տակը կանաչ գորգը,
Ով Յիսուս, ով Քրիստոս,
Դուն ցոյց տուր ուղիղ ճամբան։

[անհասկնալի]
Տեղը վարդերով ծածկեցի,
Ուրիշներ ինչ կ՝ուզեն թող ըսեն,
Թագաւոր եղայ գալեցի։

Ջուր կու գայ հոսելով,
Վիզը կախուած ոսկի վզնոց,
Եթէ Աստուած փափաքս տայ,
Ողորմութիւն կու տամ մարդոց։

Անձեռոցի վրայ անձեռոց,
Դարձեալ անձեռոցի վրայ,
Նստած գիր մը կը գրէ,
Քրիստոսի սիրոյն։

Ցածլիկ թութո գլուխ եմ,
Ոսկեայ մատանիի ակ եմ,
Ուրախութիւն ինծի բաւ է,
Ես գոհարի քար եմ։

Թանձր խիւս եմ, կը պատեմ,
Դգալովս կը լզեմ,
Եարս երբ դուռըս գայ,
Քահ-քահ կը խնդամ։

Եօթը ուղտ կ՝արածեմ,
Օտարի դէմ կը քալեմ,
Օտարներ ինչ ուզեն թող ըսեն,
Ես կ՝երթամ Երուսաղէմ։

Տոպրակ էի [անհասկնալի] դարձայ,
Սպայ էի պէյ դարձայ,
Շնորհակալ եմ Աստուած,
Բոլորէն [անհասկնալի] դարձայ [57]։

Hoku Bok (Hamsin Yortusu)

İsa son yemekte havarilerine Kutsal Ruh'u kendilerine gönderme sözü verdi; bu vaat Paskalya'nın elli günü sona erdikten sonra Ellinci gün, Pentekost'un Pazar günü yerine getirildi (yortu Paskalya'ya bağlı olarak 35 günlük bir hareketle 10 Mayıs - 13 Haziran arasındaki döneme denk gelebilir) [58]. Anlatıldığına göre, Maraş'lı Ermeniler Kutsal Ruh'u özel bir ihtişamla anarlardı ve geleneğe göre, bütün hafta perhiz tutulurdu; buna Kutsal Ruh Perhizi adı verilirdi. Daha sonraları, sadece yaşlı kadınlar bu geleneği sürdürüyordu ve hemen hemen unutulmaya yüz tutmuştu [59].

Vartivor (Tecelli Yortusu)

Ermenilerde Tecelli Yortusu çok eski köklere dayanan yortulardandır; eski adını koruyarak, İsa'nın Tecelli Yortusu'na dönüşmüş ve Ermeni Hristiyan inanışına geçmiştir.

Ermeni Kilisesi Tecelli Yortusu'nu Paskalya'dan 98 gün sonra kutlar; böylece Paskalya'ya bağlı olduğundan, 35 günlük bir hareketle 28 Haziran - 1 Ekim arasında bulunan bir güne denk gelir [60].

Tecelli Yortusu her yerde dini ziyaretler yortusudur ve hiçbir yortu Tecelli Yortusu kadar büyük popülariteye ve çekiciliğe sahip değildir; o Ermeni dünyasında en sevinçli ve en sevilen yortulardandır. Bütün yortular gibi, Tecelli Yortusu'nun da kendine özgü törenleri vardır; bunlar bölgeden bölgeye farklılık göstermekle birlikte genel nitelik taşır; örneğin, birbirinin üstüne su atmak, güvercin uçurmak, çiçeklerle süslenmek, dini ziyaretler, kurban kesme, törenler, vs. gibi.

Su kaynaklarına gitmek ve birbirinin üstüne su atmak, dini ziyaretler, kurban kesme, vs. gibi halk arasında yaygın olan Tecelli Yortusu'na bağlı gelenekler, Maraş'ta da aynı şekilde korunmuştur.

