Antep - Fotoğrafçılar

Yazar: Mihran Minasyan 27/03/2020 (son değişiklik: 27/03/2020), Çeviren: Arlet İncidüzen

Giriş

Osmanlı İmparatorluğu içinde Ermeni fotoğrafçıların öncü bir rolü olmuştur. İstanbul’daki Abdullah(yan)lar ve Paskal Sebah’tan taşradaki Dildilyanlar (Sivas, Merzifon, Samsun ve Kastamonu), Sursuryanlar (Harput), Garabed Solakyan (Konya), Krikor Mısırlıyan (Halep), Patrik Yesayi Garabedyan ve Garabed Krikoryan (Kudüs), Garabed Lekegyan (Kahire ve İstanbul) ve daha birçoklarına kadar imparatorluğun her köşesinde Ermeni bir fotoğrafçıya rastlanmaktadır. Öyle ki birçok yerde fotoğrafçılık Ermenilerin tekelindedir. Yaklaşık bir hesapla imparatorluk sınırları içerisinde Ermeni fotoğrafçı, fotoğraf malzemesi tedarikçileri, rötuşçular, kartpostal çekimi ve basımıyla ilgilenenlerin vs. sayısı beş yüzden fazladır. Ermeni soykırımından sonra hayatta kalan veya yeni yetişen Ermeni fotoğrafçılar Ortadoğu’dan çeşitli Avrupa ülkelerine, Afrika ve Amerika’nın uzak köşelerine dağılmış ve bu güzel sanatla meşgul olup rakipsiz ustalar olmaya devam etmişlerdir.

Antep Ermeni Fotoğrafçılığı Üzerine Genel Bir Bakış

Kilikya sınırları içinde bulunan, yoğun Ermeni nüfusa sahip tarihi Antep şehri sadece eğitim kurumları, zanaatları, tacirleri, yaratıcı ve etkin vatandaşlarıyla değil, aynı zamanda Ermeni fotoğrafçılarıyla da ünlüydü. Nispeten kısa bir sürede, 1884-1921 tarihleri arasında şehirde yaklaşık olarak 20 fotoğrafçı çalışmış ve bunlardan çoğu Antep’ten uzaklaştıktan sonra da faaliyetlerini yakın ve uzak şehirlerde, Maraş, Adana, Mersin, Halep, Bağdat, Hayfa, Şam civarında, Beyrut, Birleşik Devletler vb. sürdürmüşlerdir.

Diğer taşra bölgeleriyle kıyaslandığında Antep’teki Ermeni fotoğrafçılığının gelişimi, Antep Ermenilerinin nispeten iyi durumda olması ve şehirde bulunan yabancı kurumlarla alakalıdır. Yerli Ermeniler bu kurumlarla etkileşim içinde olmuş ve onların deneyim ve bilgilerinden faydalanmıştır.

Ermeni soykırımı sırasında Antep Ermenilerinin diğer yerleşim yerlerine göre daha az kurban verdiği bilinmektedir. Haliyle hayatta kalan çok sayıda Antepli, hayati eşyalarıyla birlikte yanlarına aldıkları çok sayıdaki fotoğrafı da yurt dışına çıkarmayı başarmışlardır. Ve günümüzde çeşitli arşiv ve müzelerde, kişisel koleksiyonlarda ve ailelerde bulunan Antep’ten getirilmiş çok sayıda fotoğraf sayesinde sadece Antepli Ermenilerin yakın geçmişteki günlük yaşamı hakkında değil, aynı zamanda şehrin fotoğrafçılarının faaliyetleri ve zanaatlarındaki üstünlükleri hakkında da bilgi sahibi olmak mümkündür.

Eski fotoğrafçılar, fotoğraflarını, alt tarafında fotoğraftan taşan kısımda fotoğrafçının veya fotoğraf stüdyosunun ve kimi zaman da fotoğraf stüdyosunun bulunduğu şehrin adının yazılı olduğu kendi hazırladıkları kalın karton çerçevelere yapıştırırlardı. Aynı şekilde kartonun arka kısmında güzel süslemeler, sergilerde kazanılmış madalya ve nişanlar ve başka motifler içerisinde yine fotoğrafçının ve şehrin adı yazılı olurdu. Hatta kimi zaman birkaç dilde birden. Kendi isimlerine özel matbu kartonları olmayan fotoğrafçılar da kullandıkları kartonun ön veya arka yüzüne isimlerini el yazısıyla yazmış veya mühürlerini vurmuştur. Bunların hepsi bugün eldeki fotoğraflarla ilgili fotoğrafın çekildiği yer, yaklaşık tarihi ve başka ayrıntılarla önemli çıkarımlar yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Fotoğrafları kalın kartonlara yapıştırma alışkanlığı neredeyse 1920’lere kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra bu alışkanlık azalmış, sadece “resmi” fotoğraflarda kullanılır olmuştur.

Ne yazık ki fotoğrafçıların hepsinin kendi adına özel kartonu yoktur zira bunun maliyeti oldukça yüksektir. Çünkü baskılar genellikle İstanbul ve özellikle Viyana, Paris vb. Avrupa matbaalarında yapılmaktadır. Üzerinde fotoğrafçının imzası, mührü ve matbu ismi bulunmayan binlerce eski fotoğraf mevcuttur ve bu nedenle fotoğrafçının izi, işleri kaybolmakta ve zanaatı gereken değeri görememektedir.

Ve bugün, o fotoğraflar sayesinde karşımızda bir geçmiş serilmektedir. Batı Ermenistan, Kilikya ve Küçük Asya Ermenilerinin harap edilmiş binlerce kilise, manastır, tarihi anıt, okul ve binalarının yaşayan, canlı şahitleri bu fotoğraflar. Ayrıca Ermeni giyim kuşamı, gelenekleri, kıyafetleri, zanaatları, adabı muaşereti gibi kaybolmuş birçok kutsal değerler yeniden hayat bulmaktadır.

***

Bu makalenin Fransızca kısa bir özet çevirisi “Les photographes arméniens d’Ayntab et de la Cilicie : Bref aperçu” başlığıyla Les Arméniens de Cilicie: habitat, mémoire et identité (Presses de l’Université Saint-Joseph, Beyrut, 2012) içerisinde (s. 134-167) yayınlanmıştır.

Antepli Ermeni Fotoğrafçılara Dair Kaynaklar

Antep’te fotoğrafçılık, Ermeniler şehirden uzaklaşana kadar tamamen Ermenilere ait bir zanaat olmuştur demek yanlış olmaz ve açıkça 1921 tarihine kadar şehirde Ermeni olmayan bir fotoğrafçı bile bulunmamıştır.

Eski dönem Ermeni fotoğrafçılar hakkında yazmak, hem günümüze nadir sayıda fotoğraf ulaşmış olmasından hem de mevcut fotoğrafların elde edilme güçlüklerinden ve özellikle de birkaç istisna haricinde bu konuda yeterli çalışma yapılmadığından çok zordur.

Osmanlı İmparatorluğu fotoğrafçılık tarihi uzmanı Engin Özendes’in, “Photography in the Ottoman Empire 1839-1923” [1] başlıklı ölümsüz eserinde başka şehirlerle birlikte verdiği Antep’teki fotoğrafçılar listesindeki yedi ismin yedisi de Ermenidir. Bu isimlerin dördü, aşağıda bahsedeceğimiz Kevork A. Sarafyan’ın Antep tarihi hakkındaki eserinden alınmıştır. Beşinci isim Harutyun Mardigyan 1890-1892 arasında Şam’da, 1894-1913 arasında ise Kudüs’te faaliyet göstermiştir ve onun Antep’te fotoğrafçılık yaptığı bilgisinin yanlış olduğu kanaatindeyiz. 1890’dan ölümüne kadar Halep’te fotoğrafçılık yapan ve başka hiçbir bir kaynakta Antep’te bulunduğuna dair bir bilgiye rastlamadığımız Krikor M. Mısırlıyan’ın adının da listede yer alması hatalıdır. Ve son olarak Özendes’in saydığı yedinci fotoğrafçıyı, makalemizin sonunda ayrı bir bölümde ele almaktayız.

Elimizde, 2007’de Antep Belediyesi tarafından düzenlenen “Eski Gaziantep Fotoğrafları” başlıklı fotoğraf sergisi için yayınlanmış bir albüm bulunmaktadır. Albümün içinde yer alan 70 eski fotoğrafın çoğunluğu 1920’lerden 1950’lere uzanan fotoğraflardır. Burada da 1920’ye kadar faaliyet göstermiş Ermeni veya başka fotoğrafçının adına rastlanmamaktadır. [2]

Ermeni fotoğrafçılık tarihinin araştırılması yönünde Ermeni fotoğrafçı Vahan Koçar’ın Hay Lusanıgariçner [Ermeni Fotoğrafçılar] isimli ölümsüz eseri takdir edilecek bir çalışmadır. Burada yüzlerce fotoğrafçının özgeçmişleri, fotoğraflarından örneklerle zenginleştirilerek aktarılmıştır. Bahsi geçen yayın Ermeni fotoğrafçılık tarihi hakkında şimdiye kadar yayınlanmış en kapsamlı yayın olsa da Osmanlı İmparatorluğu içerisinde faaliyet gösteren Ermeni fotoğrafçılar ve genel olarak da Batı Ermenistan’daki eski fotoğrafçılar hakkında çok kısıtlı bir bilgi içermektedir. Kilikya bölgesinin tamamında sadece bir fotoğraf kitapçığı yayınlamış olan Hacınlı Hagop Terziyan’ın ismi anılmış, Antep’te ise yine hiçbir fotoğrafçıdan bahsedilmemiştir. [3]

Antep’teki Ermeni fotoğrafçılar hakkındaki başlıca kaynaklar Kevork A. Sarafyan’ın editörlüğünü de üstlendiği iki ciltlik Badmutyun Antebi Hayots [Antep Ermenileri Tarihi] [4], 1960’tan beri Arlington-ABD’de ardından Beyrut’ta yayınlanmakta olan Hay Antep [Ermeni Antep] (44. sayıdan (1971) itibaren Nor Ayntab [Yeni Antep]) [5] dergisinin muhtelif sayıları, özellikle de derginin Krikor Boğaryan tarafından hazırlanmış sayıları ve dolaylı olarak bu konuda yazdığı makalelerden oluşmaktadır. Antep Ermeni fotoğrafçılık tarihi hakkında şehrin geçmişine ve bölgedeki Ermenilerin özsavunma mücadelesine adanmış kitaplardan ve birkaç hayatta kalana ait anı kitaplarından da bilgi edinilmektedir.

