Sebastia/Sivas şehrinden bir görünüm. Aslen siyah beyaz olan bu fotoğraf, MyHeritage.com kullanılarak dijital olarak renklendirilmiş.

Sebastia/Sivas – Gurbetçilik (I)

Yazar: Robert Tatoyan, 12/12/25 (son değişiklik: 12/12/25) - Çeviren: Peder Narek Der Narekyan

“Ermeninin gurbeti kendi kadar eskiydi. Genç bir delikanlı, daha yeni evlenmiş, duvaklı gelinini kapının ardında bırakmış; balayı günlerini büyük şehirlerin hanlarının bir köşesinde, hamal semerinin altında geçirirdi; yüreğinde ocak ile şefkatin, pulluk ile sabanın özlemiyle.

Sebastia Ermenisi de zor yoluyla gurbeti tatmış, grup grup şehirlerden ve bilinmeyen köylerden limon gibi sıkılmıştı. Amerika, Fransa, Mısır, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Suriye, Karadeniz kıyıları, Kafkasya, İran, Mezopotamya, İstanbul ve başka yerlerde kökler salmış, hemşeri dernekleri kurmuş ve onların etrafında toplanmıştı. [1]

Sebastia Vilayetindeki Ermeni Nüfus Hakkında Genel Bilgi: XVIII Yüzyıl Sonuna Kadar Sivas’a ve Sivas’tan Ermeni Göçleri

Sivas/Sebastia vilayeti Osmanlı İmparatorluğu’nun altı doğu Ermeni vilayetlerinden biriydi.
1867 yılında Sebastia eyaleti veya paşalığı temelinde oluşturulan bu vilayet, tarihî Küçük Ermenistan’ın, Birinci ve İkinci Ermenistan eyaletlerinin ve Gamirk (Kapadokya) bölgelerinin topraklarını kapsıyordu; kuzeydoğudan Trabzon, doğudan Garin (Erzurum), güneydoğudan Harput, güneyden Adana ve Halep (Maraş sancağı aracılığıyla), batıdan Ankara ve kuzeybatıdan Kastamonu vilayetleri ile sınır komşusuydu.

XIX. yüzyılın sonları – XX. yüzyılın başlarında vilayet, bağlı kaza ve nahiyeleriyle birlikte Sivas/Sebastia (merkez), Şebinkarahisar, Tokat (Evdokia) ve Amasya sancaklarına bölünmüştü.

Fransız istatistikçi Vital Cuinet’nin verilerine göre Sebastia vilayetinin yüzölçümü yaklaşık 83.700 km² idi; bunun içinde Sebastia merkez sancağı 39.450 km² yer kaplıyordu [2].

Küçük Ermenistan ve Gamirk bölgeleri en eski zamanlardan beri Armen (Togarma) kabilesinin beşiği olmuş, daha sonra ise Ermeni halkının oluşum merkezlerinden birine dönüşmüştür. Erken Orta Çağ’da Küçük Ermenistan ve Gamirk’in Ermeni nüfusunun büyük bölümü, hâkim olan Yunanca konuşulan çevrenin etkisi altında Yunanlaşmış ve asimile olmuş, böylelikle kendi ulusal kimliğini yitirmiştir. Bununla birlikte, Ermeni nüfusu içinde yeni bir nicelik ve nitelik oluşturmuş olan olgu, VIII. yüzyılın ortalarından XI. yüzyılın sonlarına kadar — yani Arap akınlarından başlayarak Selçuklu istilalarına dek — Doğu’dan Batı’ya, esas Ermenistan topraklarından batıya doğru gerçekleşen Ermeni göçleriydi [3].

Bu göçlerin en önemlisi 1021 yılında gerçekleşmiştir. O tarihte Vasburagan kralı Senekerim Ardzruni, topraklarını Bizans İmparatoru II. Basileios’a bırakarak karşılığında Sebastia şehrini ve ona bağlı bölgeleri almıştı. Senekerim’le birlikte yaklaşık 14.000 kişilik askerî bir birlik —eşleri ve çocuklarıyla beraber — Sebastia’ya taşınmıştır [4].

Geç Orta Çağ’da Sebastia vilayetinin toprakları hem Ermenilerin iç göçü, hem de dış göçü açısından bir kavşak konumundaydı. Türkiye-İran savaşlarının sahnesine dönüşmüş Ermenistan’ın çeşitli bölgelerinden Ermeniler buraya göç ediyor; onların bir kısmı geçici veya kalıcı olarak Sebastia’nın büyük yerleşimlerine yerleşiyor, zanaatkârlık ve ticaretle uğraşıyordu [5]. Diğer bir kısmı ise, tıpkı Sebastia’nın yerli Ermeni halkı gibi, batıya — Küçük Asya’nın batı bölgelerine ve özellikle İstanbul’a — göç ediyordu [6].

1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinden ve başkent yapılmasından sonra, Osmanlı padişahları şehrin gelişimine ivme kazandırmış, bunun arasında Ermenilerin buraya taşınmasını ve yerleşmesini teşvik etmişlerdir. İstanbul, Batı Ermenilerinin iç göçlerinin başlıca hedefi hâline gelmiş ve Ermeni Soykırımı’na kadar bu konumunu korumuş; ‘Ermeni göçlerinde en büyük merkez ve dünyanın en Ermeni nüfusuna sahip şehri’ olmuştur [7].

Sebastia Ermenilerinin İstanbul’a göçü, XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren belgelenmiştir. Osmanlı sarayında kabul gören ünlü Ermeni hekim Amasyalı Amirdovlat (1420-1496) de İstanbul’a taşınmıştır [8]. 1567 yılında, Tokatlı Apkar İstanbul’da ilk Ermeni matbaasını kurmuş ve burada ‘Küçük Dilbilgisi’ (1567), ‘Jamakirk’, ‘Badarakamaduyts’ (1568), ‘Donatsuyts’ (1568), ‘Dağaran’ (1568), ‘Barzadumar’ (1568) ve ‘Maşdots’ (1569) kitaplarını yayımlamıştır [9]. Sebastia’lı Ermenilerin başkentte etkili olduklarının göstergesi, İstanbul Ermeni Patrikliği makamına yükselen, Sebastia doğumlu din adamlarıdır: Khaçadur Sebastatsi (1642-1643), Ğazar Sebastatsi (1660-1663), Hovhannes Amasiatsi (1674-1675), Kalusd Kaydzag Amasiatsi (1703-1704), Avedik Yevtokyatsi (1702-1706) [10].

Celâlî isyanları sonucunda 1602 yılında Tokat’tan Anadolu’nun diğer yerleşim bölgelerine ve İstanbul’a birçok Ermeni göç etmiştir. Şair Stepanos Tokhadetsi bu göçü şu şekilde anlatmıştır:

‘Kötü ansızın geldiğinde,
Tokat’taki Kara Yazıcı,
Her şeyi toz gibi dağıttı,
Herkesi bir yere attı.
Bazıları İstanbul’a gitti,
Bazıları Bursa’ya,
Adana’ya [11],
Çokları Rumeli’ye,
Fransa’ya, Bugda’ya [12], Lehistan’a…[13].’

O dönemde, yaklaşık 1600 yılında, Sebastia’nın Bardizak köyünden göç eden Ermeniler, İzmit (Nikomidya) kentine yakın, aynı adı taşıyan Bardizak yerleşimini kurmuşlardır [14].

İstanbul’da yaşayan bazı amira ailelerinin kökleri de Sebastia vilayetine uzanmaktaydı [15]. Örneğin, Darphane ve Saray kuyumcubaşılığı görevini babadan oğula sürdüren Katolik Düzyan ailesi’nin memleketi Divriği’idi [16].

