Panermeni Olimpiyat Oyunları, Atina, Fix semti. Oturanlar.

Kapriyel Lazyan Koleksiyonu – Atina

Yazar: Ani Apikyan, 29/12/25 (son değişiklik: 29/12/25) - Çeviren: Nazlı Temir Beyleryan

Bu makalede ağırlıklı olarak Kapriyel Lazyan’ın, hayatının farklı dönemlerinde çeşitli ve çok yönlü olan faaliyetleri, ele alınmaktadır. Lazyan hakkındaki biyografik bu bilgiler, kaynağını 1922–1923 yıllarında kaleme almış olduğu otobiyografisinden temel almaktadır. Bu tarihlerde kendisi ve eşi Natalya ya da Natali Lazyan Yunanistan’a yeni yerleşmişlerdir.

Bunun dışında, gazete ve dergilerde yayımlanan makaleler de önemli kaynaklar arasındadır; bu yayınlarda Lazyan hakkında çok sayıda tanıklığa rastlarız. Ayrıca, Natali Lazyan’ın video röportajı da mevcuttur; bu röportajda da eşinin yaşamı ve faaliyetleri hakkında değerli tanıklıklar bulunmaktadır. Birincil kaynaklar olarak sayabileceğimiz Soykırımdan önce Erzincan’dan gönderilmiş mektuplar da bunlara eklenmelidirler. Bu mektuplar, Lazyan ailesinin üyeleri tarafından İtalya’da bulunan bir akrabaya yazılmıştır. Son olarak, bu makalede zengin bir fotoğraf ve belge koleksiyonundan da yararlanılmıştır.

Kapriyel Lazyan, toplumsal-siyasal bir aktör olarak ve ayni zamanda bir asker ve yazar olarak çok faal ve hareketli bir yaşam sürmüştür. Yunanistan’a yerleştikten sonra, mensubu olduğu partide — Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) — önemli görevler üstlenmiştir. Bu yönüyle Lazyan, Yunanistan Ermeni toplumunun ilk sorumlu şahsiyetlerinden biri olmuş ve toplumsal kurumların örgütlenmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. Adı Ermeni basınıyla da anılmaktadır; zira uzun yıllar boyunca Yunanistan ve Mısır’daki Ermeni gazetelerinde editörlük görevlerinde bulunmuştur.

Kapriyel Lazyan’ın askerlik kariyeri de oldukça dikkat çekicidir. Sırasıyla Osmanlı ordusunda, Ermenistan ordusunda, Kızıl Ordu’da ve Yunan ordusunda hizmet etmiştir. Osmanlı ordusunda sadık bir vatandaş ve subay olarak görev yapan Lazyan’ın, Soykırım sırasında ailesinin yok edilmesinin ardından farklı bir yol benimsediğini görmekteyiz; önce yeni bağımsız Ermenistan’ın ordusuna katılacak ve 1922 yılına kadar askerî faaliyetlerini sürdürecektir.

Erzincan

Kapriyel Lazyan’ın ailesi Erzincanlıdır. Daha önce soyadları Gürcüyan olmuştur. Kapriyel Lazyan, 10 Eylül 1893’te Erzincan’ın Sürmenents mahallesinde, varlıklı ve kalabalık bir ailede doğmuştur.

Babası Kurken (onun babasının adı ise Kevork), Birleşik Cemiyete bağlı Cemaat Okulu’ndan mezun olur. 21 yaşında Zaruhi Çizmeciyan ile evlenirler ve dördü erkek, dördü kız olmak üzere sekiz çocukları olur. İlk iki oğulları Kapriyel ve Mikayel ikizlerdi. Onları sırasıyla Rafael, Kevork, Hripsime, Gayane, Satenik ve Kınarig takip eder. Zaruhi’nin babası ise Mardiros Çizmeciyan’dı.

1895-96 yıllarında, Sultan Hamid'in yetkilileri tarafından gerçekleştirilen Ermeni karşıtı şiddet olayları sırasında, Kurken Lazyan Erzincan'da yakalanır ve hapsedilir, yargılanır ve uzun süreli hapis cezasına çarptırılır. Daha sonra sultanın affıyla Erzincan'a döner. 1908'de Osmanlı İmparatorluğu'nda anayasal düzenin yeniden kurulmasının ardından Kurken Lazyan, Erzincan sancağının Cencig/Cincig nahiyesinin müdürlük görevini üstlenir. 1913'te Trabzon'daki Ermeni Piskoposluğunda ise sekreterlik yapmıştır. Kapriyel Lazyan, gençliğinin ilk yıllarına kadar Erzincan'da yaşadı. İlköğrenimini şehrin "Hristiyan" okulunun anaokulunda tamamladıktan sonra, Erzincan'daki "Yeznikyan", okuluna devam eder ve sonra sırasıyla "Surp Pırgiç", "Getronagan" ve tekrar "Yeznikyan" okullarına devam etti.