Dickinson Jenkins Miller’ın Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde sunulmuş, “Armenians and the growth of photography in the Near East (1856-1981)” başlıklı tezinde de bilgiler bulunmaktadır ancak bu bilgilerin tamamı Sarafyan’ın bahsi geçen eserinden alınmıştır.

Bir rapora göre, Antep’teki Amerikan Koleji’nin faaliyet süresi boyunca, 1880’deki ilk mezunlarından kapanmasına kadar verdiği 424 mezunun yaklaşık olarak yüzde 2.5’u daha sonra fotoğrafçılık veya fotogravürle uğraşmıştır. Yani yaklaşık olarak 10-11 Kolej mezunu fotoğrafçılık mesleğini seçmiştir. [6] İçlerinde aslen Antepli olanlar ile eğitim için buraya gelmiş olan öğrencilerin sayısı aşağıdaki göreceğiniz üzere eşittir.

Antep’teki Ermeni Fotoğrafçılar

Burada Antep’te faaliyet göstermiş olan Ermeni fotoğrafçıları, etkin oldukları dönemi baz alarak aktaracağız.

Burada yayınlanan listenin de eksiksiz olmadığını belirtelim. Şüphesiz işleri korunamamış veya henüz fark edilmemiş başka fotoğrafçılar da bulunmaktadır. Bir fotoğraf stüdyosunda fotoğrafçının yanı sıra bir veya daha fazla çırak da çalıştığı düşünüldüğünde Antep’te fotoğrafçılıkla uğraşan Ermenilerin sayısının burada verilenden daha fazla olduğu da unutulmamalıdır.

Antep’teki Ermeni fotoğrafçılar hakkında vereceğimiz bilgilerin çoğu kişinin geçmişi hakkında o kadar da önemli bilgiler değilmiş gibi gelebilir ancak bu şahısların hayatları hakkında kısıtlı bilgilere ulaşılabildiğinden bulabildiğimiz tüm bilgileri aktarmayı uygun gördük.

Antep’e komşu şehirlerde veya başka şehirlerde faaliyet göstermiş birkaç Antepli fotoğrafçının Antep’te de fotoğrafçılıkla uğraşıp uğraşmadığını tespit etmekte zorlansak da onların isimlerini de Ortadoğu’da Osmanlı hakimiyeti döneminde fotoğrafçılık alanına Anteplilerin getirdiği katkının tasvirini bütünüyle yapabilmek adına saymaktayız. Bu isimlerin Antep’te de fotoğrafçılık yapıp yapmadığı net değildir zira bu konuda veri bulunmamaktadır.

1. Hovhannes Harutyun Hallacyan-Hovhannesyan

Hallacyan ailesi Antep’in Ermeni tüccarlarındandır. Resmi kayıtlarda ve bazı Ermeni kaynaklarında “Hovhannesyan” soyadıyla da geçmeleri ailenin ilk soyadının bu olduğunu ve soyadlarının daha sonra “Hallacyan”a dönüştüğünü göstermektedir. [7]

Fotoğrafçı Hovhannes Hallacyan, Protestan peder Harutyun Hallacyan-Hovhannesyan’ın en büyük oğludur. Peder, Antep’te “Hallacyan Yetimhanesi-Atölyesi” adıyla bilinen bir yetimhane ve atölye kurmuş ve uzun yıllar muhafaza etmiştir. Annesinin adı Lusya Mamyan-Harutyunyan’dır.

Hovhannes 28 Nisan 1867 tarihinde Antep’te dünyaya gelmiştir. 1877’de buradaki Asdvadzadur Kalfa okulunu bitirdikten sonra ailesiyle birlikte Kudüs’e hac ziyaretinde gitmiştir. Aynı tarihte Beyrut’a gitmiştir. Sık sık ziyaret ettiği Beyrut’a son gidişi 1912’dedir. [8]

1883-1884 tarihlerinden İstanbul’da meşhur Fransız bir ustadan fotoğrafçılığı öğrenmiş, ardından memleketine dönerek 1884-1894 tarihleri arasında şehrin tek fotoğrafçısı olarak 10 yıl boyunca fotoğrafçılıkla uğraşmıştır. “Antep’te fotoğrafçılık sanatı ilk olarak 1884 yılında başlamıştır…” diye aktarır aynı aileye mensup Protestan peder A. Hallacyan Antep’teki fotoğrafçılık hakkında yazdığı kısa notta. [9]

1) Babigyan ailesi, Antep, 1893.
Soldaki çocuk Yeranig Babigyan, ileride fotoğrafçı Mihran Hallacyan’la evlenmiştir. Onun arkasında ayakta duran kız Makruhi Babigyan, oturan kadın Yeğisapet Babigyan, sağdaki kız ise Eliza Hallacyan.
Fotoğraf: Hovhannes Hallacyan (Kaynak : Mihran Minasyan arşivi).

2) Kimliği bilinmeyen Antepli bir çift, 1880’ler veya 1890’lar. Kadın elinde bir nargile tutuyor. Fotoğraf: Hovhannes Hallacyan (Kaynak : Mihran Minasyan arşivi).

Hovhannes Hallacyan lisan konusunda da yeteneklidir ve kendi kendine çalışarak birkaç dil öğrenmiştir. Ermenice, Osmanlıca, Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rumca, İtalyanca ve Rusça okuyup yazmakta ve konuşmaktadır. Bir fotoğraf sevdalısı olmuş ve bildiği yabancı diller sayesinde Avrupa’dan gelen birçok gazete ve kitabı okuyarak fotoğrafçılık alanındaki bilgilerini ilerletmiş ve fotoğraf alanındaki son buluşlardan haberdar olmuştur. İngiltere’den zaman zaman fotoğrafçılıkla ilgili çok çeşitli yeni aletler getirtmiştir. [10]

Adana ve Mersin taraflarına gittiği 1894 yılına kadar Antep’te fotoğrafçılıkla uğraşmış ve 1895’te Halep’e geçmiştir. [11]

Birkaç yıl sonra, 1898’de Antep’te fotoğrafçı olarak yerine çıraklığını da yapmış olan kardeşi Mihran geçmiştir. [12]

Hovhannes 1890’larda fotoğrafçı olarak sık sık Maraş’a [13] da gitmiştir çünkü görünen o ki o tarihlerde Maraş’ta fotoğrafçı bulunmamaktadır. 1893’te Maraş’ta çektiği fotoğraflardan biri Protestan pederi Hampartzum H. Aşçıyan’ın anı kitabında yayınlanmıştır. [14]

Ermeni soykırımından nasıl kurtulduğu ve 1915-1918 tarihleri arasında nerede olduğu bilinmemektedir. Dolaylı bir kaynaktan Kilikya’nın Ermenilerden arındırılması ve Antep’in boşaltılması sırasında Hallacyanların binlerce memleketlileriyle birlikte Halep’e sığındıkları [15] ve daha sonra buradan da yurtdışına çıktıkları bilinmektedir.

Hovhannes Hallacyan 1949 yılında hâlâ hayattadır ve Londra’da yaşamaktadır. Londra’dan bir akrabasına yazdığı otobiyografik yapıdaki bir mektubunu şu satırlarla sonlandırmıştır։ “Şunu da söyleyeyim şimdi bu ülkeye gelip sürgünde bu kadar uzun süre kalacağımı ve savaşın o korkunç fırtınasından Tanrı sayesinde sağ salim kurtulacağımı hiç tahayyül etmemiştim. Uzun süredir fotoğraf çektiğim yok, iyi bir makinem olsa da ne uygun bir mekân ne de gönlüm var…” [16]

Demek ki Londra’dayken de fotoğraf makinesi olmuş ama orada aynı işle meşgul olup olmadığı hakkında bir bilgi yok. Londra’ya ilk geldiğinde fotoğrafçılıkla uğraştığını ancak 1949’da, ilerlemiş yaşının da etkisiyle artık mesleğini icra etmediğini varsayabiliriz.

Fotoğrafçı Hovhannes, Mihran ve James Hallacyan kardeşlerin babası Protestan pederi Harutyun Hallacyan 1841 Antep doğumludur. Harutyun’un babası henüz 20 yaşındayken öldürülmüştür. Birkaç yıl Maraş’taki ilahiyat okulunda okumuş, ardından Birleşik Devletler’e giderek eğitimine Oberlin Üniversitesi’nde devam etmiştir. 1875’te buradan mezun olup İngiltere’ye geçmiş, sonra Antep’e dönerek 1876’da kendi adını taşıyan meşhur “Hallacyan Yetimhanesi-Atölyesi”ni kurmuştur.

Peder Hallacyan 1880’de yetimhanesine bağış toplamak için İngiltere ve İskoçya’ya gitmiştir. 1884’e kadar burada kalıp Antep’e döndükten sonra 1886’da bağış toplamak için yine İngiltere’ye gitmiştir. Bu iki seyahati sırasında “yetimhanenin kanıtı” olarak yanında birkaç yetim de götürmüş ki onları gören yabancılar etkilenerek bağışta bulunsunlar. Hallacyan Antep’e döndükten sonra burada uğraşacak zanaatları olması için yanında İngiltere’ye götürdüğü yetimlerin zanaat (dişçilik, dericilik ve fırçacılık) öğrenmelerini de sağlamıştır.

Hovhannes’in bu ziyaretlerden ilkinde peder babasına eşlik etmiş ve Londra’da fotoğrafçılık bilgisini ilerletmiş olması muhtemeldir. Zaten 1884’te fotoğrafçılık öğrenmek için İstanbul’da da bulunmuş, aynı yıl yani babasının Londra’dan Antep’e döndüğü yıl Antep’teki ilk fotoğrafhanesini kurmuştur.