Maraş yortularını tasvir eden Hagopos Varjabedyan, geleneksel Tecelli Yortusu'nu anlatırken şöyle yazıyor: "Geçmişte Maraş'lı Ermeniler Tecelli Yortu gecesi suların kabardığına ve o anı gören kişinin bir dilek tutması durumunda bu dileğin mutlaka gerçekleşeceğine inanırlardı." Dolayısıyla Maraş'lılar bir önceki akşamdan itibaren su kaynaklarının yakınına, kutsal ziyaret yerlerine, meşhur kaynaklara, dağ zirvelerine giderler, suyun kabarma anını görmek ve dilek tutmak için gece uyumaksızın su kaynağının yanında nöbet beklerlerdi. Ancak, Tecelli Yortusu'nda gerçekleştirilen kutsal mekân ziyaretlerinin başlıca merkezi, Maraş'tan çok uzak olmayan bir dağın zirvesindeki Karasnagn (Kırk Göz) adı verilen Taksarakoli (Tateos Havari) meşhur kutsal mekânıydı [61].

Gece gerçekleştirilen kutsal mekân ziyaretleri giderek ortadan kalkarak, daha sonraları Tecelli Yortusu sabahı erkenden Taksarakoli Dağı'na çıkmak gelenek halini almıştı.

Cumartesi gününden kutsal mekân ziyareti hazırlıklarına başlanırdı; evin hanımı ekmek pişirirdi; çeşitli mezeler hazırlardı. Pazar günü hava aydınlanmadan ziyaretçiler yola çıkardı. Çok sayıda kadın, kız, özellikle de Tecelli Yortusu'nda "Kutsal Işığın ayağına gitme" yemini edenler başı açık, yalınayak yürürdü. Bazıları da büyükçe bir taşı kaldırıp zirveye kadar çıkarırlardı [62].

Güneş henüz dağların arasından doğmadan, ziyaretçilerin bir kısmı Kırk Göz Taksarakol kutsal mekânının bulunduğu dağın eteklerinden fışkıran Aziz Gadarine kaynağına varırdı. Kutsal mekân ziyaretçileri kahvaltı yapmak ve yorgunluklarını atmak için soğuk suyun yanında mola verirdi. Kadınlar Aziz Gadarine suyunun şifa verici özelliğine inanarak o suyu kendi üzerlerine serpmekten hoşlanırdı. İnsanlar güneşin doğuşunu hep birlikte "Zartir park im" (Uyan şanım!), "Aravod luso" (Sabah ışığı) ve başka ilahiler okuyarak karşılardı.

Halk güneş doğmadan Tateos Havari'nin kutsal mekânı olan Taksarakoli'nin zirvesine ulaşmak için acele ederdi. Geleneğe göre, Aziz Tateos Maraş'ta vaaz vermiş ve gece dinlenmek için bu dağın zirvesine tırmanmıştır [63].

Yaklaşık bir saat sonra ziyaretçiler tepenin zirvesine ulaşırlar; zirvede yüzyıllık bir ağaç vardır; yanında taş yığınlarından oluşan doğal dini ziyaret mekânı durmaktadır. Her ziyaretçi kendi taşıdığı taşı bu taş yığınının üstüne koyar. Ziyaretçilerin getirdikleri taşlarla giderek, eski Ahit'teki sunaklara benzer küçük bir kilise/mihrap oluşur. Ziyaretçiler burada tutkulu bir şekilde dua ederler; bazılar horoz kurban eder veya taşların üzerine bozuk para yerleştirir. Kutsal ziyaret mekânının hasılatı Maraş Aziz Garabed Kilisesi'ne aittir; günün sonunda zangoç gelir ve kurban edilen horozları ve parayı kiliseye götürür.

Yortu, asıl Tecelli Yortusu ritüeli, yani halk arasında yaygın geleneğe göre, su atma geleneği ile doruk noktasına ulaşır; bu ritüel kalıcı bir gelenek olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Genç, yaşlı, erkek kadın birbirinin üstüne su atarlar. Su bu günün ana unsurudur; utangaç gelinler, kızlar bile su atma oyunlarına katılırlar. Ardından halk şenliği, şarkı, dans, ziyafetler başlar.

Hripsimia Gusonk (Hripsime Bakireleri)

Ermeni Kilisesi tarafından Hripsime bakirelerini anma yortusu Maraş'lı Ermeniler arasında daha çok kadınlara özgü bir yortudur. Kadınlar şehit bakirelerin anısına saygı olarak, o gün kilise ayininden sonra iplik eğirmezler [64].