1910 yılında "Yeznikyan" okulundan mezun oldu. Soğomon Tehliryan da Erzincan'daki bu okulun mezunlarındandı. "Yeznikyan"daki öğretmenleri arasında Mirican Ozanyan ve Kurken Papazyan (gelecekte doktor olacak) da vardı. Okulun son yılında Ermeni Devrimci Federasyonu'na katıldı. Ermeni okulundan mezun olduktan sonra devlet sınavını geçerek Erzincan'daki askeri eğitim veren "İdadiye" okuluna girdi ve 1913'te İstanbul'a taşındı; önce Çengelköy’deki Yüksek Askeri Okul'a, ardından 1914'te İstanbul'daki "Harbiye Yüksek Askeri Okulu”na devam etti.

Asker Kapriyel Lazyan

Birinci Dünya Savaşı başladığında, Lazyan'da konuşlanmış Osmanlı askerleri arasında her askerin nereye gönderileceğini belirlemek için kura çekildi. Lazyan ve arkadaşı Mıgırdiç Mıgıryan, önce Bandırma'da, ardından İzmir bölgesinde, Gülizman (günümüzdeki Güzelbahçe) ve Menemen'de bu şekilde hizmet etmeye başlarlar.

1915 yazına kadar onlar bu bölgelerde hizmet edecekler, ardından birlikleri Süveyş cephesine gitme emri alacaktı. Burada Osmanlı orduları Mısır’da konuşlanmış müttefik güçlere karşı savaşıyordu. İşte bu sırada komutanları, Lazyan’ı ve Mıgıryan’ı bilgilendirir: Onlar İzmir’de kalacak ve bir subay olarak yeni askerleri eğitmek ve cepheye hazırlamakla görevli olacaklardır. Böylece Lazyan, savaşın sonuna kadar üç yıl boyunca İzmir’de kalacaktır. Beşinci birimde görev yapıyordu; birim, “Bunta” demiryolu istasyonuna ait depo binalarında konuşlanmıştı. Askerler çevredeki kiralık evlerde yaşıyor, birliğin komutanı ise Alman albay Bayfir’di.

O dönemde Almanya, Osmanlı İmparatorluğu’nun müttefikiydi ve birlikte müttefik ordulara karşı savaşıyorlardı. Lazyan ve Mıgıryan’ın bu yeni askeri görevi, ikisi için kaderi bir öneme sahipti; çünkü o zamanlar Osmanlı otoriteleri, orduda görev yapan Ermeni askerleri tutuklayıp imha ediyordu. Lazyan ve arkadaşı, daha ilk andan itibaren Alman albayı etkilemiş, albay onları koruması altına almış ve İzmir’de tutuklanma ve sürgünden uzak, özgür bir yaşam sürme fırsatı yaratmıştı.

1916 yılında Lazyan, Erzincan’dan ailesiyle ilgili son derece sarsıcı bilgiler alır. Ailesi tamamen sürgün edilmiştir; daha sonra öğrenecekti ki, Soykırımın başında babası, Fırat Nehri kıyısında, Tsorperan köyü yakınlarında, kurşuna dizilerek öldürülmüştü. Daha sonra yedi erkek kardeşi ve kız kardeşleri de öldürülür. Kısacası, neredeyse tüm soy ailesi—yaklaşık 70 kişi—imha edilir. Bu haberlerden derinden sarsılan Kapriyel’in (Lazyan) ilk arzusu, Osmanlı ordusundan kaçarak Avrupa’ya geçmektir.

Gerçekte de pratik adımlar atar; İzmir çevresinde bir sahil bölgesine gider, oradan bir tekneyle kaçmayı planlar. Ancak anılarında da yazdığı gibi, “başaramaz.” İzmir’de bulunduğu bu yıllarda, amcası Karnik Çizmeciyan’ın eşi Azkanuş’un, iki çocuğuyla birlikte hayatta kaldığını öğrenir; onlar önce Eğin’de, ardından da Sivas’ta bulunmaktadırlar.

Tüm çabalarını, onları İzmir’e getirmeye harcar; burada, anılarında da yazdığı gibi, annesi Zaruhi ile birlikte yaşamaktadırlar. Burada kayda değer bir nokta, Lazyan hakkında yazılmış diğer kaynaklarda Zaruhin’in de Erzincan’da öldüğünün belirtilmesidir. Kendi otobiyografisinde Lazyan, İzmir’deki savaş yıllarında “birçok Ermeni ve Yunan askerine yardımcı olduğunu” da yazar.

1917’de, Kapriyel hâlâ İzmir’deyken, Natalia/Natali İkonomitu ile tanışır ve nişanlanır. Natali’nin annesi Aydın’dan, babası ise Bitlis’ten gelmektedir. Natali’nin kendisinden başka iki kızı ve iki oğlu vardı. Babası, yirmi yıl boyunca Aydın’daki demiryolu istasyonunun memurluğunu yürütmüştü. Ancak Balkan Savaşları sırasında (1912-1913), Osmanlı birliklerini cepheye taşıyan demiryolu aracı raydan çıkar ve yüzlerce yaralı ve ölüye yol açar. Natali’nin babası, bu olayda sorumluluktan dolayı suçlanır ve görevden uzaklaştırılır.