Sebastialı Ermenilerin XIX. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’a göçü

XVIII. yüzyılın sonları ve XIX. yüzyılın ilk yarısında, Batı Ermenistan bölgeleri üzerinde Osmanlı merkezi otoritesinin güçlenmesine paralel olarak, Sebastialıların göçlerini, para kazanmak amacıyla İstanbul’a, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik olarak daha gelişmiş diğer bölgelerine veya yabancı ülkelere geçici iş için gurbete gitmeleri olan “bantukhd” dönemi izlemiştir. XIX. yüzyılın ikinci yarısında, Sebastia ve doğudaki diğer Ermeni yerleşimlerinden İstanbul’a bantukhd’ların göçü sürekli hâle gelmiş ve hızla artmaya başlamıştır. Öyle ki, 1860 yılı verilerine göre İstanbul’da 15 bin Ermeni bantukhd bulunmaktaydı [17]; 1870’lerde bu sayı 30 bine ulaşmış [18], 1882’de ise 40 bine çıkmıştır [19]. 1890’ların ilk yarısında bazı hesaplamalara göre İstanbul’daki Ermeni bantukhdların sayısı 50 [20], hatta 60 bine ulaşmaktaydı [21]. Sebastialılar, Vasburaganlılar ve Muşlulular ile birlikte İstanbul’daki göçmen taşralı Ermenilerin üç ana grubundan birini oluşturuyorlardı [22].

Sebastia ve Batı Ermenistan’ın diğer bölgelerinden İstanbul’a göç eden bantukhtdarın artışı, 1830’ların ortalarından itibaren Karadeniz limanlarındaki deniz taşımacılığı hizmetlerinin sürekli genişlemesi sayesinde mümkün olmuştur. Garin, Van ve Muşlu Ermeniler başkente Trabzon ve Ordu limanları üzerinden ulaşırken, Sebastialılar Samsun ve Giresun limanlarından kalkan buharlı gemilerle seyahat ediyorlardı. 1860-1870’lerde belirtilen limanlardan İstanbul’a haftada ortalama üç-dört buharlı gemi kalkıyordu [23].

Buharlı gemiler yük taşımacılığı yapıyor, ancak yolcu da taşıyorlardı. Bir gemide yolcu sayısı bazen yüzleri buluyor ve bunların çoğu aşırı derecede rahatsız koşullarda, geminin güvertesine sıkışarak seyahat ediyordu. Deniz seferleri sık olduğundan, limana ulaşan bantukhdlar uzun süre beklemek zorunda kalmıyor, gemiye bindikten sonra, geminin sefer programına bağlı olarak, yalnızca birkaç gün içinde İstanbul’a varabiliyorlardı. Sebastia vilayetinden İstanbul’a yaklaşık 1.500 km’lik kara yoluyla yolculuk dört ila beş hafta sürerken, deniz yoluyla başkente varmak neredeyse iki kat daha kısa sürüyor, yaklaşık iki hafta alıyordu [24].

1860’lı yıllarda Trabzon’dan İstanbul’a gemi güvertesinde yolculuk ücreti yaklaşık 1,2 Osmanlı lirasıydı; sonraki yıllarda bu ücret 1 liraya kadar düştü. Samsun ve Giresun’dan yolculuk yapmak biraz daha düşük bir maliyetle mümkündü. Ancak bu miktar köylü bantukhdlar için küçümsenmeyecek bir meblağdı ve birçoğu bantukhd yolculuğuna çıkmadan önce bu parayı borç alarak karşılamak zorunda kalıyordu [25].

Tıpkı Batı Ermenistan’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi, Sebastia’dan bantukhd olmanın başlıca nedenleri ekonomikti: tarımın düşük verimliliği, ağır vergiler, özellikle askerlik muafiyeti ücreti (“bedel-i askeriye”) ve aşar vergisi. 1878’de Ermeni sorununun uluslararası gündeme gelmesinden sonra bunlara giderek artan siyasi ve dini baskılar eklendi; merkezi ve yerel otoriteler tarafından teşvik edilen Kürt ve Çerkez haydutlukları, cinayetler ve kaçırmalar [26]. Sebastia Ermenilerinin bantukhd olmasına yol açan özel bir etken olarak çağdaşlar, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Balkanlar’dan (Rumeli) göç edip sancağa yerleşen Müslüman muhacirlerin ekonomik rekabetini göstermektedir [27].

İstanbul’da bantukhdlar, yaşadıkları bölgelere göre belirli mesleklerde uzmanlaşmışlardı. Bantukhd Sebastia Ermenilerinin başlıca uğraşları hamallık ve hamamlarda tellaklıktı [28]. O dönemin çağdaş Ermeni yazarlarından Sargis Pıdeyan, 1870’li yıllarda İstanbul’un Galata mahallesinin Muş ve Sebastia kökenli hamallarla dolup taştığını belirtmektedir [29].

Sebastia ve Şebinkarahisar Ermenileri, tellaklar arasında çoğunluğu oluşturuyor ve “sadece İstanbul’daki hamamlarda sayıları 200’ü aşıyordu” [30]. Taşra Ermenilerinin hamamlarda çalışması, Ermeni entelektüelleri tarafından “aşağılık bir meslek” olarak değerlendiriliyor ve buna “utanç ve üzüntüyle” yaklaşılması gerektiği belirtiliyordu. Ayrıca, birçok Ermeni gencin ahlaki ve fiziksel kaybının kaçınılmaz olduğu, “bu yozlaşmış ortamlar ve sağlıksız uğraşlar içinde sürekli terleyip üşüdükleri” [31] vurgulanıyordu. İstanbul’da yaşayan ileri gelen Sebastia Ermenilerinin çabaları sayesinde, hamam hizmetine girmeyi düşünen çok sayıda Sebastialı bantukhd bu karardan vazgeçmiş ve “tellak olmaktansa hamal olmayı tercih etmişlerdir” [32].

İngiliz araştırmacı Christopher Clay’e göre, vasıfsız ve rastgele iş yapan göçmen işçiler İstanbul’da günlük 10 kuruş kazanıyordu; bu, yılda 250 çalışma günü üzerinden hesaplandığında, yıllık 2.500 kuruş (25 Osmanlı lirası) yapıyordu [33].

İnşaat sektöründe, tuğlacı, taşçı, marangoz vb. becerilere sahip olanlar veya bu becerileri İstanbul’da edinenler günlük 15 kuruş (yıllık 37 Osmanlı lirası) ve daha fazlasını kazanıyordu [34].

Hamallar günlük değil, iş başına ücret alıyordu. Tahminen, onlar da sıradan işçilere kıyasla önemli ölçüde daha fazla kazanıyordu [35].

Bazı bandukhtlar, herhangi bir yabancı şirkette vasıf gerektirmeyen sürekli bir işe girmeyi başarmışlarsa, ortalamanın iki katı maaş alıyordu. Örneğin, Galata semtinde bulunan Osmanlı Bankası’nın merkez ofisinde çalışan Ermeni hamallar (hommes de peine), çoğunluğu Sebastia vilayetinden gelmiş olanlardı, genellikle yıllık 36 veya 48 Osmanlı lirası maaşla işe alınır ve yıl sonunda (31 Aralık) en az 3 Osmanlı lirası prim alırlardı [36].

İstanbul’da çalışanların, köylerde en yoksul durumda olanların bile ödediği vergilerden muaf olmaları ve ailelerinden uzakta son derece mütevazı bir yaşam sürmeleri göz önüne alındığında, kazandıkları paranın yaklaşık üçte birini (aşağı yukarı) biriktirip memlekete gönderebildikleri düşünülebilir. Böylece, mevsimlik işlerde çalışan bandukhdlar evlerine yılda en az 3-4, sürekli işlerde çalışanlar ise 9-10 Osmanlı lirası gönderebiliyordu [37].