Peder Hallacyan 28 yıl boyunca yetimhaneyi tek başına idare ettikten sonra 1904’te bu kurumu Antep’in 3 Ermeni Protestan kilisesine devretmiş ve işi bırakmıştır. 1914’te Antep’te vefat etmiştir. [17]

2. H. H. Hovhannes

Kişisel fotoğraf koleksiyonumuz içinde ön yüzünde matbu olarak fotoğrafçı adı yani “Phot. H. Hovhanness”, arka yüzünde de “ PHOT. H. HOVHANNES AINTAB TURKEY. Լուս. Յ. Յ. Այնթապ فطوغرافجى ح. اوحانس عينتاب” ibaresi bulunan küçük boy bir fotoğraf bulunmaktadır.

Bir dostumuzda da yine aynı kartona yapıştırılmış başka bir fotoğraf görmüştük. Bu fotoğrafın üzerine el yazısıyla 1886-1887 tarihi eklenmişti.

1887’de çekilmiş aynı kartonlu bir fotoğraf daha mevcuttur. [18]

Antep’te faaliyette bulunmuş “H. Hovhannes” isimli bir fotoğrafçı hakkında bilgimiz bulunmamaktadır. Antep tarihi hakkındaki geniş literatürde ve bölgenin fotoğrafçılık tarihi hakkındaki çalışmalarda bu isimde bir şahsiyete rastlanmamaktadır.

“H. Hovhannes”in yukarıda bahsi geçen fotoğrafçı Hovhannes Hallacyan-Hovhannesyan olduğuna kanaat etmekteyiz, belki de burada isminin kısaltılmış yani “H[ovhannesyan] Hovhannes” şeklinde kullanılmıştır. Zaten Hovhannes Hovhannesyan’ın Antep tarihçesi kitabına göre 1884-1894 yılları arasında “on yıl boyunca şehirdeki tek fotoğrafçı” olduğu bilinmektedir. [19]

Ayrıca bahsedilen üç fotoğrafın tarihlerinin (1886-1887) de Antep’te faal olduğu tarihler (1884-1894) arasında kalması kanaatimizi güçlendirmektedir.

Bu durumda ortaya bir soru çıkmaktadır։ Hali hazırda kendi adına basılmış güzel bir karton çerçevesi varken Hovhannes Hallacyan-Hovhannesyan bu karta neden ihtiyaç duysun? Muhtemelen biri diğerini takip etmiş ve “Hovhannesyan” soyadını bırakınca bu kartları kullanmayı da bırakmış ve sadece “Hallacyan” soyadını kullandığı yeni kartlar bastırmıştır.

Kimliği bilinmeyen Antepli bir Ermeni, 1880’ler veya 1890’lar, fotoğraf: H. H. Hovhannes (Kaynak : Mihran Minasyan arşivi).

3. Mihran Harutyun Hallacyan-Hovhannesyan

Antep’in meşhur fotoğrafçılarından biridir. Fotoğrafçı olan ağabeyi Hovhannes’e çıraklık etmiş ancak bununla yetinmeyip fotoğrafçılık bilgilerini tamamlayabilmek için İngiltere’ye gitmiştir. 1898’de Antep’e dönmüş ve ağabeyi 1894’te şehirden ayrıldığından beri boş duran ağabeyinin fotoğraf dükkânını devralmıştır.

30 Temmuz 1994 tarihinde Halep’te Mihran Hallacyan’ın kayınbiraderi Halepli tanınmış doktor Vahram Babigyan’la, Amerika’ya göç etmeden önce tanışabilmek ve kendisinden kız kardeşinin kocası hakkında bazı bilgiler edinmek bizim için büyük bir mutluluk oldu. Daha sonra 3 Ağustos 2000 tarihinde, değerli doktora mektupla, Mihran Hallacyan ve kardeşi Hovhannes hakkında biyografik bilgiler danıştık. Doktor da 13 Eylül 2000 tarihli bir mektupla sorularımızı Halepli  rahmetli Vartan Temuryan’a iletmiş ve sorularımızı cevaplamasını rica etmişti.

Yani doktor Vahram Babigyan’dan Mihran Hallacyan hakkında iki kerede şu bilgileri edinmiş bulunmaktayız:

“Mihran Hallacyan 1880 Antep doğumludur. Kardeşlerinden Hovhannes fotoğrafçıdır. Bir süre İngiltere’de yaşamıştır. Kardeşi Samuel, Protestan pederi olmuş ve Birleşik Devletler’e yerleşmiştir. Diğer kardeşinin adı James’tir. Antep’te evi ve dükkânı birbirine bitişik, Tepebaşı mahallesi yakınlarında Hayip Baba semtinde, Amerikan Hastanesi yakınlarındadır. Fotoğrafhanesi evine kıyasla daha küçüktür ve oldukça geniş olan evinin avlusu da vardır.

Mihran, Antep’in Ermeni tüccar ailelerinden birine mensup olan 1891 Antep doğumlu Yeranig Babigyan’la evlidir.

Yervant-Edi, Püzant-Ray ve Hermine isimlerinde üç çocukları olmuştur. Hermine babası vefat ettikten sonra dünyaya gelmiştir. Üç kardeş de Birleşik Devletler’e yerleşmiştir ve 1994’te hâlâ hayattadırlar. Anneleri Yeranig ise 1982’de vefat etmiştir.

Mihran 1920’de Antep’te, influenzaya yakalandıktan beş gün sonra vefat etmiştir. Ölümünden sonra, Birleşik Devletler’de bulunan peder kardeşi Samuel’in çabalarıyla karısı ve iki çocuğu 1921’de Amerika’ya göç etmiştir. Büyük oğlu o tarihte 9-10 yaşlarındadır. Kendisi 2000 yılında hayattaydı ve Birleşik Devletler’de yaşamaktaydı. Kızının kızı da Amerika’da bulunuyordu.

Fotoğrafhanesindeki tüm negatifler Antep’te kalmış ve yok olmuştur.” [20]

Mihran Hallacyan’ın fotoğraf dükkânına ait elimizde iki tapu bulunmakta, bunlardan biri Osmanlı mali takvimiyle Ağustos 1321 (14 Ağustos-13 Eylül 1905), ikincisi ise Hicri takvimle 29 Sefer 1324 (24 Nisan 1906) tarihlidir. Bu belgelerden Mihran Hallacyan’ın dükkânının Antep’te Hayig Baba (Heyig) semtinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dükkâna 2000 kuruş yani 20 Osmanlı parası değer biçilmiştir. Dükkânın önceki sahibi Artin (Harutyun) Hovhannesyan’dır ve dükkân ondan Mihran Hovhannesyan’a (Hallacyan) kalmıştır.

Baba ve oğul Osmanlı tebaasıdır. Dükkânın sağında Panug oğlu Kapriel ile boyacı Murat’ın dükkânları, solunda ise ayakkabıcı Hagop oğlu Sarkis’in (ikinci tapuda Hagop oğlu Hovhannes) dükkânı, arkasında Kevork Yedigyan’ın dükkânı, karşısında ise ana cadde bulunmaktadır.

1906 tarihli tapuya göre Mihran Hovhannesyan’ın (Hallacyan) dükkânı 1.5 eski dönüm, 13 evlek ve 78 yeni arşın büyüklüğündedir. Bahsi geçen ölçülerin her biri 1350 metrekareye denk gelmektedir.

Mihran Hallacyan eğitimli, coşkulu ve muhafazakâr biridir. Ermeni Protestan cemaati mensubu ve Protestan bir pederin çocuğu olmasına karşın, Ermeni Protestan kiliselerinin yanı sıra Ermeni Apostolik kiliselerinde de vaaz etmiş ve Hay Yegeğetsvo Krisdosasirats Ingerutyun’un [Ermeni Kilisesi Mesihsever Cemiyeti] etkin üyelerinden biri olmuştur. Bu cemiyetin kurulduğu ilk günden, 1896’dan itibaren cemiyet bünyesine girmiş ve maddi destekte bulunarak ilerlemesi ve gelişmesi için katkı sağlamıştır.

Kendisi “Krisdosasirats”ın işini gücünü bırakıp farklı kolej ve üniversitelere başvurup, buralardan mezun olduktan sonra da Antep’e dönerek İncil vaaz eden on kadar genç üyesinden biridir. [21]

Antep’teki Krisdosasirats Cemiyeti tarihi hakkındaki bir kitapçıkta bu imanlı üye için şu samimi ifadeler bulunmaktadır: “Krisdosasirats’ın ruhani toplantıları sırasında İsa Mesih onun gönlünü fethetti ve o güler yüzü ve bonkörlüğüyle İyi Samiriyeli’nin dürüst bir takipçisi oldu. Öyle ki Urfa’ya kadar binlerce inanan İncil’in kelamını onun ağzından dinledi.” [22]

Yukarıdaki satırlardan Antep ve Urfa’da İncil vaaz ettiği anlaşılmaktadır.

Krisdosasirats Cemiyeti toplantılarında verdiği vaazlar dinleyenlerde hep derin bir iz bırakmıştır. [23] Antep’teki Eğitimperver Cemiyeti’ne [Gırtasirats Ingerutyun] de üye olmuştur.

Mihran Hallacyan, Antep’teki Merkez Türkiye Koleji’nin resmi fotoğrafçısı olmuştur [24], haliyle kolejin mezuniyet fotoğraflarının tamamı imzasız da olsalar kendisine aittir.

Ermeni soykırımından nasıl kurtulduğu ve 1915-1918 yıllarında nerede olduğuna dair malumatımız yoktur. Sadece 1915’te hükümet tarafından tutuklandığını bilmekteyiz. Bu konuda, hapishane arkadaşı eğitmen Sarkis Balabanyan’ın (Balaban Hoca) tanıklığı mecvuttur: “[Antep’te 1915’te] Beni hapishanenin karanlık hücresinden içeri itip kapıyı arkamdan kilitlediklerinde benden önce Mihran Hallacyan’ın getirilmiş olduğunu gördüm…” [25] Hepsi bu kadar, ardından yaşananlar meçhul. Akrabalarından peder A. Hallacyan onun hakkında, “O Antep’in tek değilse de en ünlü fotoğrafçısıydı, yaklaşık 20 yıl, 1918-1928 yılları boyunca fotoğrafçılık yaptı.” [26] Bu kronolojiye göre hükümet tarafından hizmetlerine ihtiyaç duyulduğu için tehcire gönderilmeyen şanslı zanaatkârlardan biri olarak 1915-1918 arasında Antep’te olduğunu varsaymak mümkün müdür?