24 Haziran 1922 tarihli resmi emir, İzmir, Yunanca olarak düzenlenmiştir. Bu emirle, Kapriyel Lazyan’ın General Torkom’un komutasındaki Ermeni Lejyonu’nun askeri yazışma/sansür bölümüne atanmış olduğu resmen onaylanmıştır.
Kapriyel Lazyan’ın Yunanistan’a girişine ilişkin resmi izin belgesi, İzmir, 22 Ağustos 1922.
26 Nisan 1922 tarihli bir telgraf, General Torkom tarafından Atina’dan İzmir’de bulunan Kapriyel Lazyan’a gönderilmiştir. O dönemde Lazyan, General Torkom’un Ermeni Lejyonu’nda askeri yazışma bölümünde görev yapmaktaydı.

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden birkaç ay önce, Lazyan, Osmanlı birliği Gelibolu/Çanakkale’ye sevk edilir. Ardından Ateşkes ilan edilir; Lazyan İstanbul’a (Bolis) nakledilir, ancak burada uzun süre kalmaz ve hemen İzmir’e geçer; burada Natali ve ailesiyle yaşamaya devam eder.

İzmir zaten müttefik ordular tarafından işgal edilmişti. Lazyan’ın girişimiyle ve Osmanlı ordusunda görev yapmış diğer Ermeni subayların iş birliğiyle Subaylar Birliği kuruldu. Lazyan işsizdi. Natali’nin babasının maddi desteğiyle, İzmir’den İstanbul’a kuru üzüm, dut ve portakal ticareti yapmaya başladı; ancak başarılı olamadı. Ardından bir dokuma fabrikasında çalışmaya başladı.

Kapriyel ve Natali 1919 yılında Izmir’de evlenirler. 1919 yazında Lazyan, İstanbul Subaylar Birliği üyesi Kalust Eynatyan’dan, Kafkasya’da yeni kurulan Ermenistan devletinin deneyimli subaylara ihtiyaç duyduğunu öğrenir. O dönemde daha önce Osmanlı ordusunda hizmet etmiş ve Ermenistan Cumhuriyeti’ne giderek orada hizmetlerini sürdürmek isteyen çok sayıda Ermeni subay vardı. Kapriyel de bu gruplara katılır ve Zürih’ten iki subayı, Hagop ve Kevork Kevorkyan kardeşleri de yanına alarak Ermenistan’a gider.

Bu, Lazyan için zor bir karardı; çünkü evliliğinin üzerinden yalnızca birkaç ay geçmişti. Natali’nin babası da kısa süre önce vefat etmişti; Natali’nin erkek kardeşleri küçüktü ve yalnızca kız kardeşi dayılarının eczanesinde çalışıyordu. Kapriyel, ailesini İzmir’de geride bırakarak Ermenistan’a tek başına gider.

Lazyan ve arkadaşları 1919 yılının Eylül ayında Ermenistan’a ulaşırlar. Kendisi mühendislik teğmeni (askerî nitelikli inşaat çalışmalarında uzman) olarak görevlendirilir. Aynı yılın kışında, saha tahkimatları inşa etmek üzere Iğdır’a (Surmalu) gönderilir. İlkbaharda ise Lazyan ve ekibi, Aras Nehri üzerinde seyyar (hareketli) bir köprü kurmayı denerler. Temmuz 1920’de, birkaç başka mühendis subayla birlikte Şahtaht’a (Nahçıvan) gönderilir. Burası o dönemde Ermenistan Cumhuriyeti’nin egemenliği altındadır ve General Şelkovnigyan’ın alayı burada konuşlandırılmıştır. Şahtaht’ta, Aras Nehri kıyısında bulunan bir demiryolu istasyonu faaliyet göstermektedir. Lazyan ve arkadaşlarına, Şahtaht’ta bulunan küçük bir tekneyi Erivan’a nakletme görevi verilir. Tekne, istasyonun yakınındaki bir çukurda, yan yatmış durumda bulunmaktaydı. Teknenin adı “Sistritsa Nuşa” idi; bu ad teknenin üzerinde Rusça olarak yazılıydı ve “Merhamet Hemşiresi Nuşa” anlamına geliyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın başında, Çarlık orduları Van’ı işgal ettiğinde bu tekne bu bölgelere kadar getirilmiş, buradan da Van Gölü’ne nakledilmesi planlanmıştı. Ancak Rus Devrimi gerçekleşmiş, Çarlık orduları geri çekilmeye başlamış ve tekne bu yerde kalmıştı. Lazyan’ın grubu, bu tekneyi vagonların üzerine yerleştirmeyi başarır ve Erivan’a doğru yola çıkarır. Lazyan, bunu anılarında oldukça gerçeküstü bir sahne olarak anlatır: Grubunun üyeleri teknenin içinde oturmaktadır; tekne vagonların üzerine yüklenmiş hâlde Ararat Ovası’nda demiryolu hattı üzerinde ilerlemekte, batıdan ise Ağrı Dağı [Ararat] görünmektedir. Erivan’a varıldıktan sonra tekne onarılır ve “Keğanuş” adıyla yeniden vaftiz edilir. Bu olay ve sonrasında yaşananlar, ilerleyen yıllarda Kostan Zaryan’a ilham vermiş ve Zaryan da bu hikâyeden hareketle “Dağın Üzerindeki Gemi” adlı romanını kaleme almıştır [1].