Çoğu durumda bandukhdlar, evlerine para göndermek amacıyla poliçecilerin [38] hizmetine başvurmak zorunda kalıyordu; bu kişiler para transferleri için oldukça yüksek faiz alıyorlardı. Örneğin, 1882 yılında Tiflis’te yayımlanan Artzakank haftalık gazetesine yazan İstanbul’da çalışan bir grup Sebastialı bantukhd, tefecilerin “bir kişinin 10 altını bir ay için, eğer memlekette kalırsa, altın başına 5 kuruş; eğer İstanbul’da alınacaksa altın başına 15 kuruş… bu şekilde 10 altın bir yıl içinde 30–35 altın oluyor, o zaman tarlalarımızı, evlerimizi, mallarımızı haczetmeye başlıyorlar” dediğini bildiriyordu [39].

Sebastialı bantukhdlar, İstanbul’da birlik ve dayanışmalarıyla öne çıkıyorlardı. Örneğin, Ermeni Patrikliği, Galata semtinde toplanan Ermeni bantukhdlara yerel mahalle sakinlerinin haklarını tanıyarak mahalle meclisi seçimlerine katılma izni verdiğinde, Sebastialılar kendi örgütlenmeleri sayesinde 3 Şubat 1880 tarihinde gerçekleşen seçimde 9 kişiden 3’ünü kendi temsilcileri olarak seçebildiler. Oysa sayıca daha fazla olan Muşlu bantukhdlar, gruplara bölündüklerinden hiçbir adaylarını seçtiremediler [40]. İlginçtir ki seçimlerden sonra Muşlu ve Sebastialı bantukhdlar arasında çatışmalar yaşandı: “Muşlu [Galata’daki S. Lusavoriç] kilise avlusunda Sebastialı ve diğer bantukhdlara saldırmaya başladılar, sopalar ve kırbaçlar sallanmaya başladı, bağrışmalar yükseldi ve kilise imanlılarının feryatları arttı” [41]. O sırada kilisenin vaizliği görevini yürüten Episkopos Mağakia Ormanyan, bizzat müdahale etmek zorunda kaldı. O, öfkeyi yatıştırdı ve “azarlayarak ve utandırarak avluyu sakinleştirmeyi başardı” [42].

İstanbul’daki Sebastialı bandukhdların çokluğu ve yüksek derecede kendi kendini organize edebilme yeteneği, başkentteki önemli Ermeni mezarlıklarından biri olan ve 1865’te kurulan Şişli Mezarlığı’nda baştan beri onların için özel olarak ayrılmış “Sebastialılar Bölümü”nün varlığıyla da kanıtlanmaktadır [43]. Oradaki mezar taşlarından birinde şöyle yazmaktadır: “Bantukhdluk yüreğimi yaktı, babamdan, anamdan mahrum ağlayarak, gözüm ağlar durmaksızın, kardeşlerim bu dünyaya inanmayın, Şabinkarahisar köyünden Güreğyan Manuk oğlu Arakel 12 Temmuz 1865.” [44] Sebastialıların gömüleri mezarlığın diğer bölümlerinde de mevcuttu [45].

Aynı şekilde, Sebastialı bantukhdlardan, Pırkınik (Dörteylül) yerleşiminden olan Katolik Ermeniler [46], İstanbul’daki Ermeni Katolik mezarlığında “Pırkınikliler Bölümü” adıyla ayrı bir bölüm sahibiydiler [47]. Pırkınikli bantukhdların yaşamı ve hissiyatları, doğdukları yere duydukları özlem de mezartaşlarına yansımıştır. Özellikle, Hovhannes Kopyan’ın (1842-1913) mezartaşına kazınan aşağıdaki şiir bunu göstermektedir:

“Hovhannes Kopyan’ın naaşı
Burada yatmaktadır.
Yetmişbir yaşında
Pırkınik evladıydı.
Gurbet hayatının sirkesini içti,
Bir emek kahramanı oldu.
Rab, artık nurunla taçlandır
Terlemiş emektâr alnını.”  [48]

Doğum yeri Pırkınik olan ünlü Ermeni şair Daniel Varujan (Daniel Çıbukkâryan, 1884-1915), İstanbul’a yerleşmiş bir taşralı olarak bantukhdların durumuna şahit olmuş ve deneyimlerini paylaşmıştır. “Ermeni bantukhdlarla birlikte yaşadım ve onların durumuna üzülerek tanıklık ettim,” diye belirtmiştir mektuplarından birinde [49]. Bantukhdların zor durumunu Varujan’ın “Hivand e” (Hastadır) şiiri yansıtır. Şiirde, bantukhd Ermeni evinden ve ailesinden uzak, yabancılık içinde ölür; yalnız, terk edilmiş, umutsuz ve çaresizdir.

“Gölgede, hanın köşesinde terk edilmiş
Hastadır sefil bantukhd.
Nem vücudunu damla damla
Mezar atar.
Doktoru yok, olan parası da bitti.
Acısı ağırdır, merhamet.
Orada, susuz dudaklarından
İyiliği çıkaracak kimse yok.” [50]

Galata mahallesinde yerleşik Sebastialı bantukhdlar, S. Pırgiç Ermeni Hastanesi’ne düzenli olarak maddi yardım sağlıyorlardı. Örneğin, 1885 yılının Haziran ayında “Galata’daki Sebastialı bantukhdlardan” hastane yararına toplanan bağış miktarı 5.306 kuruş (53 Osmanlı lirası) olarak kaydedilmiştir [51].

Bantukhdlar, doğdukları yerler olan Batı Ermenistan’daki çeşitli yerleşim yerlerinde geçerli olan ağır sosyo-ekonomik koşulların ve Batı Ermenilerinin güvenlik sorunlarının etkilerini taşımaktaydılar; bu durum, çevrelerinde Ermeni partilerinin propaganda faaliyetleri için elverişli bir ortam oluşturuyordu. Örneğin, Ermeni reformlarını savunan Hınçak Partisi’nin 18/30 Eylül 1895’te İstanbul’da düzenlediği gösteriye katılanların çoğunluğunu bantukhd hamallar oluşturuyordu [52], bunlar arasında Sebastia’nın Govdun köyü doğumlu Murad Khrimyan —geleceğin çete lideri Sebastialı Murad— da vardı [53]. Gösterinin bastırılmasını takiben hemen hanlarda konaklayan Ermeni bantukhdlara yönelik saldırılar gerçekleşti ve yüzlerce Ermeni bantukhd hayatını kaybetti [54].

Ermeni bantukhdların İstanbul’a göçü, 14 Ağustos 1896’da başkentteki Osmanlı Bankası binasının işgaline yönelik Ermeni Devrimci Federasyonu’ndan (Taşnaktsutyun) Karekin Pastırmacıyan (Armen Karo) ekibinin gerçekleştirdiği operasyonunu takiben vuku bulan katliamdan sonra geçici olarak azaldı; bu katliam sırasında yaklaşık 5.000-6.000 Ermeni, çoğunluğu bantukhd olmak üzere hayatını kaybetti. Osmanlı hükümetinin emriyle, başkentten özel gemilerle doğdukları yerleşim yerlerine yaklaşık 20.000 Ermeni bantukhd gönderildi [56]. Bazıları İstanbul’dan Balkan ülkelerine, Avrupa’ya ve ABD’ye gittiler [57].