4. James Harutyun Hallacyan-Hovhannesyan

Hovhannes ve Mihran Hallacyan kardeşlerin James isimli kardeşleri de Mersin, Hayfa, Şam ve civarında, Ürdün ve daha güneyinde Suudi Arabistan’a kadar geniş bir coğrafyada fotoğrafçılıkla uğraşmıştır.

Yukarıda Hovhannes Hallacyan’ın bir süre Mersin’de fotoğrafçılık yaptığından bahsedilmiştir. Görünen o ki James daha sonra onun yanına gitmiş veya onun yerine geçmiştir.

Elimizde muhtemelen 20. yüzyıl başında Mersin’de James tarafından çekilmiş bir fotoğraf bulunmaktadır. Fotoğrafın kartonu üzerinde ismi “ J. H. Halladjian MERSINE Asia Minor” şeklinde yazıyor.

James, Hicaz (Arabistan) demiryolu inşa çalışmalarının fotoğrafçısı olmuştur. Bunu kanıtlayan birkaç fotoğraf bulunmaktadır. Muhtemelen bu işe hükümet veya demiryolu şirketinin arzusuyla girmiştir. Şam, Tabi ki (Şam’dan 692 km güneyde, günümüzde Suudi Arabistan’a bağlı) ile daha güneyde Madain Salih ve Al Akhdar’da   1908’de çektiği bazı istasyonların ve komşu manzaraların fotoğrafları muhafaza edilmiştir.

5. Kaspar Hoca Pilavcıyan-Kızaryan

Antep’in meşhur Kaspar Hocası, rahmetli Başpiskopos Şahe Kasparyan’ın (1882-1935) babasıdır.

Antep’te dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi hakkında üç farklı kaynakta, üç farklı tarihe rastlanmaktadır: 1845, 1850 ve 1855. Kanaatimizce ilk tarihin doğru olması daha olasıdır çünkü 1866’da doğum yerinde öğretmenlik yaptığı bilinmektedir. 11 (veya 16) yaşında bir çocuğun bu görevde bulunması zordur.

Apraham ve Murat Muratyan’ın öğrencisi olduğu düşünülmektedir.

Engin ilahi bilgisiyle neredeyse yarım asır boyunca yörenin Surp Asdvadzadzin Kilisesi’nde koro şefi ve müzik öğretmeni olarak hizmet etmiştir. Ermeni notalarını ve org çalmayı Maraşlı Boğos Kürkçüyan’dan ve İstanbullu Hagop öğretmenden öğrenmiştir.

1892’de Antep’teki Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi’nin kilise korosunu kurmuş ve yıllar içerisinde çok sayıda muganni-öğretmen yetiştirmiştir. 1880’lerde bir yıl Adana’da kilise korosu şefliği yapmıştır. [27] Bölgedeki Ermeni ve Türklere özel org ve keman dersleri vermiştir. Antep’teki Vartanyan Okulu’nun “Der Zorutyants”, “Aha Asdğın Vartanyan” marşları ve Atenagan Okulu’nun “Haraç Sanunk” marşının yanı sıra “Der Voğormiya” ilahisinin çeşitli makamlarını –bunlar sadece Antep’te okunmuştur- da Kaspar Hoca bestelemiştir. [28] Bestelediği onlarca şiirin çoğunluğu Antepli şair Armenak Nazaretyan’a (A. Nazar) aittir. Örneğin, “Yerk Ar Vartanyank” vb.

Ermeni soykırımı sırasında ailece Berecig’e yerleşmiş ve buradaki tersanede çalışarak sürgünden kurtulmuştur. 1919’da ertesi yıl Amerika Birleşik Devletleri’ne gidebilmek için Antep’e geri dönmüş ve burada bir süre daha kilisede baş mugannilik yapmıştır.

1919’da Mısır’daki Ermenilerin dini lideri Episkopos Torkom Kuşagyan tarafından buradaki kilisede hizmet etmesi için Kahire’ye çağrılmış ancak bu teklifi reddetmiştir.

Kaspar Hoca çok yönlü bir kişiliktir. Antep’te fotoğrafçılıkla da uğraşmıştır. Antep Hatırat’ı “musiki sanatı dışında fotoğrafçılıkla da uğraştığını” kanıtlamaktadır. [29]

Birleşik Devletler’de, 24 Kasım 1936 tarihinde vefat etmiştir. [30]

6. Zorapapel Krikor Donatosyan

Dönemin en iyi fotoğrafçılarından sayılan ve 20. yüzyıl başında Bağdat’ın en iyi fotoğrafçısı olarak bilinen meşhur foroğrafçı.

Donatosyan, nihai olarak Bağdat’a yerleşmeden önce farklı zamanlarda Antep, Erzurum, İstanbul, Basra, Bağdat ve belki de Arapgir, İzmit vb. farklı şehirlerde bulunmuş ve fotoğrafçılık yapmıştır.

2005’te biyografisi hakkında bilgi sahibi olabilmek için Bağdat’taki Ermeni piskoposluğunun baş yetkilisi rahmetli Baruyr Orcanyan’a başvurarak piskoposluk kayıtlarından Donatosyan hakkındaki kısıtlı biyografik bilgileri bizimle paylaşmasını talep ettik. Buna göre:

Donatosyan Ermeni Protestan cemaatinin üyesi olmasına rağmen Ermeni Apostolik cemaati kayıtlarında bağımsız bir sıraya ve kayıt numarasına sahiptir. Kayıt numarası 132’dir ve buna göre 1870 Arapgir doğumludur. 1896’da Irak’a göç etmiştir. Mesleği fotoğrafçılıktır. 1904’te İzmit’te aslen İzmitli olan Takuhi Garabed Takvoryan’la (d. 1884) evlenmiş ve aynı tarihte karısıyla birlikte Bağdat’a gitmiştir.

1915’te, yaklaşık olarak Ermeni, Katolik, Yahudi ve Taciklerle birlikte 40 Ermeni daha hükümet tarafından tutuklanmış ve Bağdat’tan Musul’a sürgün edilmiştir. Bağdat’tan bunların hemen Tunceli dağlarına gönderilmeleri ve tek tek köylere dağıtılmaları emri gelmiştir. Ancak Musul’daki Keldani patriği ve Sabancı isimli bir Türk’in aracılığıyla yerlerinde kalmaları sağlanmış ve ardından aynı patrik sayesinde Bağdat’a  dönerek, serbest bırakılana kadar savaş mahkemesinin hapishanesinde kalmışlardır. [31]

Levon isminde bir oğlu olmuştur. Bağdat’taki Ermeni piskoposluğu kayıtlarında Levon 260a sıra numarasıyla kayıtlıdır. Levon, Bağdat’taki Ermeni Protestan cemaatine mensup Krisdine Hagop Çınaryan’la evlenmiştir.

Zorapapel, 1926 yılında ölmüş ve Protestanlar tarafından Ermeni mezarlığının bitişiğindeki İngiliz mezarlığına defnedilmiştir.

Bahsettiğimiz gibi Donatosyan birden çok şehirde faaliyet göstermiştir ve öyle görülmektedir ki Bağdat’a yerleştikten sonra adına hazırlattığı kartonların üzerine şehir ismi de yazdırmaya başlamıştır. Zira başka yerlerde çektiği fotoğrafların üzerinde isminin yanında şehir adına rastlanmamaktadır. Belki de gezici olarak çalıştığı ve sık sık yer değiştirdiği için buna gerek duymamıştır.

1882’den itibaren Antep’teki Merkez Türkiye Koleji mezunlarının bir kısmı gibi onun da Antep’teki papaz okulunda ders verdiğine dair tanıklık bulunmaktadır. Bu mezunlar arasında Donatosyan’ın ismi de geçmesine rağmen kolejin mezun listeleri için adına rastlayamadık. [32] Muhtelemen okulu yarım bırakmıştır. Antep’te bulunduğu, buradaki öğrenciliği, öğretmenliği ve fotoğrafçılık yaptığı yıllar ve başka ayrıntılar belirsizliğini korumaktadır. Papaz okulunda ne ders verdiği de tespit edilememiştir.

1) Yusuf Babigyan, 1890’lar, Antep, fotoğraf : Zorapapel Donatosyan.

2) Yüksek rütbeli bir Türk askeri, fotoğraf : Zorapapel Donatosyan, Bağdat, 20. yüzyıl başı (Kaynak : Mihran Minasyan arşivi).

1890’lı yıllarda Donatosyan tarafından çekilmiş ve üzerine adının yazılı olduğu karton çerçevelere yapıştırılmış iki fotoğraf gördük. Bize aktarıldığına göre fotoğraflarda görünen şahıslar Antep dışına hiç çıkmamışlardır.

Donatosyan’ın biyografisinde önemli bir bölüm de Erzurum şehriyle alakalıdır.

Sultan II. Abdülhamid’in Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerine doğa ve mimari yapıların fotoğraflanması için fotoğrafçılar gönderdiği bilinmektedir. Zorapapel K. Donatosyan da bu fotoğrafçılardan biridir ve Erzurum şehrinden çok sayıda camii, Müslüman mezarlığı, köşk, kışla, devlet binası, çarşı, çeşme, genel şehir manzarası vb. fotoğrafları çekmiştir. Bu fotoğraflar (veya bir kısmı ?) daha sonra “Gravür ve Eski Fotoğraflarla Erzurum” (Derleyen : Erol Kılıç, Atatürk Üniversitesi Yayını, İstanbul, 1998, fotoğraf no: 39-84) başlıklı Türkçe bir albümde yayınlanmıştır. Bu kitaba göre (s. 17) Donatosyan’ın bu fotoğrafları Erzurum’un günümüze ulaşan en eski fotoğraflarıdır.