Ekim 1920’de Natali de İzmir’den Erivan’a ulaşır. Natali, yine İzmir’den taşınmakta olan Arşak Arzuyan ve ailesiyle birlikte yolculuk etmiştir. Evli çiftin yeniden bir araya gelmesi mutluluk verici idi fakat, Ermenistan Cumhuriyeti’nde Ermeni-Türk Savaşı sürmekteydi ve bunu kısa süre sonra ülkede Sovyet düzeninin kurulması izleyecekti. Lazyan, diğer subayların örneğini takip ederek, ilk dönemde Sovyet Ermenistan Kızıl Ordusu’nda hizmet etmeye devam eder. O günlerde Lazyan, Natali için İzmir’e dönmek üzere vize almayı başarır. Türkiye, Sovyet Ermenistan’a yalnızca bir trenin Aleksandrapol (Gümrü) üzerinden Batum limanına gitmesine izin vermiştir. Bu trene Natali biner, ancak Gürcistan sınırına vardıklarında Gürcü sınır görevlileri Natali’nin ve bazı İzmirli ve diğer Ermeni subayların yolculuğunu engeller. Zorunlu olarak bir ay boyunca Sanahin’de kalırlar. Ardından yürüyerek Tiflis’e yönelirler; yolculuk karla kaplı yollardan gerçekleşir ve altı gün sürer. Burada da Gürcü polisleri onları tutuklar ve hapse atar. Natali, Yunan vatandaşı olarak serbest bırakılır ve onun müdahalesi sayesinde İzmirli Ermeni subaylar da salıverilir. Sonra Tiflis’ten trenle binerler ve Gürcistan’dan ayrılırlar; tam da o sırada Kızıl Ordu buraya da girmiştir.

1. Ermenistan Cumhuriyeti adına Fransızca düzenlenmiş resmi belge; Kapriyel Lazyan’ın Ermenistan ordusunda mühendislik teğmeni (lieutenant de génie) olarak görev yaptığını ve Bolşeviklerin işgali nedeniyle ülkeden ayrıldığını doğrular. 7 Mart 1922, Paris; belgeyi imzalayan General Korganoff (Gorganyan).

2. Fransızca yazışmalar, Küçük Asya’daki Ermeni Lejyonu ile Küçük Asya’daki Yunan ordusu subay birlikleri arasında gerçekleşmiştir. İlk yazışmada, 11 Haziran 1922 tarihinde, Kapriyel Lazyan’ın, o ana kadar görev yaptığı askeri yazışma bölümüne ek olarak Lejyon’un subay birimine de katılması talep edilmektedir. Yunan ordusu subay birliği, 24 Haziran 1922 tarihli İzmir’den gönderilen yazıyla bu teklifi onaylamıştır.

3. and 4. 23 Temmuz 1921 tarihli vapur bileti, Kapriyel Lazyan’a aittir. Kendisi, Kafkasya’dan yeni İstanbul’a gelmiştir ve bu biletle İzmir’e seyahat edecektir. Deniz taşımacılığı şirketinin adı Ellerman & Bucknall Steamship Co., geminin adı ise Knowley Hall’dur.

Aynı dönemde Erivan’da Sovyet yetkilileri, Ermenistan Cumhuriyeti’nde görev yapmış tüm yüksek rütbeli askerleri tutuklar; bunlar Kızıl Ordu’da hizmet etmeye başlamış olsalar bile. Sayıları bine ulaşır. Kışın soğuk günlerinde tutuklu askerler yürüyerek Sovyet Azerbaycan’ın Ağstafa kentine götürülür, oradan trenle Bakü’ye, ardından Rostov’a gönderilirler. Tüm yolculuk bir ay sürer. Rostov’da Lazyan ve birkaç diğer Ermeni subay – hepsi Osmanlı İmparatorluğu kökenli – kaçar ve mülteci olarak Rostov’daki bir hastanede çalışmaya başlarlar; hastanenin başhekimi bir Ermeni’dir. Görevleri, hastanenin günlük yakacak odununu temin etmektir. Bu dönemde sokaklarda dolaşırken, Ermeni subay grubunun Rostov’dan sonra Ryazan şehrine (Moskova’nın güneyi) sürgün edildiğini öğrenirler. Daha sonra, Sovyet Ermenistan’da istikrarın yeniden sağlandığını ve şiddetin nispeten durduğunu öğrenirler. Zaten üç aydır Rostov’da bulunuyorlardı ki, sürgündeki bazı subayların trenle Sovyet Ermenistan’a geri döndüklerini öğrenirler. Lazyan ve Mıgıryan da onlara katılır; önce Tiflis’e uğrarlar, oradan ise Hodorçurci (Erzurum çevresindeki bir kasaba) kasabasından olan arkadaşlarının yardımıyla Erivan’a varırlar.