Osmanlı yetkilileri ayrıca başkentte faaliyet gösteren yabancı sermayeli büyük ticaret ve finans kuruluşlarından (Osmanlı Bankası, Osmanlı Borçlar Komisyonu, Reji [tütün tekeli] vb.) tüm Ermeni bantukhd hamal ve bekçilerin işten çıkarılmalarını talep ettiler [58].

Çok sayıda Sebastialı bantukhdlar Batı Anadolu’nun farklı bölgelerinde inşa edilen demiryolu ağının inşaat işlerine de katılmışlardı. Örneğin, İzmir’in kilise kayıtları, 1883-1898 yılları arasında kaydedilen ölümlerin yarısının Sebastialı ve Muşlu bantukhdlar olduğunu gösterir; bunlar “demiryolu hattında hastalanmış, şehre gelmiş ve hayatlarını burada noktalamışlardı” [59].

Sebasdialı Ermeni Bantukhdlar Tarafından İstanbul’da Kurulan Eğitim ve Kültür Cemiyetleri: Senekerimyan Cemiyeti

İstanbul’a yerleşmiş Sebastialı bantukhdlar, memleketlerindeki eğitim kurumlarına destek sağlıyorlardı. Örneğin, 1851’de (başka kaynaklara göre 1846) Sebastialı bantukhdlar, İstanbul’da Senekerimyan Cemiyeti’ni kurdular; derneğin amacı, “Sebastia’da bulunan ulusal karma okulları iyileştirmek… ve Sebastia bölgesindeki köy okullarına manevi olarak yardımcı olmak” olarak ilan edilmiştir [60].

Bu amaca ulaşmak için dernek, topladığı paralarla gayrimenkuller satın almayı ve bu mülklerden elde edilen gelirle “okulların geleceğini” güvence altına almayı taahhüt ediyordu [61].

Derneğe üyelik aidatı 40 para (1 kuruş) idi. Her Ermeni derneğe üye olabilirdi, ancak sadece Sebastia doğumlu üyeler Genel Kurul’a katılma ve derneğin yürütme organlarını seçme hakkına sahipti [62].

Senekerimyan Cemiyeti’nin topladığı kaynaklarla, 1853 yılında Sebastia’da Aramyan adı verilen bir konak-otel-han inşa edilmiş ve gelirleri şehrin Ermeni okullarının faaliyetlerini desteklemek üzere kullanılmıştır [63].

1857 yılında İstanbul’daki “Senekerimyan” Cemiyeti Yürütme Kurulu’nun başkanı Hagop Kıbrızyan, veznedarı Apraham Habeşyan, katibi de Ğazar Bıyıkyan’dı. Üyeler arasında Minas Odabaşyan, Manuk Medzmorukyan, Balik Der Babyants, Hacı Yerem Mağakyan, Hovhannes Balyants, Hagop Parunakyan, Hacı Khaçadur Pırutyants, Melkon Çukhasızyants, Hacı Bedros Hovhannesyan, Kevork Karakaşyants, Babik Dumaryants, Khaçadur Zakeyants bulunuyordu [64].

1863 tarihli bir yazışmadan anlaşıldığına göre, İstanbul’daki Senekerimyan Cemiyeti’nin faaliyetleri bağışların adaletsiz dağıtılması nedeniyle durmuştur. “İstanbul şubesi, hamallar ve onların ileri gelenlerinden veya odabaşılardan ile birkaç poliçeciden oluşurdu. Zavallı hamal, sıkıntı içindeki hayatında alın teriyle kazandığı parasını hiç esirgemeden verirdi. Buna karşılık, yöneticilik etmeyi seven poliçeciler, hem tüccar hem de poliçeci olanlar, sadece konuşmasını bilirlerdi veya makamlarına göre vermemeye alışkındılar. Bu nedenle gün geçtikçe kalpler soğudu ve bağış verenle vermeyen aynı değerde tutulduğu için, sonunda Senekerimyan Cemiyeti’ne ‘elveda’ denildi.” [65]

Umedyan ailesi, 1900 yılı civarı, Sebastia’da (sol) ve 1913 yılı New York’ta (sağ), (Kaynak; Nor Sebastia, İki Aylık Resmi Bülten, Nisan-Mayıs 1974).

2 Ekim 1871 tarihinde Senekerimyan Cemiyeti’nin faaliyetleri  “Yeniden Kurulan Sebastia Senekerimyan Cemiyeti” adıyla İstanbul’da yeniden başlar. Cemiyet komisyonu içinde Krikor Taşçıyan, Hagop Aharonyan, Hacı Hagop Kıbrızyan, Hacı Bedros Makhatyan, Hacı Serope Odabaşyan, Giragos Norhadyan, Ohan Der Ohanyan, Ohannes Altunyan, Mıgırdiç Ğaratekeyan, Krikor Odabaşyan, Hagop Boyacıyan ve Khaçik Pıdeyan yer almaktaydı [66].

Mart 1874 tarihine ait bir haber yazısından edindiğimiz bilgiye göre, Sebastia bantukhd toplumu Galata’da toplanıp Senekerimyan Cemiyeti adına 7 kişiden oluşan bir yönetim seçer. Yönetime her bir zanaat dalından ikişer kişi de katılım gösterecekti [67].

1875 yılı Ekim ayı itibarıyla, cemiyet Sivas şehrinde “ulusal bir han” inşa etmek amacıyla geniş bir arsa satın almayı başarmıştı. Ancak girişimini tamamlamak için büyük miktarda paraya ihtiyaç duyduğundan ve dolayısıyla bunun yalnızca abonelik yoluyla gerçekleştirilecek bir iş olmadığından, özel bir yardım toplama yoluyla, eğitimperver saygın kişilerin yardımına başvurulmasına karar verilmişti. [68]

Bu ve diğer bağış kampanyaları ile para toplama girişimleri sayesinde Senekerimyan Cemiyeti gerekli meblağı toplamayı ve Sebastia şehrinde Senekerimyan adını taşıyan han-pansiyon-kervansarayı inşa etmeyi başarmıştı. 1878 yılında Sivas’ı ziyaret eden Rahip Karekin Srvantzdyants, cemiyetin imkânlarıyla daha önce inşa edilmiş Aramyan ve mevcut Senekerimyan hanlarının birlikte iki katlı 71 oda ve 15 dükkân–mağazaya sahip olduğunu, bunların yılda 30.000 kuruş (300 Osmanlı lirası) gelir sağladığını, bu gelirin ise bütünüyle okulların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönlendirildiğini belirtmektedir. [69]

1880 yılı başlarına ait bir tanıklıktan öğreniyoruz ki Senekerimyan Cemiyeti’nin yönetimi altında Sebastia şehrinde bulunan bütün on üç ulusal karma okul bulunuyordu; bu okulların maddi ve parasal ihtiyaçları iki hanın kiralarından, ayrıca çeşitli bağışlardan, yardım kampanyalarından ve aboneliklerden karşılanıyordu. [70]

Mali kaynak toplamak amacıyla Senekerimyan Cemiyeti İstanbul’da düzenli olarak tiyatro temsilleri ve başka etkinlikler de organize ediyordu. Nitekim 1888’de Beyoğlu’nda verilen tiyatro gösterisinin geliri 120 Osmanlı lirası olmuş, bunun 74 lirası Sivas şehrinin Kuyumcular Çarşısı’nda iki dükkân–mağaza satın alma hedefine yönlendirilmiştir. [71]

Senekerimyan Cemiyeti 1895 yılına kadar az çok bir gayretle çalışmalarını sürdürmüş, ancak Abdülhamid döneminin şiddetli anti-Ermeni baskıları sırasında “siyasal gerekçeyle” faaliyetleri durdurulmuştur. [72] Diğer kültürel-eğitsel derneklerde olduğu gibi, Senekerimyan Cemiyeti aracılığıyla edinilmiş malların tasarruf hakkı da görünüşe bakılırsa kilise makamlarına devredilmiştir. [73]