Bahsi geçen akbüm içinde yayınlanan fotoğraflardan bazıları daha sonra İstanbul’da yayınlanan “Surp Pırgiç” dergisinde de yayınlanmıştır. [33]

Donatosyan’ın Erzurum’da bir fotoğrafhanesinin olup olmadığı ya da faaliyetleri sadece Sultan için çektiği fotoğraflarla mı sınırlı olduğu, Erzurum’da ve diğer yerlerde sadece Sultan için mi fotoğraf çektiği belirsizliğini korumaktadır.

Donatosyan bir süre de İstanbul’da faaliyet göstermiştir.

1896’da kendisine Irak’ta önce Basra’da sonra da nihai olarak yerleştiği Bağdat’ta rastlamaktayız. Fotoğrafhanesi Bağdat’ta “Halil Paşa Caddesi” üzerindedir. Bu caddenin adı daha sonra “Raşit Caddesi” olarak değişmiştir.

Donatsoyan Irak’a yerleşen ilk fotoğrafçı olarak sayılmaktadır. [34] Bağdat’taki işlerinden birçok örnek günümüze ulaşmıştır.

Eskiden Irak’ta yaşayan ve günümüzde Birleşik Devletler’de bulunan Nazar Ohanyan vasıtasıyla 2005’te Donatosyan’ın torunundan yani Levon’un çocuğu Sella’dan edindiğim birkaç ilgi çekici aile fotoğrafını sizlere sunmaktayız. Fırsattan istifade ederek Nazar’a teşekkürlerimi sunarım.

7. Hagop F. Muratyan

Hagop Muratyan Antep’in tanınmış fotoğrafçılarından ve etkin simalarından biridir. Antep’teki Merkez Türkiye Koleji’nde okumuş ve 1892’de buradan mezun olmuştur. Buna göre 1872 civarında doğmuş olduğu ileri sürülebilir. Görünen o ki kolejden mezun olduktan kısa bir süre sonra kendi fotoğrafhanesini açmıştır zira elimizde 1895, 1896 ve devam eden yıllarda çekilmiş birkaç fotoğrafı bulunmaktadır.

1909 yılında hazırlanmış Merkez Türkiye Koleji mezunları listesinde Muratyan’ın Birleşik Devletler’de, Boston’da olduğu ve fotoğrafçılık yaptığı yazmaktadır. [36] Birleşik Devletler’e gidiş ve dönüş tarihleri ve oradaki faaliyetlerine dair ayrıntılar belirsizdir.

Antep’ten antetli bir kâğıttan anladığımıza göre Muratyan sadece birinci sınıf bir fotoğrafçı değildir, o aynı zamanda profesyonel ve amatör fotoğrafçılar için fotoğraf malzemeleri de satmaktadır.

Antep’te, 1915 öncesinde Ermeni toplumu içinde etkin bir isim olmuştur; Ermeni soykırımı günlerinde ise Antep yakınlarında, Fırat Nehri üzerinde bulunan Berecig şehrine geçmiş ve buradaki tersanede devlet marangozhanesinde çalışmıştır. [37] Bu şehirde savaş süresinde bir tersane işletildiği bilinmektedir. Tersane müdür Camil Kınne Bahrin, Antep piskoposunun vekili Peder Garabed Gülüzyan’ın kızı Dikranuhi’yle evlidir. Berecigli zanaatkârlar olan çok sayıda Ermeni’yi, çoğunluğu da Antepli olmak üzere tersaneye işçi olarak almış ve sayesinde bu insanlar çöle sürgün edilmekten kurtulmuştur.

Muratyan’ın karısının, 22 Şubat 1919 tarihinde erkek kardeşleri Kharacıyanlara (muhtemelen Birleşik Devletler’e) yazdığı Ermenice harfli Türkçe bir mektup günümüze ulaşmıştır. Mektupta akrabalarına bir kez daha yazmayı nasip ettiği için Tanrı’ya şükrettikten sonra maceralı geçen dört yıllık süreci ve Muratyanların Amerika vatandaşı olmalarının yarattığı ekstra sıkıntıları anlatmıştır. Anteplilerin geneli Hama ve Salamiye gibi nispeten daha az tehlikeli yerlere sürülmüşken onlar Der Zor’a sürgün edilmiştir. Berecig’e ulaşan Muratyanlar bir memur sayesinde (acaba bahsi geçen tersane müdürü Camil Kınne Bahrin mi ?) burada kalmış, 8 ay nehir kenarında çadırlarda yaşadıktan sonra şehre girmeyi başarmış ve iki yıl burada ikamet etmişlerdir. Canla başla çalışmış ancak pek bir şey kazanamamışlardır. Dahası Hagop Muratyan’ın yanında bulunan 150 lira değerindeki fotoğrafçılık malzemeleri de askeri yetkililer ve diğer yetkilileri memnun etmek (rüşvet vermek) uğruna harcanmıştır. Halep’e kaçış yolunda da iyice soyulduktan ve mucize eseri ölümden kurtulduktan sonra da Şam’ın kurtuluşundan (12 Ekim 1918) ancak birkaç hafta önce Halep’e varmışlardır. [38]

Yani Muratyan savaş yıllarında da Berecig’de fotoğrafçılıkla uğraşmıştır. Bize öyle geliyor ki aynı yıllarda çekilmiş Berecig tersanesi, yetkilileri ve Ermeni çalışanlarının birçok defa yayınlanmış birkaç güzel fotoğrafı Hagop Muratyan’a ait olmalıdır. [39]

Şubat 1917’de Muratyanların Berecig’den Halep’e gitmek için Amerikan elçiliğinden izin aldıklarına dair elimizde bilgi bulunmaktadır ancak bu seyahatin gerçekleştirilemediği anlaşılmaktadır. [40]

Hagop Muratyan’ın Berecig’deki hayatı hakkında önemli bir tanıklık mevcuttur. Aslen Bursalı Krikor Sütçüyan isminde bir genç bitap bir şekilde Berecig’ varır. Yakınlardaki bir bahçede onu bulan başka bir genç ona, “Bizim gibi kaçaklar, iğne ipliğe dönmüşler, açlıktan ölmek üzere olanlar için Fırat kıyısında çadırlarda yaşayan Antepliler tarafından kurulmuş yetkililerden gizli bir heyet var. Bunlar hükümet için çalışan zanaatkâr aileler. Bu heyetin başındaki adamın adı da Hagop Efendi Muratyan” demiştir. Gencin haber vermesiyle gelen iki kişi Sütçüyan’ı kucaklayıp sürgünlerin çadırlarına taşımış, Muratyan’ın talimatıyla beslemiş ve “bu heyetin titiz ve şefkatli bakımı sayesinde Sütçüyan gücünü toparlamış ve hayata dönmüştür.” [41] Sütçüyan, Muratyanların çadırında üç ay kalmıştır. Anılarında aktardığına göre bu olaydan sonra bir daha Muratyan’a veya ailesinden birine hiç rastlamamış, onlardan bir haber almamıştır. Ancak aylar aylar sonra  Krikor Boğaryan’ın Hay Antep dergisinde Sütçüyan’la yaptığı röportaj yayınlandıktan sonra Muratyan’ın karısı Mari, hiç unutmadığı Sütçüyan ve hikâyesini okuyunca 21 Ocak 1968’de Birleşik Devletler’den Sütçüyan’a bir mektup göndermiş ve ondan tekrar haber aldığı için duyduğu mutluluğu belirterek, Berecig’de yaşanan birkaç olayı daha hatırlatmıştır. [42]

Halep’e dönersek.  Ateşkesten hemen sonra, 19 Aralık 1918’de Muratyan Protestan toplumunun temsilcisi olarak Halep Ermeni Birliği’nde yer almış yani birliğin kurulduğu günlerden itibaren birliğe üye olmuş ve birlik içinde çok yararlı hizmetlerde bulunmuştur. Kendisine verilen birçok sorumluluğu alnının akıyla yerine getirmiştir.

Muratyan Şubat 1919’da birliğin Yardım Heyeti’ne de katılmıştır. Hazinedarlık görevini üstlenmiş ve Halep’e varan sürgünlere dağıtılacak yardımları organize etmiştir. Ağustos 1919’da birlik üyeleriden peder Kapriel Kasparyan’la birlikte dağılmış olan Ermeni Milli Birliği’ni yeniden tesis etmek ve bazı zorlukları ve meseleleri çözmek için Antep’e gitmiştir. Kendilerine verilen görevi layıkıyla yerine getirmişlerdir; Muratyan oradaki milli birliğin meselelerini çözmek için Kilis’e de geçmiştir.

Muratyan, Halep Ermeni Milli Birliği’ne çok tarihi bir dönemde “mecburi sebeplerle Antep’e dönmek zorunda kalana” kadar büyük bir yetkinlikle hizmet etmiştir. Kasım 1919’de görevinde istifa ederek doğumyerine dönmüş ve burada 10/23 Ocak 1920’de yine Protestan Ermeni Birliği’ne katılmış ve şehir Ermenileri için dönüm noktası olan, o tarihi özsavunma günlerinde bir süre birliğin başkanlığını yürütmüştür.

Mayıs 1920’de Antep’ten Halep’e göç etmiştir. 1921’de Antep’e dönerek yine aynı organa üye seçilmiş ve birliğin başkanlığını üstlenmiştir. [43]

1920-1921 Antep’in kahraman savunma günlerinde çekilmiş fotoğrafların birçoğu Muratyan’a aittir. Bu fotoğrafların sağ alt köşesinde “Mouradian” şeklinde yazılmış ismini görmek mümkündür.

Muratyan daha sonra Birleşik Devletler’e göç etmiş ve halı ticaretiyle meşgul olmuştur. 1941 yılında vefat etmiştir.

8. Attar Yeğya - Yeğya Attaryan

Asıl adıyla Yeğya Attaryan halk arasında daha çok Attar Yeğya olarak bilinmekteydi. Antep’teki İngiliz kilisesinin diyakozuydu.