Lazyan ve Mıgıryan burada uzun süre kalmazlar. Sovyetler Birliği’nden ayrılmaya karar vermişlerdir. Hodorçurci kökenli arkadaşlarının yardımıyla önce Batum’a giderler, oradan gemiyle İstanbul’a, ardından İzmir’e ulaşırlar; Natali de burada bulunmaktadır. 1921 yılıdır; Yunan ordusu İzmir’i işgal etmiş ve Anadolu’nun içlerine doğru ilerlemektedir. Kapriyel geçimini sağlamak için İzmir’de taşçılık yapmaktadır. Ancak İzmir’e General Torkom ulaştığında, Kapriyel, deneyimli bir asker olarak onun komuta ettiği Ermeni Lejyonu’na (resmî adıyla Yunan ordusunun beşinci Ermeni alayı) kaydolur; önce askeri yazışmalar bölümünde görev alır, sonra subay rütbesiyle askeri hizmetine devam eder.

Ağustos 1922’de Yunan ordusu tüm cephelerde hızlı bir geri çekilmeye başlamış ve Türk kuvvetleri İzmir’e girmeye hazırlanmaktadır. Bu koşullar altında, 22 Ağustos’ta Kapriyel ve Natali seyahat izinleri alır ve Pire limanına, Yunanistan’a ulaşırlar.

Kapriyel Lazyan’ın gazetecilik, yayıncılık ve parti faaliyetleri

Atina (1922-1939)

1924’tarihinde tek kızları olan Ayda doğar. Natali, başlarda Ermeniceyi hiç bilmiyordu. Kapriyel ile iletişimi Fransızca aracılığıyla gerçekleşiyordu. Ancak dili öğrenmek için büyük çaba harcıyordu; çevresinde duyduğu yabancı Ermeni kelimelerini not alıyor ve anlamlarını eşine soruyordu. Sonunda Ermeniceyi iyi derecede öğrenmeye başlar.

Atina’da Lazyan, yaşamının ikinci dönemini inşa etmeye başlar; bu dönem tamamen kamu-yayıncılık ve parti alanına adanacaktır. 1922’den 1939’a kadar Atina’da çalışır ve yaşar, 1939’dan 1959’a kadar ise Kahire’de bulunur.

Atina’da ilk adresleri Evripitu sokağı olur; burada bir otelin odasını kiralarlar. Atina’daki Ermeni yaşamı, Ermeni göçmenlerin kitlesel gelişi sonrasında yeni bir başlangıç yapmıştı ve oldukça düzensizdi. Lazyan ve partili arkadaşları, hemen Atina ve çevresinde parti yapıları kurmaya başlarlar. Bu bağlamda, 7 Aralık 1922’de Atina’daki Komunturu Meydanı’nda bulunan bir kafede düzenlenen parti kurucu toplantısı anılır; toplantıda Anton Gazeli, Karekin Markaryan, Aram Şirinyan ve Badveli Harutyun Acemyan hazır bulunur. 1923’te parti ayrıca kendi resmi gazetesini kurar, “Nor Or” (Yeni Gün); gazetenin ilk editoryal kadrosu Kapriyel Lazyan, Anton Gazeli, Aram Şirinyan ve Boğos Sıvaciyan’dan oluşur. Başlangıçta gazete haftalık olarak yayımlanmaktadır.

Gazetenin ilk adresi Atina’daki Berikleus sokağıydı. Burada bulunan Paraskevas Leonis’in matbaasında bir köşe kiralanır; burası fiilen gazetenin ilk editörlük ve yazı işleri ofisi olur. Natali, Kapriyel’in yayıncılık faaliyetlerinde aktif bir rol oynamaz. Natali, eşinin Yunan vatandaşlığı alabilmesi için Yunan subay dostlarının aracılığına başvuran kişiydi. Bu, Yunanistan’a yerleşmiş Ermeni göçmenler için nadir bir durumdu. Çoğu, Yunan vatandaşlığını yalnızca 1960’larda alırken, Kapriyel bunu 1930’ların başında elde eder. Yunan vatandaşı olduktan sonra Kapriyel, “Nor Or”un resmi yetkilisi olur. Gazetenin baş editörü Anton Gazel, yazı işleri müdürü ise Aharon Isdepanyan’dır. Kurucu üyeler, İstanbul’da daha önce yayımlanmış olan partinin “Cagadamard” [Cephe] gazetesinin editörlük ofisinden iki kutu Ermenice matbaa harfini Atina’ya getirmeyi başarırlar. “Nor Or” un ilk sayısı (iki sayfa), 25 Mart 1923, Pazar günü, Yunanistan’ın Bağımsızlık Günü’nde yayımlanır.