Asvadzin (Meryem Ana - Üzün Kutsama Yortusu)

Bu Meryem Ana Yortusu'nda kilise geleneğine göre üzüm kutsanır. Geleneğe göre, ilk mahsulü ve meyveleri kutsayarak Tanrı'ya adamak ve kilisede ritüellerle kutsamak, eski zamanlardan kalma kendine özgü bir ayindir. Tüm diğer Ermeni bölgelerinde olduğu gibi Maraş'ta da, Üzüm Kutsama günü olan Meryem Ana yortusuna kadar yaygın bir halk geleneğine göre üzüm yenmez. O gün de beş büyük tanrısal yortulardan biri olduğu için, Maraş'lılar tarafından "Dughuvar" (Daghavar) olarak adlandırılır ve önemli yortulardan biri olarak görülür. Bu yortu Maraş Meryem Ana Kilisesi'nin de yortusudur. Maraş'taki tüm kiliselerde o gün Khaghogh urşnil (Üzüm Kutsama) ayini yapılır [65]. Üzüm Kutsama ayininin hazırlıkları bir önceki gün başlar; kabul gören bir kurala göre yortudan önceki Cumartesi akşamı insanlar elde ettikleri üzüm mahsulünden bir kısmını hediye olarak getirip kilisenin avlusuna dizerler ve mahsulün bol olmasını ve yılın müreffeh geçmesini rica ederler; öyle ki, kilise avlusu hızla üzüm yığınlarıyla dolar. Pazar sabah ayininin sonunda üzüm kilise ritüeline göre kutsanır. Ayinde hazır bulunan müteyeddin halk kutsanmış üzümü tadar; o kutsama ile üzüm yeme yasağı fiilen kalkar. Ayrıca, kutsamanın tüm üzüm mahsulünü ve ondan hazırlanan gıdaları kapsaması için, kutsanmış üzüm tanelerinden eve götürmek de gelenektir. Müteyeddin Maraş'lılar o gün evden eve üzüm dağıtırlar, özellikle de fakirlere.

O yortu günü Maraş'lıların Zeytun'daki Kurtarıcı İsa ve Meryem Ana Manastırları'nı ziyaret etme geleneği olduğu anlatılır. Kr. Kalusdyan'a göre "O günlerde Zeytun'un yarı bağımsız hali ve oraya kutsal mekân ziyaretine gidenlerin özgür bir Ermeni bölgesinde rahat nefes alması, sofuluk ile birlikte bu dini ziyaretlerin başlıca cazibesini oluşturuyordu. Ancak son zamanlarda hüküm süren olumsuz siyasi koşullar ve kuşkular ziyaretçi sayısının çok azalmasına neden olmuştu" [66].

Kheç (Haç)

Khaçverats veya Kutsal Haç Yortusu haçı yüceltme ve övmeye dönük ilk eylemle ilgili en eski haç yortularındandır [67]. Kutsal Haç Yortusu'ndan bir önceki günün akşamı kutlama yapmak ve kendini haçı yüceltmeye adamak, Maraş'lı Ermenilerin bu yortuyu önemli yortular arasında saymasına yol açarak, ona özel bir şekilde davranmaları sonucunu doğurmuştur. Geleneğe göre, Kutsal Haç Yortusu günü kilisenin büyük haçı rengârenk çiçekler ve hoş kokulu bitkilerle, özellikle Maraş'ın meşhur fesleğen yaprakları ile süslenir. Ardından süslenen bu haçla din adamları ve halk kilisenin çevresinde bir kortej oluştururlar. Bu törene Maraş'lılar "ırahern urşnil" (fesleğen kutsama) adını verir [68].

Kiliseden sonra kadınlar kutsanmış fesleğen yapraklarını evlerine götürür ve bolluk getirmesi için erzakların arasına koyar.

Haç; Datev (Sünik) Manastırı'na ait olmuştur. Ermenistan Tarih Müzesi, Erivan, in Claude Mutafian (ed.), Arménie. La magie de l’écrit, Paris/Marsilya, 2007.