İstanbul’daki Sebastialı bantukhd Ermeniler başka eğitim-kültürel dernekler de kurmuşlardı. Örneğin, 1860 yılında “Antznıver Ingerutyun” (Fedakâran Cemiyeti) adıyla bir kuruluş oluşturulmuş, bu kuruluş “yetişkin bantukhd Ermenilere” yazmayı, okumayı ve hesap yapmayı öğretme amacını gütmüştü. [74] Cemiyet İstanbul’da bir Pazar okulu açmış, bu okula 50’den fazla kişi devam etmişti. 1865 yılında ise Sebastia şehrinde bir şube açılarak orada da yetişkinler için eğitim sağlanmasına ve genel eğitim işinin gelişmesine katkıda bulunulmuştur. Cemiyet aralıklı olarak 1895 yılına kadar faaliyet göstermiştir. [75]

1874 yılında, Sebastialı aydın Varaztad Pıteyan İstanbul’da Varaztadyan Cemiyeti’ni kurdu. Cemiyetin amacı, “gerek taşralı, gerekse İstanbullu her yaştan Ermeniye, ücretsiz olarak en azından okuma, yazma, hesap öğretmek ve kendi ulusal dilleri ile tarihleri hakkında bilgi vermek” üzere bir Pazar okulu açmaktı. [76]

Bantukhd Sebastia Ermenilerinin kurduğu örgütlerden biri de “Karasnits Mangants” (Kırk Şehitler) Cemiyeti idi (1868–1870 yıllarında faaliyet göstermiştir). Bu cemiyetin amacı Sebastia’daki Kırk Şehitler Manastırı’nı bir duvarla güvence altına almak ve başka türden yardımlar sağlamaktı. Bu amaçla bir bağış kampanyası düzenlenmiş ve Sebastia’ya 2.000 kuruş gönderilmiştir. [77]

1875–1879 yılları arasında İstanbul’da faaliyet gösteren, Sebastia Ermenilerinin kurduğu Zanaatperver Cemiyeti’nin amacı Sebastia’da çeşitli zanaatların, “özellikle de ziraatin” geliştirilmesiydi. [78]

Gelir toplamak amacıyla, Sebastia’da faaliyet gösteren bazı eğitim-kültür cemiyetleri İstanbul’da şubeler açıyordu. Örneğin, 1870 yılında kurulmuş olan Lusaper Cemiyeti, “yoksul çocukların ücretsiz eğitilmesini” amaçlayan bir örgüt olarak, 1882 Eylülünde İstanbul’da bir şube açtı. Mart 1883 tarihinde cemiyet, Beyoğlu’ndaki Verdi Tiyatrosunda bir temsil düzenledi ve bu temsilden 40 Osmanlı lirası gelir elde edildi. [79]

Özellikle 1870-1880’li yıllarda, kendi köylerindeki okullara destek sağlamak amacıyla İstanbul’da eğitim-kültür cemiyetleri kuran, diğer yerlerden göç etmiş Ermeniler de vardı. Bunlar arasında şunlar sayılmaktadır: Sebastia Sancağı’nın Bingöl (Püragın) köyünden göç edenlerin Vasburagan Cemiyeti (1875–1876) [80], Ağdık’tan göç edenlerin Nersesyan Cemiyeti (1879) [81], Ulaş’tan göç edenlerin Levonyan Cemiyeti (1878) [82], Pırapert’ten göç edenlerin Mamigonyan Cemiyeti (1878-1879) [83], Divrik’ten göç edenlerin Kapamacıyan Cemiyeti (1871) [84], Divrik’in Khurnavil köyünden göç edenlerin Lusavoriçyan Cemiyeti (1879) [85], Divrik’in Zimara köyünden göç edenlerin Nalyan Cemiyeti (1879) [86], Şabinkarahisar sancağına bağlı Tamzara köyünden göç edenlerin Lampronyan Cemiyeti (1869) [87] vb.

Osmanlı İmparatorluğu İçişleri Bakanlığı arşiv belgelerinden, Sebastia’nın Zara köyünden göç edenlerin kurduğu Eğitimseverler Derneği hakkında bilgi edinebiliyoruz. Örneğin, 12 Mayıs 1894’te İstanbul’daki Ermeni ileri gelenlerinden Simon Maksut’a yönelik suikast soruşturması kapsamında [88], Osmanlı polisi, Zara köyünden göç etmiş bir kişi olan Lutfik’i (Lutfi?) de sorgulamıştır. Lutfik, 1890’ların başında İstanbul’a gelmiş ve hamallık yapıyordu. Lutfik’in eşyaları arasında bir hayır bileti (iané bileti) bulunmuştu; bu bilet, Zara’dan göç eden Toros, Nışan, Garabed, Bahadur ve Vartan ile birlikte kurduğu Zara Sahakyan Nam Mektebi Sevenler Şirketi’ne aitti. Lutfik, bu biletin 2.000 adet basıldığını ve hemşehrileri arasında satıldığını, köylerindeki okul ve kilisenin masraflarını karşılamak amacıyla kullanıldığını iddia ediyordu. Biletlerin basımıyla da ilgilenmiş Galata kilisesinde görevli bir papazın yardımıyla, Lutfik yaklaşık üç ay boyunca bağış toplama kutusuyla para toplamıştı. Ancak ilginç olan, topladığı 600-700 kuruş tutarındaki parayı köye göndermemesi, bunun yerine ihtiyacı olan hemşehrilerine kredi olarak vermesi ve borç verilenlerin adreslerini kaydetmesiydi. Polis, Lutfik’in hikâyesine inanmayarak bunun ekibin kötü niyetli faaliyetleri için para toplamak amacıyla yapıldığını iddia etti ve papaz da dahil olmak üzere herkesi tutukladı [89].

Sebastialı göçmenler, doğdukları yerlerin eğitim kurumlarına, kültürel örgütler dışında da, ihtiyaç duyulduğu şekilde doğrudan da yardım ediyorlardı. Örneğin, 1876 yazında İstanbul’a yaptığı bir ziyaret sırasında, Sebastia ana kilisesinden Kıdemli Peder Kapriel, Sebastialı bantukhdların desteğiyle, Sebastia’daki Surp Nişan Manastırı bünyesinde yeni açılmış olan ruhban okulu ve şehrin kız okulları için “yeterli miktarda kağıt, mürekkep, kalem ve nakış işinde gerekli malzemeleri” temin etti [90].

Kilikya ve Halep’teki Sebastialı Bantukhdlar

Özellikle Sebastia sancağının güney ve güneydoğu bölgelerinde (Gürin, Divriği) yaşayan Ermenilerin göç akışının başlıca yönlerinden biri, Sebastia’nın komşusu olan Kilikya’ydı. XIX. yüzyılın sonları ve XX. yüzyılın başlarında Kilikya ekonomik olarak hızlı bir gelişim dönemine girmişti. Sadece Adana sancağı her yıl, Batı Ermenistan’dan ve imparatorluğun doğu bölgelerinden gelen 12-15 bin Ermeni bantukhd kabul ediyordu; bu bantukhdlar ağırlıklı olarak pamuk temizleme ve işleme işleriyle uğraşıyorlardı [91].

Adana’daki han-otellerde barınan bantukhd Ermeni esnaf ve tüccarlar ile Müslüman toprak sahiplerinin köy çiftliklerinde günlük ücretle çalışan savunmasız bantukhd çiftçiler, bunların çoğu Sebastialıydı, 1909 Adana katliamlarının başlıca kurban grubunu oluşturmuşlardır [92].

