Urfa – Halk hekimliği

Yazar: Adom H. Bucikanyan, 02/03/2017 (son değişiklik: 02/03/2017), Çeviren: Dikran Der-Voğormyacıyan

Aralarında mucizeyle gerçekleştirilen tedavilerin de bulunduğu inançlar halk hekimliğinin bir parçasıdır. Bu anlamda, Urfa mucizeyle şifa bulma ile ilgili Hristiyanlığın ilk yıllarından kalma bir hikâyenin bize ulaştığı yerlerden biri olarak görülebilir.

Bir efsaneye göre, İsa'nın ünü, Arşaklı'lar ile dünürlük bağları olduğu söylenen bir hanedana mensup Yetesya'lı (Urfa'nın tarihi ismi) Kral Apkar'a kadar ulaşır. Urfa'ya hükmeden bu kral cüzzamdan (hastalığın taşıyıcısı: Mycobacterium leprae) muzdaripti. Kral İsa ile mektuplaştı ve İsa'dan özellikle de Kudüs'te baskılara maruz kaldığı için kendisini tedavi etmek üzere Urfa'ya sığınmasını rica etti. İsa, görevini tamamlaması gerektiği için bu talebi reddetti. Ancak Apkar'a portresini, havlusunu gönderdi.  İsa'nın göğe yükselişinden sonra havari Tateos (Tadeus) Urfa'ya gelir ve Kral Apkar'ı sağlığına kavuşturur ve Hristiyanlığı ülkede yayar. [1]

Bu efsane Urfa'da tıpla ilgili bildiğimiz en eski hikâyelerdendir.

Yetesya'lı Kral Apkar resminden bir bölüm (Kaynak: Rev. Ohan Gaidzakian, Illustrated Armenia and the Armenians, Boston, 1898)

Urfa'da sağlık durumu ve halkın inanışlarına ışık tutan veriler

Urfa Sancağı yukarı Mezopotamya'nın ılıman kuzey bölgesinde yer almaktadır.  Sancağın en önemli şehri olan Urfa deniz seviyesinden yaklaşık 500 metre yükseklikte bulunmaktadır; bu da ona görece ılıman bir iklim sağlamıştır. [2]

Urfa yılın dört mevsimini net bir şekilde yaşar: kışın karı boldur, yazın ise gün içinde feci kuru bir sıcak hüküm sürer; bunu şehrin sakinleri evlerinin damlarında veya bahçelerinde gecelediklerinde, gece serinliği takip eder. [3] Bu yaşam tarzı bağışıklık sistemlerini uyararak Urfa'lıların (Ermeni, Arap, Türk, Kürt, Süryani ve Yahudi) muhtemelen belli oranda sağlıklı olmalarını sağlamıştır. İlkbaharda, Urfa Pazarı yoğurt, tereyağı, peynir ve yağla dolar taşar; sonbaharda ise, evlerin depoları tatlılar, buğday ve bulgur ile dolar. Bulgur "yeminli" etçil Urfa'lının sevdiği çiğ köftenin, boraninin veya lıkhlıkhun köftenin bileşenlerinden biridir. [4] Urfa'lıların bu aşırı etçilliğinin sonuçları hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. [5]

Urfa Pazarı 1919-1920 dolaylarınd (Kaynak: Rahip Gabriel Bretocq tarafından çekilmiş fotoğraf, Archives départementales de l’Eure. Fonds Gabriel Bretocq)

Urfa Şehri'nin yapısı üzerine kısa bir bakış

Şehirde çok sayıda iki katlı taş ev bulunmaktadır.   İçme suyu mahallelerdeki su depolarından veya "kastel" adı verilen yerlerden gelir; evlerde kullanılan su ise su kuyularından çekilir. 1886 yılına kadar Ermeni mahallelerindeki evlerde akan su yoktu; belediye hizmetleri de hemen hemen bulunmadığı için, şehirdeki sağlık durumu iç açıcı değildi. Urfa'nın sokakları dar ve lağımları düzensizdir. Gerçi Ermeni Mahallesi yüksek bir konumda bulunmaktadır, havadar ve görece sağlıklıdır, ancak orada yaşayan ahalinin bulaşıcı hastalıklardan ne kadar korunduğunu bilmiyoruz. Aram Sahagyan'ın Urfa Anı kitabı buna özel olarak açık bir yanıt vermiyor; çocuk hastalıkları, ölüm oranı ve Ermeni ailelerinin geleneksel olarak yüksek doğurganlık oranı ile ilgili bilgiler de kitapta yer almamaktadır. [6]