Kheçan Tivı (Varaka Haçı)

Ermeni Kilisesi'nde Haç'ın mucizevi görünme olaylarından biri 653 tarihinde Varaka'da görünmesidir. Kilise yortu takvimine kaydedilmiş Haç'ın Görünme yortusu 25 Eylül - 1 Ekim aralığına denk gelen Pazar günü kutlanır [69]. Maraş'lı Ermeniler bu yortuyu Haç'ın göründüğü tarihe bağlayarak "Kheçan tiv" (Haç tarihi) adını verirler [70]; bu muhtemelen yortunun eski isimlerindendir ve Varaka Haç yortusunun ismi ile aynı şeyi ifade etmektedir.

İsnog (Hisnag - Elli)

İsnog eski dönemlerde Büyük Perhiz gibi tümüyle bir perhiz dönemi olmakla birlikte, son zamanlarda sadece Çarşamba ve Cuma günlerinden başka, üç haftalık bir perhiz dönemine dönüşmüştü; bunlardan birincisine Hisnagats Perhiz, ikinci haftaya Aziz Hagop perhizi ve son haftaya Noel perhizi adı verilirdi [71].

Suro Egüo (Aziz Hagop)

Aziz Sarkis perhizinde olduğu gibi, Aziz Hagop'un anısına da bazen bir, bazen 3-5 günlük bir perhiz veya oruç tutarlar. Geleneğe göre, perhiz tutan kişiler sabah erkenden kiliseye giderler ve kutsanmış "khaçmer" suyunu içerek perhizlerine son verirler [72]. Geleneğe göre, oruç tutan nişanlı kızlara nişanlısının evinden terlik, çorap ve başka hediyelerle birlikte, helva gönderilir; bu helvaya çoğu zaman "Aziz Hagop helvası" adı verilir.

Avok Döndek (Büyük Yortular)

İsa'nın görünmesi ile ilgili perhizden önce kutlanan dört özel yortuya Büyük Yortular adı verilir; bu yortular İsa'nın doğumunun tanığı olarak görülür. Bu dört yortu şunlardır:

Davut Peygamber ve İsa'nın kardeşi Yakup,
İlk Hristiyanlık şehidi Aziz Stefan,
Havariler Petrus ve Pavlus,
Havariler Hagopos Klkhatir ve İncil Yazarı Yuhanna [73].

23-29 Aralık haftasına denk gelen bu dört Büyük Yortu'nun Maraş Yortular takviminde uygun bir yeri vardır; halk tutkulu bir şekilde kiliseye gider; kadınlar azizlerin anısına derin bir saygı duyar ve "Pazardan önceki akşam"dır diyerek akşamları iplik eğirmez. [74]