Böylece, dönemin çağdaş yazarlarından birine göre, Adana sancağında katliama uğrayan Ermenilerin sayısı 8.147 olup, bunların yaklaşık 3.500’ü göçmendi. Yazar ayrıca Adana vilayetinin diğer bölgelerinde 10.293 Ermeni’nin öldürüldüğünü bildiriyor ve kayıtlarda öldürülenlerin ezici çoğunluğunun bantukhd olduğunu not ediyor: “Türk köylerinde ve diğer yerlerde öldürülen göçmen Ermeniler 254 köyde kayboldu... Bu katledilenler tümüyle çiftçi ve az bir kısmı zanaatkâr; Haçinli, Harputlu, Gabanlı, Fırnuzlu, Garinli, Everekli, Yerebakanlı, Antakyalı, Gavurdağlı, Gemerekli, Sivaslı, Adıyamanlı, Behesnili, Malatyalı, Siirtli, Urfalı, Muşlu, Elbistanlı, Divrikli vb.” [93].

Sebastialı Ermenilerin göçünün başlıca yönlerinden biri Halep ve Antep şehirleriydi. Bu yerlere özellikle Sebastia sancağının güney bölgelerinden, özellikle de Gürün Ermenileri göç ediyordu [94]. XIX. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Halep’teki Ermeni göçmen topluluğu içinde Gürünlü göçmenler ve göçmen işçiler kayda değer bir sayı oluşturuyordu [95]. Gürünlülerin Halep’e göçü öyle yaygın bir hal almıştı ki, bu durum Gürün halk edebiyatına dahi yansımıştı:

Bugün çok kervan geldi,
Yârimden bol haber getirdi,
Yârim Halep’ten geldiğinde,
Bana ipek bir kemer getirdi [96].

Halep’te doğmuş ve büyümüş Gürün kökenli Ermenilerden biri de gazeteci, yazar ve editör Misak Koçunyan’dı (1863-1913) [97].

Halep’teki Gürünlü bantukhdlar, yeni çevreye uyum sağlamakla birlikte, doğdukları yerle bağlarını korumaya devam ediyor; memleketlerindeki yaşamla ilgileniyor ve Gürün’deki eğitim faaliyetlerini destekliyorlardı. Halep’e yerleşen Gürünlü bantukhd tüccarlar, 1863 yılında “Vahanyan Şirketi” adını verdikleri bir kuruluş tesis ettiler. Bu kuruluşun amacı, Gürün’te ulusal okulların kurulmasını teşvik etmek ve yoksul Gürünlülere yardım sağlamaktı. Kurucular arasında Mardiros Arabyan, Sarkis Çilingiryan, Senekerim Tahmazyan, Markar Koçunyan, Margos Magaryan, Harutyun Maranyan ve Boğos Arabyan bulunuyordu. Her kurucunun bağışladığı 50’şer lirayla şirketin sermayesi oluşturuldu. Kısa sürede Vahanyan Şirketi’nin üyeleri arttı ve toplam sermaye 500 Osmanlı lirasına ulaştı [98], sonraki yıllarda da artmaya devam etti; böylece 1877’de şirketin sermayesi 1.000, 1893’te ise 1.991 Osmanlı lirasıydı [99].

1874 yılında Vahanyan Şirketi, Gürün’de 40 öğrencinin devam ettiği Ğevontyan Yatılı Okulu’nu açtı [100].

1892 yılında Vahanyan Şirketi’nin kurucu üyeleri H. Maranyan ve M. Arabyan, Karadeniz kıyısındaki Batum ve Samsun şehirlerinde gelir getiren binalar inşa ettiler; bu binalardan elde edilen tüm gelir, Gürün’deki eğitim kurumlarının ihtiyaçlarına yönlendirildi [101].

Gürünlü bantukhdlar, Antep’te de belgelenmiştir. Örneğin, 1877 yılında kurdukları Vatanperverler Cemiyeti Gürün’de gündüz okulu olarak Aramyan Okulu’nu açtı [102].