Birçok Antepli  gibi o da 1915’te ailesiyle birlikte Suriye’deki Salamiye şehrine sürülmüştür. 1918 sonbaharında Halep’e geçmiş ve burada Mayıs 1920 tarihinde nihai olarak Birleşik Devletler, Boston’a göç edene kadar kalmıştır. Aileye akrabaları İsrayelyan kız kardeşler maddi destekte bulunmuştur. Birkaç şiir derlemesi sahibi Barkev Attaryan’ın (1900-1936) babasıdır. [44]

Attar Yeğya’dan bahseden bir kaynakta Antep’te “perakendeciliğin yanı sıra fotoğrafçılıkla da uğraştığı” yazmaktadır. [45]

9. Zadig Kuzuyan-Kuzyan-Guzugyan

1875 (bir kaynağa göre ise 1871) Antep doğumludur. Antep’ten ne zaman ayrıldığı bilinmemektedir. Halep’te bulunduğunu ve Halep piskoposluğunun kayıtlarında iki çocuğunun vaftiz tarihlerinin 1910 ve 1911, mesleğinin ise fotoğrafçı olarak geçtiğini bilmekteyiz.

1913’te hâlâ Halep’tedir. Halep’te aynı yıl gerçekleştirilen Ermeni nüfus sayımında adı geçmektedir ve burada yaşı 38 şeklinde (demek ki 1875 doğumludur) verilmiştir. Kayıtlara göre aslen Anteplidir ve fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. Karısı Nartuhi 27, kızı Eliza ise 13 yaşındadır. [46]

1920’de Bağdat’a geçip burada da fotoğrafçılık yapmıştır. Yine Halep’ten buraya ne zaman geçtiği bilinmemektedir. [47]

Hakkında önemli bir belge günümüze ulaşmıştır. Halep piskoposluğu vekili peder Harutyun Yesayan 2 Ekim 1920 tarihli ve 565 numaralı bir mektupla Bağdat’taki Ermeni milli birliğine başvurmuş ve aslen Antepli olan 49 yaşındaki (buna göre de 1871 doğumlu) Zadig Kuzuyan isimli fotoğrafçının asıl adını ve soyadını değiştirerek gizli şekilde Bağdat’ta “nikahlı veya nikahsız bir şekilde bir kadınla birlikte” yaşadığını, resmi karısı ve üç çocuğunu Halep’te bırakarak madur ettiğini ve onlarla ilgilenmediğini bildirmiştir. Kendisini kolay tanıyabilmeleri için mektupta eşkalinde ayırt edici özellikler, “sarı bıyıklı, oldukça şişman” vs. de verilmiştir.

Peder Yesayan Bağdat’taki yetkililerden bahsi geçen bu “vicdansız” adamı bulmalarını ve o günlerde Halep’e gönderilmesi imkansız (yollar kapalı olduğu için) olduğundan kendisinden belirli bir para alınarak resmi karısına göndermelerini ve “yanındaki o ahlaksız kadını uzaklaştırmalarını” istemiştir.

10. Kaspar Nacaryan

1880 Antep doğumludur, Birleşik Devletler’e göç etmiştir. Antep’te fotoğrafçılık yapıp yapmadığı konusunda malumatımız yoktur. Elimizde 1910 civarında Boston’daki fotoğrafhanesinde çekilmiş bir fotoğrafı bulunmaktadır ama Antep’te çektiği hiçbir fotoğraf bilinmemektedir.

Nacaryan Amerika Ermenileri içinde bilinen bir sanatçı-fotoğrafçıdır. Boston, Fresno ve Los Angeles’taki fotoğrafhanelerinde Birleşik Devletler’i ziyaret eden veya Amerika’da yaşamakta olan birçok tanınmış Ermeni şahsiyetin fotoğrafını çekmiş ve bunlardan bir koleksiyon oluşturmuştur. Kiliseyle ilgili, toplumsal ve siyasal meselerle erken yaşta haşır neşir olmuştur. Aile kurmuş ve çocuklarını üniversitede okutmuştur. [48]

1938’de hâlâ hayatta olduğu bilinmektedir.

11. Nerses K. Nigoğosyan

Peria piskoposluğu Milli idaresinin arşivlerinde Nerses K. Nigoğosyan imzalı, 13 Eylül 1913 tarihli Antep’ten Halep piskoposluğu vekili peder Harutyun Yesayan’a gönderilmiş bir mektupta, “bu yıl fotoğrafçılık işleri kesat gittiğinden” Halep’te veya başka bir yerde gelecek eğitim yılı için kendisine bir öğretmenlik görevi verilmesini, bunun mümkün olmaması durumunda ise tanıdık biri yanında katiplik işi bulunmasını rica etmiştir.

Hakkında başka bir bilgi mevcut değildir. Görünüşe göre Antep’te fotoğrafçılıkla uğraşan biridir ve işsizlik nedeniyle şehirden ayrılmayı düşünmüştür.

12. Dikran İlvanyan

Fotoğrafçı ve ressam. Diyarbakır doğumludur. Gençliğinde ailesiyle birlikte Antep’e yerleşmiş ve burada eğitim görmüştür. 1905’te Antep’teki Merkez Türkiye Koleji’nden mezun olmuştur. Resime ilgi duymuş ve kâğıt üzerine karakalem çizimler yapmaya başlamıştır. Etrafındakilerin takdirini toplayıp, aile dostlarının tavsiyesiyle sanatını ilerletmesi için Halep’te bulunan usta bir ressamın yanına gönderilmiş. Birkaç yıl burada kaldıktan sonra Antep’e dönmüş ve “renkli manzaralar” çizmiştir. Birden fazla okulda, özellikle de Atenagan’da resim öğretmenliği yapmıştır. Bu okulun 1907 tarihli öğretim kadrosu fotoğrafına kendisine rastlanmaktadır. Resimlerinden biri, “Mesih’in Çarmıha Gerilmesi” Antep’teki Surp Asdvadzadzin Kilisesi’ne asılmış ve yerliler tarafından çok beğenilmiştir. Ermeni soykırımının Der Zor’a gönderilen kurbanlarından biridir. Antep’te fotoğrafçılıkla uğraşmıştır. [49]

Başka bir kaynağa göre İlvanyan Beyrut’taki Fransız Koleji’ni bitirmiştir. [50]

Antep’taki Merkez Türkiye Koleji’nin mezun listesinde adı geçmektedir ve burada 1909’da Antep’te olduğu, fotoğrafçılık yaptığı kaydedilmiştir. [51]

Daha sonra Diyarbakır’a dönmüş ve bu vilayetin tercümanı, resmi “İdadiye” okulunda öğretmen, Parekordzagan’ın sekreteri ve Ramgavar partisinin üyesi olmuştur. Başka bir yerde, öldürülüşü konusunda biraz farklı bilgiler aktarılmıştır. Buna göre, 1915’te tutuklanıp birçokları gibi türlü eziyetlere maruz kaldıktan sonra Musul’a gönderilme bahanesiyle şehirden çıkarılmış ve yolda öldürülmüştür. [52] Teotig’e göreyse, “Musul’a gönderilme bahanesiyle kayıklarla yola çıkarılmış ve şehirden birkaç saatlik bir uzaklıkta boğulmuşlardır…” [53] Ablası Tarpinyan isimli bir Antepliyle nişanlanmıştır. 1915’te Diyarbakır’da bulunan bir polis tarafından kaçırılmıştır ve 1919 yılında hâlâ bu adamın yanındadır. [54]

13. Harutyun N. Boşgezenyan

1908’de Antep’teki Vartanyan okulu mezunları arasında adına rastlanmaktadır ve burada mezun olduktan sonra fotoğrafçılık yaptığı kaydedilmiştir. [55]

Vartanyan’dan mezun olduktan sonra birkaç yıl Musadağ’ın Bitias köyünde öğretmenlik yapmıştır. Mayıs 1912’de Tarsus’ta bulunmaktadır ve Amerikan misyonerlerin koleji St. Paul’da okumaktadır.

Başka bir tanıklığa göre Vartanyan’dan 1909’da mezun olmuş ve 1914’te hâlâ St. Paul öğrencisidir. [56]

Hiçbir yerde nerede fotoğrafçılık yazdığından bahsedilmese de muhtemelen Antep’te, belki de I. Dünya Savaşı veya ateşkes yıllarında faaliyet göstermiştir.

Aynı isimli, Halep’e yerleşmiş ve buradan Osmanlı meclisine mebus seçilmiş Antepli tanınmış avukat (1861-1923) ile karıştırılmamalıdır.

14. Levon Tarakçıyan

Aslen Bereciglidir. Ateşkeste fotoğrafçı olarak Antep’te çalışmıştır. Fotoğrafçılıkla uğraştığına dair tek bir tanıklık mevcuttur. Zeytunlu Khoren Tavityan anılarında Tarakçıyan’ın Antep’te “fotoğrafçılıkla nasıl uğraştığından” bahsetmektedir. Tarakçıyan bir Türk’e yarısı peşin yarısı da iki ay sonra ödenmek üzere bir fotoğraf makinesi satmıştır. Ama adam Tarakçıyan’ın parasını ödememiş ve o da mahkemeye başvurmak zorunda kalmıştır. Tavityan, mahkemede tanık olarak bulunmuştur. Neyse ki Tarakçıyan mahkemeyi kazanmıştır. [57]

Tarakçıyan daha sonra Hyatt Place, New York, Birleşik Devletler’e geçmiş ve burada da fotoğrafçılıkla uğraşmıştır. Khoren Tavityan, orada da kendisini bularak karısıyla birlikte fotoğrafını çektirmiştir. Daha sonra bu fotoğrafı anı kitabında basarak “en sevdiğim fotoğrafım” diye belirtmiştir. [58]

15. Albert Bezciyan

Aslen Anteplidir. Antep’teki Merkez Türkiye Koleji’nin 1915’deki mezunlar listesinde adı geçmektedir. Burada mezun olduktan sonra fotoğrafçılıkla uğraştığı [59] yazmaktadır ancak Antep’te mi başka yerde mi belirtilmemiştir.

16. Dikran Sebuh Çakmakçıyan

Fotoğrafçı ve ressam. 6 Mayıs 1894 Antep doğumlu. İlkokulu Antep’teki Haygazyan Okulu’nda okuyup eğitimine Vartanyan Okulu’nda devam etmiş ve 1912’de mezun olmuştur. Burada sanatçı Sarkis Khaçaduryan resim öğretmeni olmuştur. Vartanyan’dan sonra iki yıl da Giligya Okulu’nda okumuştur.