En soldaki, ayakta ve uzun boylu kişi: Kapriyel Lazyan. Hemen sağında: Kevork Garvarents. Muhtemelen 1930’lu yıllarda Atina, Fix semtindeki Ermeni Katolik kilisesi ve okul çevresinde çekilmiş fotoğraf.
Atina. Arka sıra, sağdan sola, ayakta: ikinci kişi Anton Gazel, üçüncü kişi Kapriyel Lazyan. Orta sıra, oturanlar: sağdan dördüncü kişi Şavarş Misakyan. Ön sıra: soldan birinci kişi Gevorg Karvarents, ikinci kişi Karo Gevorgyan, beşinci kişi Mihran Papazyan. Garvarents’in arkasında oturan kişi Arsen Balyan.
Arka sıra, ayakta, soldan ilk kişi: Kapriyel Lazyan. Atina, “Azad Or” gazetesinin matbaasının önünde, yaklaşık 1945.
Soldan sağa: Kapriyel Lazyan, Vazken Esayan, bilinmeyen biri. Atina, “Azad Or” gazetesinin matbaasının önünde, yaklaşık 1945.
Soldan sağa: Kapriyel Lazyan, Kevork Garvarents; diğerleri bilinmiyor. 1936 yılı.
Soldan sağa: Hrant Bampakyan, Hovhannes Çakuryan, Krikor Kıyıcıyan, H. Hevond Kilerçyan, Anton Kazel, Kevork Garvarents, Penyamin Taşyan, Kapriyel Lazyan, Geyğyan (Krikor’un babası), Rahip Hovhannes vrd. Gamsaragan, Dr. Kalust Kalustyan, Manuk Manukyan. Muhtemelen 1930’lu yıllarda Fix’teki Ermeni Katolik kilisesi ve okul çevresinden bir fotoğraf.

Natali, gazetenin idari işlerini yürüten kişiydi. Gazetenin resmi izinlerini devlet kurumlarından almak gibi ağır görev onun sorumluluğundaydı. O dönemde “Nor Or”un editörleri arasında Yunanca bilen yoktu; Natali, Yunan gazetelerinde yayımlanan önemli yerel haberleri Fransızcaya çeviriyor ve daha sonra bunlar Ermenice olarak gazetedeki sayfalarda yer alıyordu. Natali aynı zamanda Ermeni göçmenlere yardım çalışmalarına da katılmıştı. Atina’daki oteldeki küçük odasında, İstanbul’daki Ermeni gazetelerine başvurular gönderiyor, yakınlarını arayan Ermenilerin isimlerini iletiyor ve bu duyurular İstanbul’daki Ermeni gazetelerinde yayımlanıyordu.

“Nor Or” kısa sürede Yunanistan’daki Ermeni topluluğu arasında büyük bir başarı elde eder. Kısa bir süre içinde haftalık gazete, iki günlük yayın haline gelir ve 1 Ocak 1924’ten itibaren günlük gazete olarak yayımlanmaya başlar. Yayını, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar kesintisiz devam eder. “Nor Or”un ofisi, Atina’nın merkezinde önemli bir buluşma yeri haline gelir. Özellikle akşamları, burada entelektüeller ve fikirdaş arkadaşlar bir araya gelir, güncel ve acil konuları birlikte tartışırlardı.

Aram Şirinyan ve Boğos Sıvaciyan Yunanistan’da uzun süre kalmazlar ve yurtdışına göç ederler. Bundan sonra gazetenin sorumluluğu tamamen Kapriyel Lazyan ve Anton Gazel’e geçer. Yalnızca 1940 yılında, Yunanistan’da tek parti yönetimini kurmuş olan Ioannis Metaksas’ın yönetimi döneminde, tüm Yunan olmayan gazeteleri kapatma kararı alınır. Bu şekilde, “Nor Or” da 17 yıl boyunca kesintisiz yayımlandıktan sonra yayını durdurmak zorunda kalır.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra, gazete “Azad Or” (Özgür Gün) adıyla yeniden açılır; başlangıçta iki günlük olarak yayımlanır, ardından günlük gazete haline gelir. Bu gazete, resmî olarak Taşnaksutyun’un mülkiyetine geçer ve günümüzde de Yunanistan’daki Ermeni topluluğunun tek günlük gazetesi olarak yayımlanmaya devam etmektedir.

Kapriyel Lazyan ve “Nor Or” etrafında toplanan grup, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Ermeni hayatta kalanların yakınlarını bulma çabalarında önemli bir rol oynarlar. Gazetenin sayfalarında her gün, soykırımda hayatta kalanların isim listeleri yayımlanır; ayrıca Türk-Yunan savaşında Türkiye’de tutuklanmış, sonra serbest bırakılmış ve yakınlarını arayan Ermenilerin isimleri de yer alır. “Nor Or”un matbaasından, çok sayıda Ermenice kitap da yayımlanır; bunlar arasında şiir derlemeleri, romanlar, anılar, çeviri eserler ve benzeri çalışmalar bulunur.