  • [1] Vahan Hampartzumyan, Köy Dünyası. Tarihi, etnografik inceleme, Paris, 1927, s. 257. 
  • [2] Vital Cuinet, La Turquie d’Asie։ Géographie administrative, statistique, descriptive et raisonnée de chaque province de l’Asie-Mineure, tome 1, Paris, Ernest Leroux, 1892, s. 613. 
  • [3] Belirtilen dönemde Sebastia bölgesine Ermenilerin göçü hakkında daha ayrıntılı bilgi için bknz. S. Peter Cowe, in “Armenian Immigration to the Sebastia Region, Tenth-Eleven Centuries,” in Armenian Sebastia/Sivas and Lesser Armenia, edited by Richard G. Hovhannisian, Costa Mesa, Ca., Mazda Publishers, 2004, s. 111-135. 
  • [4] Tovma Ardzruni ve Ananun, Ardzruni Ailesi Tarihi, Yerevan, Yerevan Üniversitesi Yayınları, 1985, s. 478-479 (“Kadın ve çocuklar hariç 14 bin erkek”), yani 14 bin Ermeni ailesi veya takriben 56 bin kişi (bir hanede ortalama 4 kişi vardı.) Tarihçi Arakel Badrik Sebasti’ya gelen Ermenilerin sayısını 40-50 bin olarak belirtiyor (Arakel N. Badrik, Sebastia ve Bölge Ermenileri Tarihi ve Hatıratı, I. Cilt, Beyrut, “Mışak” matbaası, 1974, s. 51).
  • [5] Mesela, Doğu Ermenistan’dan, özellikle Artsakh’dan 1745-50 tarihlerinde göç eden Ermeniler Sebastia bölgesinde bulunan Gürün şehrinin Ermeni nüfusunu oluşturmuştur. (Bedros Minasyan, Gürün Tarihi, Beyrut, “Sevan” Matbaası, 1974, s. 212։ S. M. Dzotsikyan, Batı Ermeni Dünyası, New York, 1947, s. 348).
  • [6] XVI-XVII yüzyıllarda Ermenistan’da yaşanan demografik süreçler hakkında daha ayrıntılı bilgi için bknz. Mikael Malkhasyan, 16. yüzyıl-17. Yüzyılilk yarısında Ermenistan’da Demografik Süreçler, Yerevan, Yerevan Üniversitesi Yayınları, 2020.
  • [7] Hıraçya Acaryan, Ermeni Göç Tarihi, Yerevan, Zankak-97, 2002, s. 585:
  • [8] a.y., s. 526.
  • [9] “Tokatlı Apkar”, Ermeni Sovyet Ansiklopedisi, s. 1, ed. Viktor Hampartzumyan, Yerevan, “Sovyet Ermenistanı Bilimler Akademisi Sovyet Ansiklopedisi Genel Yayın Yönetmenliği”, 1974, s. 18.
  • [10] Acaryan, Ermeni Göç Tarihi, s. 526.
  • [11] Bursa Edranos (Atarnos) beldesi.
  • [12] Günümüz Romanya ve Moldovya bölgesi.
  • [13] P․ Nerses Aginyan, Beş Bantukhd Ozan, Viyana, Mkhitarist Matbaası, 1921, s. 120: Celâlî isyanları sonucunda Ermenistan’dan İstanbul’a doğru Ermenilerin göçü hakkında daha ayrıntılı bknz. Henrik Anasyan, “XVII yy. Ermenistan’da Türk Egemenliği”, Sovyet Ermenistanı Bilimler Akademisi Sosyal Bilimler Bülteni, Yerevan, 1951, no: 5, s. 59-60.
  • [14] Hagop Der Hagopyan, Renkarenk Bardizak, Paris, 1960, s. 16 (Nikomedya’da bulunan Bardizak’ın kuruluşu ile ilgili ferman 1625 yılında yayımlandığı için, yerleşim yerinin kuruluş tarihi olarak 1625 de belirtilmektedir). Bknz. Boğos Natanyan, Sebastia ve vilayet sınırlarında bulunan başlıca birkaç şehir hakkında rapor, İstanbul, Ermenistan Yayınları, 1877, s. 157-158 (“Sebastia Ermenilerinin takibata uğradığı dönemde, Ermeniler zulümlere dayanamayıp, özellikle Bardizak köyünün sakinleri büyük ölçüde yerlerini terk ederek yabancı diyarlara göç ettiler. İzmit yakınındaki Bardizak’ın adını bu göçmenlikten almış olması oldukça muhtemeldir.”).
  • [15] Hagop Levon Barsoumian, The Armenian Amira Class of Istanbul, Columbia University, 1980, s. 73.
  • [16] Düzyan ailesi hakkında ayrıntılı bilgi için bknz. Harutyun Mırmıryan, 1400’dan 1900 Ermeni Soylu Aileleri Kısmi Tarihi, İstanbul, 1909, s. 33-34, 106.
  • [17] Salvine Margosyan, “19. yüzyılda İstanbul Ermeni cemaatinin sosyal yapısının özellikleri”, Yakın Doğu. Tarih, Siyaset, Kültür. Makaleler XIV, Yerevan, 2019, s. 256.
  • [18] Hayk Ğazaryan, Batı Ermenilerinin 1800-1870 yıllarındaki sosyo-ekonomik ve siyasal durumu, Yerevan, Sovyet Ermenistanı Bilimler Akademisi Yayınları, 1967, s. 425 (araştırmacının kaynağı Aşot Hovhannisyan’ın “Nalbandyan ve Dönemi” çalışması (Yerevan, Haybedhrad, 1955)).
  • [19] A. Tokhmakhyan, “Türkiye’den Mektup”, Mışak (Tiflis), 2 Eylül 1882, s. 3:
  • [20] 29 Ağustos 1893’de Tiflis’te Muşlu bantukhdları kabul ederken Katolikos Vanlı I. Mıgırdiç (Khırimyan Hayrik), İstanbul’da kayıt altına alınmış 50.000 Sivaslı, Muşlu ve Vasburaganlı çiftçi bulunduğunu belirtir. (Artzakank, edebi ve siyasi gazete (Tiflis), 1 (13) Eylül 1893, s. 1).
  • [21] Acaryan, Ermeni Göç Tarihi, s. 645.
  • [22] Bknz. Vanlı I. Mıgırdiç’in tanıklığı.
  • [23] Christopher Clay, “Labour Migration and Economic Conditions in Nineteenth-Century Anatolia,” Middle Eastern Studies, Vol. 34, No. 4, Turkey before and after Atatürk: Internal and External Affairs (Oct. 1998), s․7.
  • [24] a.y. 
  • [25] a.y.
  • [26] Hovagim Hovagimyan (Arşaguni), Pontus Ermeni Tarihi, Beyrut, “Mışak” matbaası, 1967, s. 18:
  • [27] “Millî görüş. Küçük Asya’nın harman mevsimi vesilesiyle”, Arevelk, siyasi ve milli gazete (İstanbul), 14 Temmuz 1890, s. 1.
  • [28] Acaryan, Ermeni Göç Tarihi, s. 631.
  • [29] Sarkis ve Misak Pıteyan, Daron’un Gerçek Tarihi, ed. Ağan Daronetsi, Kahire, “Sahak-Mesrop” Matbaası, 1962, s. 26.
  • [30] “Millî görüş. Küçük Asya’nın harman mevsimi vesilesiyle” 
  • [31] a.y.
  • [32] a.y. 
  • [33] Clay, “Labour Migration and Economic Conditions in Nineteenth-Century Anatolia,” p․ 16․
  • [34] a.y.
  • [35] a.y.
  • [36] a.y., s. 17.
  • [37] a.y.
  • [38] Poliçeci olarak, poliçe (bir kişinin başka bir kişiye belirli bir vadede ve belirli bir şahsa belirli bir miktar para ödemesini emreden belge) satarak para transferi yapan kimseler adlandırılıyordu.
  • [39] “İstanbuldan Mektup”, Artzakank, edebi ve siyasi gazete (Tiflis), 20 Haziran 1882, s. 276. Ayrıca, mektup; Sivas sancağının Divriği kazasına bağlı Khurnavil köyünden 140, Murvana köyünden 100, Odur köyünden 150 ve Aşuşen köyünden 70 bantukhd tarafından imzalanmıştı (a.y., s. 277).
  • [40] Başepiskopos Mağakia Ormanyan, Azkabadum. Üçüncü Bölüm. 1808 yılından 1909’a kadar, Kudüs, S. Hagopyants Matbaası, 1927, sütun 4373.
  • [41] a.y., sütün 4374.
  • [42] a.y.
  • [43] “Sebastialılar Bölümü”nde bulunan Sebastialı 57 Ermeninin mezartaşları için bknz. Karnik Kasbaryan, Şişli Ermeni Mezarlığı, İstanbul, O. Arzuman Matbaası, 1922, s. 234-248.
  • [44] a.y., s. 241.
  • [45] Mezarlığın 7. Kare bölümünde gömülü Tateos Hapeşyan’ın (1835-1893) mezartaşı yazısından bir bölümü burada sunuyoruz: “Tanrı’nın iradesine itaat ettim, // Evlat ve torun sahibi oldum, // Bir çok şehirde kemanımla şarkı söyledim, // Maalesef hayatımı bantukhd olarak nihayetlendirdim” (a.y., s. 209.)
  • [46] XX. yüzyıl başlarında Pırkınik’te yaklaşık 400 hane ve tamamen Ermeni Katolik nüfustan oluşan 2.000 kişi bulunmaktaydı (bkz. Teodik, Ermeni Ruhbanların Golgotası, New York, 1985, s. 114).