Resmi daha çocukken sevmiştir. Giligyan’da öğrenciyken bir resim ödülü kazanmış ve tehcire kadar eğitim bakanlığı tarafından Antep’teki Türk öğretmen okulunda resim öğretmeni olarak görevlendirilmiştir. [60]

Antep’teki Surp Asdvadzadzin Kilisesi için “Doğum” ve “Göğe Yükseliş” tasvirli iki resim yapmıştır. Bu resimler şehir boşaltılırken Halep’e götürülmüş ve burada Surp Asdvadzadzin Kilisesine teslim edilmiştir.

Ermeni soykırımı yıllarında, ailece Suriye’nin Hama şehrine sürgün edilmişlerdir. Babası Sebuh’un 17 Haziran 1916 tarihinde din değiştirdiğine dair tanıklıklar mevcuttur. “Sebuh Çakmakçıyan’ın müslümanlaşması Hama’da gerçekleşir, oğluna da aylık 200 kuruş maaşla sekreterlik görevi ayarlamıştır.” [61] Son satırlar ikisi de fotoğrafçı olan Dikran veya kardeşi Kurken’e aittir. Birçokları gibi Çakmakçıyanlar da Suriye çöllerine sürülme tehlikesinden kurtulabilmek için din değiştirmişlerdir ve diğerleri gibi onlar da ateşkesten sonra tekrar Ermeni Apostolik Kilisesine geri dönmüşlerdir.

Çakmakçıyanlar Hama’dan Lübnan’a geçmiştir. Dikran burada Cemal Paşa, Şam ve Beyrut valilerinin ve önemli Arap şahsiyetlerin portrelerini çizmiş ve bu nedenle edindiği büyük itibar ve Cemal Paşa sayesinde birçok sürgün Ermeninin hayatını kurtarmayı başarmıştır.

Ateşkesten sonra Antep’e dönerek kardeşi Kurken’le birlikte fotoğrafçılık yapmıştır. “1919’da şehirde işler karmaşıklaştığı ve Antep’in özsavunma mücadelesi başladığı sırada iki kardeş Dikran ve Kurken şehre daha yeni dönmüş ve birlikte bir fotoğrafhane kurmak niyetineydiler.” [62] Çalışmak için bir fotoğrafçı dükkânı açtılar mı, yoksa kendilerine ait bir mekânları olmadan mı çalıştılar bilemiyoruz. Sadece 1920’de Antep’in kahraman savunması sırasında bizzat kendi tanıklıklarına dayanarak, “Büyük fedakârlıklar ve muazzam tehlikeler altında bu kahramansı mücadeleden yüze yakın kare yakaladıklarını” [63] bilmekteyiz. Bu fotoğraflar Antep’in 8 aylık kahramanca mücadelesinin ölümsüz tanıklarıdır.

Çakmakçıyan daha sonra, çatışma günlerinde çektiği 100 fotoğrafın bir kısmını Kevork Baboyan’a hediye etmiş, kalanları ise Badmutyun Antepi Hayots [Antep Ermenileri Tarihi] kitabında yayınlanması için vermiştir ve fotoğrafların birçoğu bu kitapta yayınlanmıştır.

Çakmakçıyan’ın Antebtsi Hay Nıgariçner [Antepli Ermeni Ressamlar] başlıklı bir çalışması vardır ve bunun içerisinde yukarıda aktarılan bilgilerinin büyük çoğunluğunu içeren kendi hayat hikâyesini [64] de vermiştir.

Çakmakçıyan kardeşler Antep’in özsavunma günlerinde çektikleri çatışmalara katılanların, cephanelik ve cephe fotoğrafları o günlerde Ermeni toplumu içinde büyük patırtı kopartmıştır. Öyle ki mücadelenin başlamasından kısa bir süre sonra, 23 Nisan 1920’de Ermeni kolluk kuvvetleri Çakmakçıyan kardeşleri tutuklamış, Dikran’ı karakola götürmüş ve  güvenlik sebepleriyle askeri merkezin kararıyla savaşanların ve konumlarının fotoğraflarını çekmeleri yasaklanmıştır. Bunun nedeni savaşın sonucun nasıl olacağını kimse kestiremediğinden, ileride bu fotoğrafların insanların başına bela olabileceğinden çekinilmesidir.

Askeri merkezi idareye bağlı muavinlerden Tatul Küpelyan’ın düzenlemesiyle Çakmakçıyan hemen askeri karakola götürülmüştür. Daha sonra merkeze başka bir önemli figür, Kevork Baboyan ulaşmış ve Çakmakçıyan’ın serbest bırakılmasını talep etmiştir. Sonunda Askeri merkez idare üyesi Adur Levonyan gelerek Baboyan’a fotoğrafların basılmasının neden yasaklandığını açıklamış ve tavrını sürdürdüğü takdirde kendisine de “deliğe tıkmakla” tehdit etmiştir. [65]

Durum siyasal bir renge bürünerek iyice kızışmıştır çünkü Çakmakçıyan ve Baboyan Hınçak partisi üyesidir, Tatul ve arkadaşları ile Taşnak’tırlar [66] ve Baboyan bu meseleyi partisel bir çekişmeye yormak istemiştir.

Mesele bir “horoz dalaşı” yaratmamak için Küpelyan’ın Askeri merkezi idare muavinliğinden istifa etmesiyle kapanmıştır.

Askeri merkezi idare üyelerinden Mıgırdiç Araratyan, Krikor Boğaryan’la yaptığı bir görüşmede bu olaydan bahsetmiştir. Boğaryan, “Askeri merkezi idare içinde fikir ayrılıkları var mıydı?” diye sorduğunda, Araratyan, “Çatışmaların ilk başında cephelerin ve askerlerin fotoğraflarını çekmekte ısrar eden Çakmakçıyan kardeşler nedeniyle bir ‘fırtına’ koptu. İzin verilmesinden yana olanlar vardı ancak karşı çıkanlar baskın geldi ve Milli Birlik’in kararıyla izin verilmedi” demiştir. [67]

Antep’in düşüşünden sonra Dikran Çakmakçıyan Beyrut’a yerleşmiş ve kardeşi Kurken’le birlikte kamu binalarına hizmet eden bir yazıhanede çalışmışlardır. Surp Nışan Kilisesi’nin arsa payının belirlenmesi hususunda işleri gereği büyük rol oynamışlardır. [68] 1922’de Kahire’ye geçmiş ve oradan da karısıyla birlikte nihai olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne geçip New York’a yerleşmiş, daha sonra da New York’tan Englewood, New Jersey’e geçmiştir. Bir süre halı ticaretiyle uğraşmış ancak bu işi bırakarak kendisini resme vermiştir. Çizdiği çok sayıdaki tablonun yedisini New York’taki Surp Haç Ermeni Kilisesi’ne hediye etmiştir.

Birleşik Devletler’in merhum başkanı John Kennedy’nin portresini çizmiş ve bu resmi dul eşi Jacqueline Kennedy’e hediye etmiş ve karşılığında da bir teşekkür yazısı almıştır. [69] Katolikos I. Vazken’in de resmini çizmiş ve 1961’de kendisine hediye etmiştir.

Eserleri çok tarzlı olmuştur. Ermeni stilinin yanı sıra Hint, Çin, İran ve Japon sanat stilleriyle de çalışmıştır. Birkaç sergiye katılmıştır. Birleşik Devletler’de Amerika’da Yaşayan Antepliler Derneği’nin etkin bir üyesi olmuş ve merkez idaresinde yer almıştır.

3 Aralık 1964’te kalp krizi geçirip vefat etmiştir. [70]

17. Kurken Sebuh Çakmakçıyan

Antep doğumludur. Dünya Savaşı ateşkesinden sonra sürgün yerinden Antep’e geri dönerek kardeşiyle birlikte fotoğrafçılık yapmıştır. [71]

Antep’in düşüşünden sonra yine kardeşiyle birlikte Beyrut’a yerleşmiş ve burada S. Taşçıyan’la birlikte oyamcı-ressam olarak çalışmıştır. Birleşik Devletler’e gidebilmek için izin kâğılarını beklerken Beyrut’ta vefat etmiştir. [72]

Antep’te her zaman kardeşi Dikran’la birlikte çalışmıştır. Bu nedenle Dikran hakkında bahsettiğimiz olayları tekrarlamayı gerekli görmüyoruz.

18. Salim Hatkayan

Engin Özendes’in Antep fotoğrafçıları listesinde adı geçmektedir. [73] Bu isimde bir fotoğrafçı tarafımızca bilinmemektedir ve Özendes’in hazırladığı Osmanlı İmparatorluğu’nda faaliyet gösteren fotoğrafçılar listesinin hataları ve eksiklikleri göz önüne alındığında “Hatkayan” soyadı bütünüyle bilinmeyen ve kullanışsız bir isim haline gelmektedir. Temkinli olmak adına bu ismi burada veriyoruz ancak kanaatimiz Özendes’in bu ismi uzun yıllar Halep’te faaliyet göstermiş olan Salim Hancıyan’la karıştırmış olabileceği yönündedir.