Kapriyel Lazyan, Yunanistan’daki Ermeni topluluğunun parti ve örgütsel yaşamında da aktif olarak yer alır. Katkısı, Taşnaksutyun’un gençlik ve öğrenci birliklerinin kurulmasında olduğu gibi, AGBU’nun, Ermeni Hayirsever Birliği, Gençlik Federasyonu sportif ve izcilik faaliyetlerinde de görülür. Aynı zamanda Yunan Ermeni topluluğunun Ulusal Merkez Yönetimi üyesi olarak görev yapmıştır.

Kasım 1957. Bir grup Ermeni, Atina havaalanında Lübnan Parlamentosu üyesi Movses Der Kalusdyan’ı (ayakta, şapkalı, soldan ikinci erkek) uğurluyor; kendisi o günlerde Atina’yı ziyaret etmişti. Aynı zamanda Kapriyel Lazyan da Atina’daydı; sağdan beşinci kişi (şapkalı).
Lazyan ailesi evlerinin önünde, Nea Zmirni, Atina, 1958. Soldan sağa: bilinmeyen biri, Natali Lazyan-Ikonomitu, bilinmeyen biri, Kapriyel Lazyan, Ayda Lazyan, muhtemelen Ayda’nın çocuklarından biri.
Soldan sağa: bilinmeyen, Onnik Markaryan, Kapriyel Lazyan, Yervant Ağvanyan, Markar Boyaciyan, 25 Mart 1948.
Soldan sağa: Sona Şahnazaryan, Maro Manukyan, Kapriyel Lazyan, Sirvart Zakaryan, Sirvart Petikyan, 25 Mart 1948.
Ayakta, soldan sağa: Z. Zakaryan, Dikran Krikoryan, Anuş Boğosyan, Kapriyel Lazyan, Ebruhi (lakabı bilinmiyor), Sirvart Atanasyan, isimsiz. Ön sıra: Nışan Çögüryan. 25 Nisan 1948.
Atina, Fix semti, 16 Mayıs 1947. Fotoğraf propaganda yapmak amacı ile çekilmiştir. Fotoğrafın arkasında şu yazmaktadır: "Ermeni Devrimci Federasyonu, Gençlik karma (kız-erkek) Birliği. Kızlarımız, yurtdışındaki Taşnak gazetelerini okurken."
Atina, Fix semtindeki Ermeni Katolik okulunun salonunda kitap fuarı ve satış. Soldan sağa: Kapriyel Lazyan, bilinmeyen biri.
Kapriyel Lazyan, Mısır’dan Atina’ya yaptığı bir ziyarette, arkadaşlarıyla çevrili, Azarik’in meyhanesinde, Turguti semti, Atina, 1950. Kapriyel Lazyan masanın başında, sağ tarafta oturuyor.

Mısır, Kahire (1939-1959)

1939 başlarında Kapriyel Lazyan ve ailesi Yunanistan’dan ayrılarak Mısır’ın Kahire kentine taşınırlar. Lazyan, Ermeni Devrimci Federasyonu Taşnaksutyun’un en yüksek organı olan Büro’nun üyesi olarak seçilmiştir. Kahire’de, “Husaper” gazetesinin editörlüğüne katılır ve gazetenin idari sorumluluğunu üstlenir.

Natali Lazyan-Ikonomitu, 1995 yılında kendisiyle yapılan bir röportajda, 1948 yılında kendisinin de Taşnaksutyun’a katıldığını belirtir.

Kahire, 1947. Soldan sağa: Natali Lazyan (İkonomitu), Levon Şant, Vahan Navasartyan, Ayda Lazyan, bilinmeyen kişi.
Kahire, 1959. Levon Shant’ın büstü çevresinde. Soldan sağa: Adak Başpiskopos Manukyan, Jorj(George) Mardigyan, Natali Lazyan-Ikonomitu, Simon Vratsyan, Zareh katolikos, Kapriyel Lazyan.
Mısır, 1959. Natali Lazyan-İkonomitu masanın başında. Yanında Kapriyel Lazyan.
Hamo Ohancanyan’ın (Ermenistan Cumhuriyeti’nin üçüncü başbakanı) cenazesi, Kahire, Ağustos 1947. Tabutu taşıyanların ön sırasının sağında Kapriyel Lazyan.
Kapriyel Lazyan, 31 Ocak 1959’da “Devrimci Ermeni Kadınlar” konulu ders veriyor.

Mısır’da Kapriyel Lazyan, çok sayıda kitap yazar ve yayımlar.