  • [47] P. Hagop Kosyan, İstanbul Katolik Ermenileri Mezarlığı, Viyana, Mkhitarist Matbaası, 1931, s. 153.
  • [48] a.y., s. 163. P. Hagop Kosyan’ın kitabında, “Pırkınikliler Bölümü”nde gömülü 91 Pırkıniklinin mezartaşı yazısı yer almaktadır (a.y., s. 153-184).
  • [49] Daniel Varujan, Mektuplar, Yerevan, “Hayastan” Yayıncılık, 1965, s. 194.
  • [50] Daniel Varujan, Titremeler, Venedik – S. Lazar, 1927, s. 83.
  • [51] Arevelk, siyasi ve milli gazete (İstanbul), 7/19 Temmuz 1885, s. 3.
  • [52] Sinan Dinçer, “The Armenian Massacre in Istanbul (1896),” TSEG-The Low Countries Journal of Social and Economic History 10, no. 4 (2013), s. 22.
  • [53] Murad A. Meneshian, “Rural Sebastia: The Village of Govdun,” in Armenian Sebastia/Sivas and Lesser Armenia, s. 348.
  • [54] Florian Riedler, “Armenian Labour Migration to Istanbul and the Migration Crisis of the 1890s,” in The City in the Ottoman Empire: Migration and the Making of Urban Modernity, ed. by Ulrike Freitag, Malte Fuhrmann, Nora Lafi and Florian Riedler, London and New York, Routledge, 2011, s. 167.
  • [55] Dinçer, “The Armenian Massacre in Istanbul (1896),” s. 27.
  • [56] Ormanyan, Azkabadum, sütun 5066.
  • [57] Örneğin, Sebastia doğumlu Aram Seraydaryan şöyle anlatılmaktadır: “İstanbul’daki katliamdan kıl payı kurtulmuş ve Paris, Fransa’ya sığınmıştır. Orada bir otomobil işi yapmayı öğrenerek Londra’ya geçer ve zengin bir İngiliz’in yanında çalışır. Şoförlük yapar. Bir süre çalıştıktan sonra Amerika’ya göç eder ve New York’ta başarılı bir otomobil işi kurar.” (Nor Sebastia, Tüm Sebastialılar Derneği resmi yayın organı, XIV. yıl, Aralık 1949, s. 26-27).
  • [58] Dinçer, “The Armenian Massacre in Istanbul (1896),” s. 39.
  • [59] P. Hagop Kosyan, İzmir ve Çevresindeki Ermeniler, I. Cilt, İzmir ve Ermeniler։ Kayıtlar ve Kolofonlar, Viyana, Mkhitaryan Matbaası, 1899, s. 340.
  • [60] Hayrenik, taşra gazetesi milli, edebi, eğitsel ve ticari (İstanbul), 4 Eylül 1875, s. 3.
  • [61] a.y.
  • [62] a.y.
  • [63] Karekin Sırvantzdyants, Toros Ağpar, Ermenistan Yolcusu, birinci kısım, İstanbul, 1879, s. 146. Ayrıca bknz. H. K. Ğazaryan, “Sebastia Senekerimyan Cemiyeti Tarihi” (1846-1922), Alis (New York), IX. yıl, no: 6, Mart-Nisan-Mayıs 1929, s. 7.
  • [64] Masis, siyasi, milli, edebi ve ekonomik gazete (İstanbul), 23 Ocak 1858, s. 3.
  • [65] Jamanak (İstanbul), vatanperver dergi, 8 Haziran 1863, s. 92.
  • [66] Hayrenik, milli, edebi, ticari gazete (İstanbul), 2 Ekim 1871, s. 1.
  • [67] Hayrenik, milli, edebi, ticari gazete (İstanbul),16 Mart 1874, s. 1.
  • [68] Hayrenik, taşra gazetesi milli, edebi, eğitsel ve ticari (İstanbul), 14 Ekim 1875, s. 2.
  • [69] Sırvantzdyants, Toros Ağpar, s. 146.
  • [70] Nazaret H. İstambollyants, “Sebastia Milli Cemiyetleri”, Masis, siyasi, milli, edebi ve ekonomik günlük gazete (İstanbul), 27 Şubat /10 Mart 1880, s. 3.
  • [71] “Sebastia Senekerimyan Cemiyeti”, Arevelk, siyasi ve milli gazete (İstanbul), 10 Mart 1889, s. 2.
  • [72] P. Yeprem Boğosyan, Ermeni Kültürel Cemiyetler Tarihi, II. Cilt, Viyana, Mkhitaryan Matbaası, 1963, s. 296.
  • [73] “Senekerimyan Cemiyeti” adıyla kuruluşlar 1913 yılında Sebastia’da ve Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, 1918 Aralık ayında İstanbul’da kurulmuştur; ancak bunlar önceki cemiyetin mirasçıları değildi ve amaçları, Sebastialıların karşı karşıya bulunduğu dönemin özel ihtiyaçlarından doğan farklı hedefleri gerçekleştirmekti.
  • [74] Badrik, Sebastia ve Bölge Ermenileri Tarihi ve Hatıratı, I. Cilt, s. 453.
  • [75] Boğosyan, Ermeni Kültürel Cemiyetler Tarihi, II. Cilt, s. 304-308.
  • [76] a.y., s. 326.
  • [77] a.y., s. 316-317.
  • [78] a.y., s. 329.
  • [79] a.y., s. 320-321.
  • [80] a.y., s. 377.
  • [81] a.y., s. 378.
  • [82] a.y., s. 379-380
  • [83] a.y., s. 380.
  • [84] a.y., s. 251-256.
  • [85] a.y., s. 260.
  • [86] a.y., s. 261.
  • [87] a.y., s. 246-248.
  • [88] Suikast iddiasıyla yargılananlardan biri, “Takavor” adlı Sebastialı bantukhd bir fırıncıydı (Varak Ketsemanian, "The Hunchakian Revolutionary Party and the Assassination Attempts against Patriarch Khoren Ashekian and Maksudzade Simon Bey in 1894." International Journal of Middle East Studies 50, no. 4 (2018), s.. 746-747).
  • [89] Yaşar Tolga Cora, “Institutionalized Migrant Solidarity in the Late Ottoman Empire: Armenian Homeland Associations (1800s–1920s).” New Perspectives on Turkey 63 (2020), s. 70-71.
  • [90] Hayrenik taşra gazetesi milli, edebi, eğitsel ve ticari (İstanbul), 15 Haziran 1876, s. 1.
  • [91] Jamanak, halk gazetesi (İstanbul), 10/23 Nisan 1909. Farklı kaynaklar bantukhdların sayısını 20-25 bine kadar çıkarıyorlar (bknz. Hagop Terziyan, Adana Hayatı, İstanbul, 1909, s. 6. Adana Katliamı. Hagop Babikyan’ın Raporu (Edirne Osmanlı Mebusu), Ermeniceye çeviren Hagop Sarkisyan, İstanbul, “Kilikya” Kitapçısı, 1919, s. 18. Erminio, “Adana Kırımları”, Horizon, 23 Mart 1910, s. 2-3).
  • [92] Aşod Melkonyan, “Sebastia”, Ermeni Sorunu, Ansiklopedi, Yerevan, Ermeni Ansiklopedisi Genel Yayın Yönetmenliği, 1996, s. 407.
  • [93] H. Şahbazyan, “Kilikya Felaketinde Direniş”, Azadamard (İstanbul), 2/15 Nisan 1910, s. 3.
  • [94] Gürün, Sebastia’dan göçün ana merkezlerinden biriydi. Çağdaş gözlemciler, bölge koşullarının, Gürünlülerin ailelerinin geçimini göç etmeden sağlayabilmesine izin vermediğini kaydediyordu (P. Sukias Eprikyan, Resimli Doğa Sözlüğü, I. Cilt, II․ Kitap, Venedik – S. Lazar, 1907, s. 436). Aslen Gürünlü V. Topalan şöyle belirtiyor: “Gürün… nüfusun ekonomik refahını sağlamak açısından oldukça cimriydi. Bunun sonucu olarak, eski zamanlardan beri Gürünlü erkekler her zaman bantukhd olmuşlardır… kendi iş ve refahlarının geleceği için” (Minasyan, Gürün Tarihi, s. 367).
  • [95] Varti Keşişyan, Halep Ermeni Toplumu Toplumsal-Kültürel Organizasyonları (1846-1915), Antilias, Kilikya Katolikosluğu Matbaası, 2001, s. 239.
  • [96] Minasyan, Gürün Tarihi, s. 511.
  • [97] Keşişyan, Halep Ermeni Toplumu Toplumsal-Kültürel Organizasyonları, s. 239.
  • [98] a.y., s. 240.
  • [99] Boğosyan, Ermeni Kültürel Cemiyetler Tarihi, II․ Cilt, s. 265.
  • [100] a.y., s. 264. 
  • [101] a.y., s. 265-266. Vahanyan Şirketi’nden 1902 yılında yardım almış Gürün’deki eğitim kurumlarının isimleri için  bknz. Minasyan, Gürün Tarihi, s. 439.
  • [102] Boğosyan, Ermeni Kültürel Cemiyetler Tarihi, II․ Cilt, s. 267.