  • [1] Engin Özendes, Photography in the Ottoman Empire 1839-1923, Yem Yayın, İstanbul, 2013.
  • [2] "Eski Gaziantep fotoğrafları sergisi", 2007, 36 sayfa.
  • [3] 2007’de Erivan’da basılmış, 448 sayfa.
  • [4] Amerika’da Yaşayan Antepliler Derneği yayını, Amerika Birleşik Devletleri, Los Angeles, Kaliforniya, I. Cilt: 32, 1088 sayfa; II. Cilt: 32, 806 sayfa. 
  • [5] Antepliler Derneği yayını.
  • [6] Peder Garabed B. Adanalıyan, Huşartzan Hay Avedaranaganats yev Avedaranagan Yegeğetsvo, Fresno, 1952, s. 323.
  • [7] “Giligya : Portz aşkharhakrutyan arti Giligyo”, Araks dizisi, San Petersburg, İ. Liberman matbaası, 1894, s. 360, Kevork Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, I. Cilt, Los Angeles, 1953, s. 512, 847, 850.
  •  [8] ”Hovhannes H. Hallacyan tarafından gönderilmiş tarihi bir mektup” [biyografik yapıda mektup], Hay Anteb, II. Cilt, Beyrut, 7. Yıl, 1966, Sayı 1 (21), s. 21-22.
  • [9] Peder A. Hallacyan, “Lusanıgarçutyan Arvesdı Ayntabi Meç” [Antep’te Fotoğrafçılık Sanatı], Kevork Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots [Antep Ermenileri Tarihi], II. Cilt, Los Angeles, 1953, s. 292-293.
  • [10] A.g.e., s. 293.
  • [11] A.g.e. Ayrıca Eli Nazaryan, “Haleb kağak tıtkhımor-hay lusanıgariç varbednerı”, Zartonk, Beyrut, 48. Yıl, Sayı 92 )14.265), 18 Ocak 1985, s. 2 ve 4.
  • [12] Peder A. Hallacyan, “Lusanıgarçutyan Arvesdı…”, s. 293.
  • [13] Krikor H. Kalusdyan, Maraş gam Kermanig yev heros Zeytun, New York, 1934, s. 284.
  • [14] Peder Hampartzum H. Aşçıyan, Adanayi Yeğernı yev Konyaye Huşer (badmutyan hamar), New York, Goçnag matbaası, 1950, s. 202.
  • [15] Krikor Boğaryan, Ayntabagank, II. Cilt, “Mahartzan”, Beyrut, Atlas Matbaası, 1974 (kapakta 1975), s. 43.
  • [16] “…tarihi bir mektup”, s. 22.
  • [17] Peder Samuel Hallacyan, ”Protestan peder Harutyun Hallacyan ve Hallacyan Yetimhanesi” [Ermenice], Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, II. Cilt, s. 607-609. [18] Kermanig, Boston, 55. Yıl, Ocak-Haziran 1986, Sayı 219-220, s. 24.
  • [19] Peder A. Hallacyan, “Lusanıgarçutyan Arvesdı…”, s. 293.
  • [20] Hakkında bkz. Peder A. Hallacyan, “Lusanıgarçutyan Arvesdı…”, s. 293.
  • [21] Peder Garabed B. Adanalıyan, Huşartzan Hay Avedaranaganats…, s. 325.
  • [22] Setrak G. Matosyan, Ayntabi Krisdosasirats Ingerutyunı 1896-1935, Halep, 1935, s. 19.
  • [23] Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, I. Cilt, s. 487-488 ve 892.
  • [24] Peder A. Hallacyan, “Lusanıgarçutyan Arvesdı…”, s. 293.
  • [25] Sarkis Balabanyan (Balaban Hoca), Geyankis Dak u Bağ Orerı: Ayntab-Kesab-Haleb, derleyen Dr. Toros Toranyan, Halep, Arevelk matbaası, 1983, s. 66.
  • [26] Peder A. Hallacyan, “Lusanıgarçutyan Arvesdı…”, s. 293.
  • [27] Püzant Yeğyayan (derleyen), Adanayi Hayots Badmutyun, Antilias, Kilikya Katolikosluk matbaası, Adanalılar Derneği yayını, 1970, s. 716.
  • [28] Peder Karekin Boğaryan, “Ayntab Kilisesi…” [Ermenice], Hay Anteb, Beyrut, 8. Yıl, Sayı 4 (28), 1967, s. 16.
  •  [29] Peder A. Hallacyan, “Lusanıgarçutyan Arvesdı…”, s. 293.
  • [30] Biyografi için bkz. Krikor Boğaryan, Ayntabagank, II. Cilt, “Mahartzan”, s. 173-175; Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, I. Cilt, s. 705-706.
  • [31] “Bağdat’taki Ermenilerin durumu hakkında rapor” [Ermenice], ”Azk“, Boston, 11. Yıl, Sayı 145-919, 28 Haziran 1917, s. 2 ve Sayı 148-922.
  • [32] "Bulletin of Central Turkey college at Aintab", 1909, s. 17-33.
  • [33] Temmuz 2000, Sayı 609, s. 16-25, Arsen Yarman arşivinden.
  • [34] “Hisatak 1865/1930“, Oemme edizioni, Milano, 1990, p 111; جريدة "الجمهورية"، بغداد، 5 حزيران 1999، الصفحة 8            
  • [35] Yeğya S. Kasuni, “Antep Merkez Türkiye Koleji Tarihi” [Ermenice], Badmutyun Antebi Hayots, I. Cilt, s. 847.
  • [36] Bulletin of Central Turkey college at Aintab, 1909, s. 23:
  • [37] Krikor Boğaryan, Ayntabagank, I. Cilt, Beyrut, Atlas Matbaası, 1974, s. 224.
  • [38] Lusavoriç, 15 günlük dini dergi, Chicago, 3. Yıl, Sayı 4, 30 Mayıs 1919, s. 98, 100.
  • [39] Kersam Aharonyan, Huşamadyan Medz Yeğerni, Beyrut, 1965, s. 98, 100.
  • [40] Ümit Kurt, "Birecik'te Ermeni Rürgünlerını Ölümden Kurtaran Cemil (Bahri) Köhne", Toplumsal Tarih, no. 253, Ocak 2015, s. 87.
  • [41] Krikor Sütçüyan, Geyankis Koğkotan (Huşer Medz Yeğernen), kaleme alan Beatris Khaçaduryan, Beyrut, Kardaşyan Matbaası, 1986, s. 19-20.
  • [42] A.g.e., s. 21-23.
  • [43] Hay Ayntab, Beyrut, T., 1968, Sayı 3 (31), s. 42.
  • [44] Boğaryan, Ayntabagank, I. Cilt, s. 71.: A.g.e., II. Cilt, s. 600-602.
  • [45] Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, II. Cilt, s. 293.
  • [46] Halep Ermeni Piskoposluğu Kayıtları, Ruhani Meclis 65 numaralı defter: “1913 yılı kayıtları”, s. 305.
  • [47] A.g.e, giden mektuplar 9 numaralı defter, s. 264.
  • [48] Ermenistan Milli Arşivi, klasör 425 (Vartabed Mıgırdiç Boduryan’ın “Hay Hanrakidag”ın elyazması kısmı, liste 1, iş 108, sayfa 85. Burada kendisinin ve kızının da fotoğrafları bulunmaktadır.
  • [49] Dikran Çakmakçıyan, “Antebtsi Hay Nıgariçner”, Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, II. Cilt, s. 732-733. Ayrıca bkz. a.g.e., I. Cilt, s. 850. 
  • [50] Dikran Mıgunt, Amidayi Artzakankneru Veragoçumın, II. Cilt, New Jersey, 1953, s. 342.
  • [51] Bulletin of Central Turkey college at Aintab, 1909, s. 31.
  • [52] Mıgunt, Amidayi Artzakankneru Veragoçumın, s. 342, 354; Tovmas K. Mıgırdiçyan, Dikranagerdi Nahanki Çarterı yev Kürderu Kazanutyunnerı (Aganadesi badmutyun), Krikor Cihanyan Matbaası, Kahire, 1919, s. 96; Arev, İskenderiye, 2. Yıl, Sayı 129 (285), 9 Mart 1917, s. 2.
  • [53] Teotig, Koğkota Hay Hokevoraganutyan yev İr hodin Ağedali 1915 Darin, yayına hazırlan Ara Kalaycıyan, New York, 1985, s. 259.
  • [54] Mıgırdiçyan, Dikranagerdi Nahanki, s. 107.
  • [55] Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, I. Cilt, s. 733.
  • [56] Şırçanavardk Vartanyan Gırtarani Ayntab, M. T. Koleji matbaası, 1914, s. 10.
  • [57] Khoren Tavityan, Geyankis Kirkı, Beyrut, Şirag Matbaası, 1967, s. 292.
  • [58] A.g.e., s. 408.
  • [59] Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, I. Cilt, s.  851.
  • [60] Çakmakçıyan, “Antebtsi Hay Nıgariçner”, s. 734-735.
  • [61] Krikor Boğaryan, Tseğasban Turkı: Vıgayutyunner Kapvadz Hıraşkov Pırgıvadzneru Zıruytsneren, Beyrut, Şirag Matbaası, 1973, s. 169, 178.
  • [62] K. B. [Krikor Boğaryan], “Dikran Çakmakçıyan (1894-1964)”, Hay Ayntab, Beyrut, 6. Yıl, Sayı 1 (17), s. 69; Sisag Varjabedyan, Hayerı Lipanani Meç, I. Cilt, Beyrut, 1982, s. 375.
  • [63] Çakmakçıyan, “Antebtsi Hay Nıgariçner”, s. 734-735.
  • [64] Sarafyan, Badmutyun Antebi Hayots, II. Cilt, s. 732-735.
  • [65] Kevork H. Barsumyan, Badmutyun Ayntabi H. H. Taşnagtsutyan 1898-1922, Halep, Dikris Matbaası, 1957, s. 234.
  • [66] A.g.e., s. 234.
  • [67] K. B. [Krikor Boğaryan], “Mıgırdiç Araratyan’la Görüşme”, Hay Antab, Beyrut, 11. Yıl, Sayı 39-40, 1970, s. 101.
  • [68] Sisag Varjabedyan, Hayerı Lipanani Meç, I. Cilt, Beyrut, 1982, s. 375.
  • [69] Hay Antab, 5. Yıl, Sayı 3 (15), Beyrut, s. 59-61.
  • [70] Hayasdani Goçnag, New York, 65. Yıl, Ocak 1965, s. 26.
  • [71] Çakmakçıyan, “Antebtsi Hay Nıgariçner”, s. 734.
  • [72] K. B. [Krikor Boğaryan], “Dikran Çakmakçıyan (1894-1964)”, s. 70.
  • [73] Özendes, "Photography in the…", s. 65.
including both production pieces and never-to-market prototypes. Each is in original packaging and never used. The Iten collection also includes a lot of Breitling WatchesReplica.to watches uk stopwatches. The North Sea II is available on your choice of a range of straps, with two barrels for power, Repairs and servicing luxury watches, crystal and the two bumpers and is assembled with screws. Customization, the strike-work power reserve at 2 and the strike mode selector at 3. A cut-out allows for the vewing of the hammers and the gongs. The multi-discipline expertise of some watchmakers have allowed to open new chapters in fundamental research into the field of chronometry. In particular.