  • “Ermenistan ve Ermeni Davası Antlaşmalar Işığında” (Kahire, 1942, 264 sayfa)
  • “Devrimci Yüzler” (Kahire, 1945, 414 sayfa)
  • “Ermenistan ve Ermeni Davası” (Kahire, 1946, 392 sayfa)
  • “Ermeni Kurtuluş Hareketinden Yüzler” (Kahire, 1949, 397 sayfa)
  • “Ermenistan ve Ermeni Davası” (Kahire, 1957, 442 sayfa)
  • “Ermenistan ve Ermeni Davası: Ermeni-Rus İlişkileri Işığında” (1957)
  • “Ermeni Kadını ve Ermeni Devrimi” (Kahire, 1959, 23 sayfa)
Kapriyel Lazyan “Husaper”in matbaasında, Kahire, 1950’ler.
Kapriyel Lazyan (ayakta, beyaz gömlekli), “Husaper”in bürosunda, Kahire, 1950’ler.
Kapriyel Lazyan (ortada), “Husaper”in bürosunda, Kahire, 1950’ler.
Husaper gazetesinin matbaası, Kahire, 1950’ler.
“Husaper” matbaası, Kahire, 1950’ler.
“Husaper” matbaası, Kahire, 1950’ler.
“Husaper” in ofisi, Kahire, 1950’ler.
“Husaper”in ofis binası, Kahire, 1950’ler.
"Husaper" matbaası ve personeli, Kahire, 1950’ler. Ortadaki ve uzun boylu kişi: Kapriyel Lazyan.
Kapriyel Lazyan, 1954 yılında, yeri bilinmeyen bir mekânda, Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlık kutlaması dolayısıyla konuşma yapıyor.
Kapriyel Lazyan, 1954 yılında, yeri bilinmeyen bir mekânda, Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlık kutlaması dolayısıyla konuşma yapıyor.

Kapriyel Lazyan, Ermeni Devrimci Federasyonu’nun altı genel kuruluna katılmıştır. 1938 yılından başlayarak ölümüne dek bu büronun bir üyesi olarak görev yapacaktı.

1957’de, Natali ve Kapriyel’in kızı Ayda, Kahire’de Mahluf (ilk adı bilinmiyor) ile evlenir. Çocuklarından Kapriyel Mahluf, 2019’dan bu yana İrlanda Merkez Bankası’nın başında bulunmaktadır. Daha önce ise Yeni Zelanda’da ekonomi ve dış ilişkilerden sorumlu genel sekreter olarak görev yapmıştır; ülkenin ekonomik ve dış politika konularında başdanışmanı olmuştur.

Kapriyel Lazyan, 25 Ağustos 1959 tarihinde Kahire’de ani bir şekilde hayatını kaybeder. Natali Lazyan ve kızı Ayda Yunanistan’a geri döner ve hayatlarının sonuna kadar burada yaşarlar. Natali, 24 Mart 2005’te vefat eder ve Atina’daki Nea Smyrni [Yeni İzmir] mezarlığına defnedilir; Ayda ise 2021 yılında hayatını kaybeder.

Kapriyel Lazyan farklı ülkelerde

Sofya, 1936, Kristapor Mikaelyan’ın mezarını ziyaret. Soldan ikinci kişi: Kapriyel Lazyan. Kristapor’un heykelinin sağında, ön sırada birinci kişi: Tro (Trasdamat Kanayan).
Bulgaristan, 1936 civarı. Ön sıra, sağdan ilk: Kapriyel Lazyan, üçüncü: Drasdamad Ganayan (Tro).
Soldan sağa: Garegin Njteh, bilinmeyen, Garo Kevorkyan, Kapriyel Lazyan. Yer bilinmiyor.
Tro (solda) ve Kapriyel Lazyan (sağda), 1948.
Sofya, 1936, Kristapor Mikayelyan’ın mezarını ziyaret. Soldan dördüncü: Kapriyel Lazyan.

Video - Natalie Lazyan-Ikonomitu ile Röportaj

Bu röportaj, 26 Kasım 1995’te Natali Lazyan-Ikonomitu’nun Nea Smyrni (Yeni Izmir- Atina) adresindeki evinde gerçekleştirilmiştir. Başlıca konuşmacı Natali Lazyan olup, zaman zaman kızı Ayda da söz alarak katkıda bulunmaktadır. Röportajı yapan kişiler ise Hayganuş Minasyan, Harutyun Manukyan ve Kevork Kolanyan’dir.

Başlıca kaynaklar

  • G. Lazyan, “‘Keğanuş’ (Dağın Üzerindeki Gemi)”, Haraç, 21. yıl, sayı 5859, yeni dönem sayı 1270, 29 Mayıs 1949, Paris.
  • Krikor Amiryan, “Kapriyel Lazyan”, Hayrenik dergisi, Şubat 1960, cilt 39, sayı 2, Boston, s. 10-18.
  • Kapriyel Lazyan’ın 1923 civarında yazılmış, yayınlanmamış otobiyografisi.
  • Garo Kevorkyan tarafından yayımlanan Amenun Darekirk sayı ve ciltleri.
  • Hayrenik gazetesi, Boston, 5 Eylül 1959, 61. yıl, sayı 14,399.
  • Aramayis Kuyumcuyan “Yabancı Üniforma Altında Bir Ermeni Kalbi Atıyordu (G. Lazyan’ın Ölümünün 2. Yıldönümü Sebebiyle)”, Hayrenik gazetesi, Boston. (4 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,032), (5 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,033), (6 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,034), (7 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,035), (14 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,040), (17 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,042), (18 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,043), (19 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,044), (22 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,047), (24 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,048), (25 Ekim 1961, 63. yıl, sayı 15,049).

[1] Bu konuda bilgi sağlayan ve önemli kaynaklar sunan Vartan Mateosyan’a teşekkür ederiz.