  • [1] Maraş Ermenilerinin meşhur yortuları ve özellikle gelenekleri konusunda eğitimci Hagopos Varjabedyan'ın kaleme aldığı ve günümüzde birincil kaynak değeri taşıyan tasvirler eşsizdir. Makaleler dizisi "Püragn" dergisinin 1897 ve 1898 sayılarında yayınlanmış olup, Kr. Kalusdyan'ın Maraş Tarihi kitabında hemen hemen aynen yer almaktadır.
  • [2] Krikor Kalusdyan, Maraş veya Kermanig ve Kahraman Zeytun, 2. baskı, New York, 1988, sayfa 333.
  • [3] Aynı kaynak, sayfa 345.
  • [4] Aynı kaynak, sayfa 333.
  • [5] Bakınız: Hranuş Kharadyan-Arakelyan, Ermeni halk bayramları, Erivan, "Hayasdan", 2000, sayfa 18-27:
  • [6] Aynı kaynak.
  • [7] Maraş'ta söylenen "Avedis" şarkılarının bu parçalarını 1999 tarihinde Halep'te Maraş'lı Bayan Rozin Keşişyan'dan duyup yazıya aktardık.
  • [8] Aynı kaynak.
  • [9] Aynı kaynak.
  • [10] Kalusdyan , a. g. e., sayfa 333.
  • [11] Aynı kaynak, sayfa 334.
  • [12] Aynı kaynak, sayfa 334.
  • [13] Aynı kaynak, sayfa 334.
  • [14] Tarafımızdan yazıya aktarılmıştır; 1999'da Halep'te Bayan Rozin Keşişyan tarafından söylenmiştir.
  • [15] Maghakya Başpiskopos Ormanyan, Ritüel Sözlüğü, Antilyas-Lübnan, 1979, sayfa 66.
  • [16] Kharadyan-Arakelyan, a. g. e., sayfa 45.
  • [17] Kalusdyan , a. g. e., sayfa 334.
  • [18] Aynı kaynak, sayfa 335.
  • [19] Bu gelenek doğum yapan kadının kırk güne kadar kirli, dolayısıyla kötücül güçlere karşı savunmasız olduğu inancıyla açıklanmaktadır.
  • [20] Bakınız: Aziz Sarkis (Bilimsel toplantı konuları), Erivan, "Mughni", 2002.
  • [21] Kalusdyan , a. g. e., sayfa 334.
  • [22] Aynı kaynak, sayfa 334.
  • [23] Aynı kaynak, sayfa 334.
  • [24] 1990'larda Halep'te Maraş'lı Bayan Markarid Talatinyan'dan duyup yazıya aktardık.
  • [25] Kalusdyan , a. g. e., sayfa 336.
  • [26] Aynı kaynak, sayfa 336.
  • [27] Aynı kaynak.
  • [28] Aynı kaynak, sayfa 337.
  • [29] Aynı kaynak, sayfa 337.
  • [30] Ormanyan , a. g. e., sayfa 38.
  • [31] Kalusdyan , a. g. e., sayfa 337.
  • [32] Aynı kaynak, sayfa 337.
  • [33] Ormanyan , a. g. e., sayfa 65.
  • [34] Kr. Kalusdyan, 337.
  • [35] Aynı kaynak, sayfa 337.
  • [36] Aynı kaynak, sayfa 337.
  • [37] Aynı kaynak, sayfa 337 -338.
  • [38] Aynı kaynak, sayfa 338.
  • [39] Aynı kaynak.
  • [40] Aynı kaynak.
  • [41] Aynı kaynak, sayfa 338.
  • [42] Aynı kaynak.
  • [43] Aynı kaynak.
  • [44] Ormanyan, a. g. e., sayfa 18.
  • [45] Kalusdyan, a. g. e., sayfa 339.
  • [46] Ormanyan, a. g. e., sayfa 50.
  • [47] Kalusdyan, sayfa 339.
  • [48] Aynı kaynak, sayfa 339.
  • [49] Tarafımızdan yazıya aktarılmıştır; 1999'da Halep'te Bayan Maraş'lı Bayan Rozin Keşişyan'dan duyup yazıya aktardık.
  • [50] Kalusdyan, a. g. e., sayfa 339.
  • [51] Aynı kaynak, sayfa 339.
  • [52] Aynı kaynak, sayfa 339.
  • [53] Aynı kaynak, sayfa 340.
  • [54] Aynı kaynak, sayfa 340.
  • [55] Aynı kaynak.
  • [56] Aynı kaynak, sayfa 340 -41.
  • [57] Ermenice harfli Türkçe bu şarkının sözlerini Ermeniceye Krikor Göncyan çevirdi.
  • [58] Ormanyan, a. g. e., sayfa 43.
  • [59] Kalusdyan, a. g. e., sayfa 341.
  • [60] Ormanyan, a. g. e., sayfa 62.
  • [61] Kalusdyan, a. g. e., sayfa 343.
  • [62] Aynı kaynak.
  • [63] Aynı kaynak.
  • [64] Aynı kaynak, sayfa 344.
  • [65] Aynı kaynak, sayfa 344.
  • [66] Aynı kaynak.
  • [67] Ormanyan, a. g. e., sayfa 36.
  • [68] Kalusdyan, a. g. e., sayfa 344.
  • [69] Ormanyan, a. g. e., sayfa 29.
  • [70] Kalusdyan, a. g. e., sayfa 344.
  • [71] Ormanyan, a. g. e., sayfa 51.
  • [72] Kalusdyan, a. g. e., sayfa 344.
  • [73] Ormanyan, a. g. e., sayfa 17.
  • [74] Aynı kaynak.