Urfa Camii ve Balıklı Göl, 1919-1920 dolaylarında (Kaynak: Rahip Gabriel Bretocq tarafından çekilmiş fotoğraf, Archives départementales de l’Eure. Fonds Gabriel Bretocq)

Kutsal ziyaret mekânları

Şehrin çevresindeki bahçelerde düzenlenen yaz şenlikleri dışında, Urfa'da halk eğlenceleri için başlıca iki yer vardır: Ayn-el-Zalikha ve Balıklı Göl. Orada olağanüstü miktarda balık vardır, ancak kutsal balık avı yasaklanmıştır, zira her iki mekân da geleneksel dini nitelik taşımaktadır. Rivayetlere göre putperestler İbrahim Peygamber'e baskı uygularlar, onu yakalar ve putlara kurban etmeyi kararlaştırırlar. Olay Urfa Kalesi önünde, göl bölgesinde yaşanır. Bir sunak hazırlanır ve İbrahim Peygamber'in vücudu ağaç dalları ile yakılmak istenir. O anda, gökyüzünden bir yıldırım düşer, oradaki ağaçlardan birini tutuşturur, ağaçtan kıvılcımlar sıçrar; kıvılcımların düştüğü yerden de su fışkırır. Yıldırım düşen ağaç ise yeşilliğini korur. Bu harika ağaca "Eradz" ağacı adı verilir. [7]

Balıklı Göl'ün çevresi Hristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal bir mekân haline gelir. Eradz ağacının dallarına kutsal mekân ziyaretçilerinin boncuklar ve renkli elbise parçaları bağlaması geleneği mevcuttu. Kutsal mekân ziyaretçilerinin bu mekânı mucizevi şifalar bulmak üzere ziyaret ettikleri açıktır.

Benzer mekânlardan biri de, Urfa Şehri'nin güneybatı kısmında bulunan Kral Apkar Dağı'dır. Bir efsaneye göre, orada büyük bir mağarada Kral Apkar'ın mezarı bulunmaktadır. Haziran'ın birinci günü kutsal mekân ziyaretçileri burayı ziyaret ederler, mezarının başında dua ederler ve ardından da yiyip içme ve şenlikler başlar. [8] Apkar'ın cüzzam hastalığının tedavi edildiği efsanesini zaten biliyoruz. Dolayısıyla ziyaretçilerin kralın mezarını ziyaret ederek sağlıklarının düzelmesini umduklarını tahmin ediyoruz.

Urfa'lı Ermenilerin meslekleri

Aram Sahagyan 17 meslek ismi sayıyor. [9] Modern anlamda 19. yüzyılın sonunda Urfa'da meslek hastalıkları kavramının ve buna uygun tedavilerin olacağı beklenemez. Ancak duvarcılık, yakın taşocaklarında taşçılık, değirmencilik ve demircilik gibi sayılan bazı meslekler özellikle kemiklerde, kaslarda ve eklemlerde bedensel hasara neden olabilir. Buna karşın Urfa'da kadın veya erkek kırıkçılar bulunurdu. Sahagyan bunlardan Nurudoghents Maryam ile Ghazar'ın adlarını anmaktadır. Bunlar ezikleri, kol ve ayaklardaki çıkıkları tedavi ederler ve kırılan kemikleri birleştirirlerdi. [10]

Urfa'daki hastalıklar ve halkın uyguladığı tedavi yöntemleri

Şunu bilmek gerekir ki, Urfa'da ufak tefek rahatsızlıklar pek önemsenmez. Urfa'lı rakı/çiğ köfte tedavisinin rahatsız kişiyi ısıtıp ertesi gün ayağa kalkmasını sağlayacağından emindir.

Ancak Urfa'lılar şu iki hastalıktan çok korkarlar:

Göz ağrısı

Bu özellikle yaz mevsiminde ortaya çıkan en yaygın hastalıktır. [11] Belirtilen nedenler şunlardır: yakıcı güneş, toz, meyve hülasası ve genellikle hijyen koşullarının sağlanmaması. Bundan da söz konusu hastalığın muhtemelen konjonktivit olabileceği çıkarsamasında bulunmak mümkündür. Tedavi için hastalar genellikle kadın olan halk hekiminin kapısının önünde sıraya girerler. Bazen hastanın kör olmasına neden olan tedavi imkânlarının ne olduğu hakkında bilgi bulunmamaktadır. Her hâl ü kârda, 19. yüzyılın ikinci yarısında Urfa'da Alman Hastanesi açıldığında halk hekimlerine başvuran hasta sayısında düşüş yaşanır.

Zatülcenp

Hastalık her mevsimde halktan oldukça önemli sayıda kurbanlar alıyordu. [12] Sahagyan bu hastalığın nedenlerini belirtmez. Bu mesela satlıcan gibi bir solunum organları enfeksiyonunun sonucu olabilir. Halk arasında başvurulan tedavi yöntemi şişe çekmek ve (ustura veya sülükle) kan almaktır.

Şark çıbanı

Oyuk şeklinde yara izlerine benzeyen, yetişkinlerin yanaklarında veya burunlarının ucunda ortaya çıkan yaralardır. Bunlara ensede, kollarda ve ellerde de rastlanabilir. İnsanlar yaşamları boyunca bir kez şark çıbanı çıkarırlar. [13] Hastalık, birey flebotom sınıfına mensup dişi tatarcık sinekleri tarafından ısırıldığında ortaya çıkar. Sinek derinin altına tek hücreli layşmanya türünden bir parazit zerk eder. Hastalık bilimsel olarak cutaneous leishmaniasis ismiyle tanınır. [14] Bu sinekler Suriye ve Irak'ta suların bol olduğu bölgelerde, bataklıklarda çoğalır.

Urfa Alman Misyonu'nun kliniğinde eczacı Apraham Attaryan hasta öksüzleri muayene ederken (Kaynak: Der Christliche Orient, Mai 1900, Verlag der Deutschen Orient-Mission, Berlin)

Urfa'da halk hekimleri ve halk hekimliğinin diğer tedavi yöntemleri

İşıne Bakh Minas

Minas, 1885'te Maraş İlahiyat okulunda okumak için yaptığı başvurusu reddedilen bir Urfa'lıdır; öyle ki, o Urfa'ya geri döner ve halk hekimi olarak çalışmaya başlar. Buna göre, Minas'ın hastalığa yol açan ve Koch basili olarak da tanınan mikropları (Mycobacterium tuberculosis), verem hastalarının göğsünden bir nargile borusuyla dışarı çekerek hastaları "tedavi ettiği" anlatılır. [15] Bakh Minas' ın beyin ameliyatları bile gerçekleştirdiği, el yazması tıp kitaplarının yazarı olduğu da anlatılır. [16]

Efsun yapanlar veya efsunlanmışlar

Bunlar yılan ve akreplerin soktuğu insanları tedavi ederler, gerçi tedavi yöntemi belli değildir. Efsunlanmışlar aynı zamanda yılan oynatıcılarıdır, yani yılanları saklandıkları yerlerden dışarı çıkarabilirler ve ceplerine yerleştirebilirler. Bunlar arasında İnco Parar meşhurdur. [17]

Mucizeler yaratan Papaz Melkon

Türk ya da Ermeni Urfa'lılar Papaz Der Melkon'un yeteneklerinden bahsederler. İbrahim Peygamber su kanalına yakın bir yerde çalışan kahveci Abdurrahman suyun üstüne serilmiş cüppesinin üstünde Papaz Melkon'un nasıl dua ettiğini görmüştür. Onun kapalı kapılardan içeri girebildiği veya anahtar kullanmadan kilitli bir kapıyı açabildiği anlatılırdı. Ancak bu konuda bizim açımızdan ilginç olan, pek çok Urfa'lının bu "aziz adam"ın tedavisi imkânsız hastalıkları tedavi edebileceğine inanmasıydı. [18]

Urfa Alman Misyonu'nun eczanesi. Ortada başlıca eczacı Apraham Attaryan görülüyor (1915'te öldürülmüştür) (Kaynak: Der Christliche Orient, April 1905, Verlag der Deutschen Orient-Mission, Grosslichferfelde West)

Sonuç

Urfa halk hekimliği hakkında pek fazla veri bulunmamaktadır. Bu konudaki başlıca kaynağımız Aram Sahagyan'ın Kahraman Urfa ve Ermeni Evlatları kitabında yaklaşık iki sayfaya sığdırılmış bilgilerdir. Göz ağrısı, zatülcenp, şark çıbanı, yılan ısırığı gibi birkaç hastalık, bulaşıcı hastalıklardan ise sadece verem hakkında kısa, yetersiz tasvirler bulunmaktadır. Yanıklar, cilt ve sindirim organı hastalıkları ve vücut ağrıları gibi bulaşıcı hastalıklar ve diğer çocuk hastalıkları hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.

Genellikle halk hekimliği şifalı bitkiler kullanır. Mustafa Aslan'ın Urfa'sı bu bakımdan zengin olduğu halde bu konuda da bilgi sahibi değiliz. Aslan 27'si yabani bitki olan, 41 şifalı bitkiden bahsetmektedir. [19]

Urfa Alman Hastanesi Alman Misyonerlik Kuruluşu (Deutsche Orient Mission) tarafından Dr. Johannes Lepsius'un girişimiyle kurulur. Bu tıp kuruluşunda, aralarında Misyoner Jakob Künzler'in de bulunduğu üç İsviçreli hekim görev yapmıştır. Hastane personeli büyük ölçüde Ermeni hemşirelerden, eczacılardan ve doktorlardan oluşmaktaydı. [19] Belki bu hastanenin faaliyetleri sayesinde, aynı dönemde yakın diğer bölgelerde yaşayan soydaşlarının aksine, Ermeni nüfus batılı "klasik" tıbbı görece oldukça iyi tanıyordu. Acaba Urfa'da halk hekimliğinin yerel toplumda daha az yer tutmasının veya Urfa'lı Ermeni tarihçi Aram Sahagyan'ın kitabında bu konuya fazla yer vermemesinin nedeni bu mudur?

Urfa Alman Misyonu'nun eczanesinde Ermeni ve Süryani hemşireler (Kaynak: Der Christliche Orient, Juni 1912, Verlag der Deutschen Orient-Mission, Potsdam)
Urfa Alman Misyonu'na ait kliniğin avlusunda (Kaynak: Der Christliche Orient, April 1905, Verlag der Deutschen Orient-Mission, Grosslichferferlde West)
Urfa Alman Misyonu'na ait klinikte (Kaynak: Der Christliche Orient, Juli 1905, Verlag der Deutschen Orient-Mission, Grosslichferferlde West)
Urfa Alman Misyonu'na ait eczane (Kaynak: Der Christliche Orient, Juni 1912, Verlag der Deutschen Orient-Mission, Potsdam)
Urfa'daki klinikte İsviçre'li misyoner Jakob Künzler Arap bir hastaya elektroşok uyguluyor (bu yenilikçi bir tedavi yöntemi olarak görülüyordu) (Kaynak: Der Christliche Orient, April 1903, Verlag der Deutschen Orient-Mission, Berlin)
Urfa Alman Misyonu'na ait kliniğin avlusunda (Kaynak: Johannes Lepsius, Jahrbuch der Deutschen Orient-Mission, 1903, Berlin)
Urfa Alman Misyonu'nun Eczanesi. Ortada ayakta Jacob Künzler, sağda Apraham Attaryan (Kaynak: Johannes Lepsius, Jahrbuch der Deutschen Orient-Mission, 1903, Berlin)
  • [1] S. M. Dzotsigyan, Batı Ermenileri Dünyası, basım "A. H. Leylegyan", New York, sayfa 148-150; R. H. Hewsen, "Armenia on the Tigris: the vilayet of Diarbekir and the sanjak of Urfa", in Armenian Tigranakert/Diarbekir and Edessa/Urfa, Richard Hovannisian (ed.), Mazda publishers, California, 2006.
  • [2] Aram Sahagyan, Kahraman Urfa ve Ermeni Evlatları, ikinci baskı, yayınlayan: Urfa Gençlik Derneği, Halep, 2011, sayfa 589.
  • [3] Aynı kaynak, sayfa 591.
  • [4] Aynı kaynak, sayfa 622 -623.
  • [5] Kevork Yerevanyan Peri'lilerin (Dersim Bölgesi) aşırı etçil olmalarından bahsederken, "onların yaşam süresi 45 yılı geçmezdi" yazıyor (Kevork Yerevanyan, Çarsancak Ermenileri Tarihi, G. Donigyan Basımevi, Beyrut 1956).
  • [6] Sahagyan, Kahraman Urfa, sayfa 591-592.
  • [7] Aynı kaynak, sayfa 593 -595.
  • [8] Aynı kaynak, sayfa 597 -598.
  • [9] Aynı kaynak, sayfa 602 -610.
  • [10] Aynı kaynak, sayfa 646  
  • [11] Aynı kaynak, sayfa 644
  • [12] Aynı kaynak, sayfa 645.
  • [13] Aynı kaynak.
  • [14] Robert Porter, Justin Kaplan, Barbara Homeier, Merck Manual, Home health handbook, Wiley and sons, 2009, pp. 1217-1218.
  • [15] Verem: www.infirmiers.com/pdf/tuberculose.pdf
  • [16] Sahagyan, Kahraman Urfa, sayfa 645-646.
  • [17] Aynı kaynak, sayfa 646.
  • [18] Aynı kaynak, sayfa 647.
  • [19] Mustafa Aslan, Plants used for medical purposes in Sanliurfa-Turkiye, KSUDoga Bil. Derg., J. Nat. Sci. 16(4), 2013, pp. 28-35.