Hıdırbeg köyü kahvelerinden birinde, muhtemelen 1930’lu yıllara ait bir fotoğraf (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Musa Dağı – Bayramlar

Yazar: Sonya Taşçıyan, 14/03/15 (Son güncelleme 14/03/15) - Çeviren: Sevan Değirmenciyan

Bayramlar ve ritüelleri Musa Dağlıların hayatında önemli bir yere sahip olup, büyük ölçüde kilise ile ilintilidir. Üstünkörü bakıldığında onların pek de imanlı olmadığı sanılır, fakat Musa Dağlılar geleneklerine bağlı ve imanlı bir topluluktur.  Bayram geleneklerinde muhakkak kilise ritüellerinden ve ayinlerinden parçalar vardır ve bunlar herkes tarafından saygıyla karşılanır. Ritüeller, ziyaretler ve yemek çeşitleri gibi geleneksel alışkanlıklar ise herkesçe uygulanır ve tüm halk tarafından kutlanır. Bayramlara Zadag (Zadig, Paskalya) adını vermeleri ilginçtir. Çevrede bulunan kutsal yerlere yapılan adak ziyaretleri ve kurban kesimleri de sıkça rastlanır.

Musa Dağlı davul-zurnacılar. Fotoğraf, 1946-1947 yıllarında, muhtemelen Beyrut limanında çekilmiş. O yıllarda binlerce Ermeni gibi, Musa Dağlılar da yerleşmek için Sovyet Ermenistanı’na gidiyorlardı (o dönem kullanılan ifade ile, iç göç yapıyorlardı) (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Gağant (Yeni Yıl)

Musa Dağı halkı yılın son gününe Gağond adını verir. Bayrama ilk hazırlananlar çocuklar olur. Bir hafta öncesinden, 4-5 metre uzunluğunda bir defne dalı keserler ve sadece ucunda yapraklarını bırakacak şekilde budarlar. Yeni yıl sabahı, şafak sökmeden, ayinle beraber, bir tahta yığının hazırlanmış olduğu köy kilisesinin meydanında toplaşırlar.  Tahta yığınına bir büyük babanın gelmesini beklerler. Büyük baba bir dua söyleyip, “İyiyi koru, kötüyü sav” dileğinde bulunarak ilk kıvılcımı tutuşturur ve ateşi yakar. Gençler ateşin etrafında toplaşıp kendi hazırladıkları defne dallarını ateşe atmak için işaret beklerler. Yaprakları yakıp dalları yukarı kaldırırlar, sonra tekrar ateşin içine koyarlar. Çevre, yaprakların çıtırtısıyla dolar. Bu ritüel bütün yapraklar yanana kadar sürer. Bu esnada halk tekerlemeleri söylenir, şakalar ve espriler yapılır [1].

Yerel bir inanışa göre, Ermenilerin Hristiyanlığı kabulünün ilk yıllarında, Çur Illianüs (kötü Julianus) adlı putperest bir kral zamanın Ermeni katolikosuna bir demet ot yollar. Ermeni din adamları ve prensler, üzerinde İsa Mesih’in tasviri taşıyan ekmek ve otu krala geri yollarlar. Mesaj şu idi: Ot yiyici sizsiniz, biz ekmek yiyoruz. Julianus Ermeni Hristiyanları cezalandırmak için savaş ilan eder. Eşit şartlar altında olmayan bu savaş sırasında Ermeniler mucize ile kralı tutarlar ve yenerler. Esir düşen Julianus’u ateşe atarlar, alay ederek, farazi bir zaferin işareti olarak, üzerine defne dalları ve yaprakları atarlar. Defne dallarının yakılışı muhtemelen bu sahneyi sembolize etmek için yapılmaktaydı [2].

Bu esnada her evde bayram sofrası hazırlanırdı; tzitı pigiğ, banrıhuts, gatnıhuts, zilibig, burmu, ağunts... Kilerden kurumuş meyveler, fındık-fıstık, meyveler, rakı ve şarap getirilir. Çocuklar yanmış defne dallarını eve götürüp onlarla asalar hazırlarlardı. Uçlarına ise Yeni yıl hediyelerini toplayacakları özel çuvalları yerleştirirlerdi. Bütün aile bireylerinin, yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin, mütevazi bayram sofrası etrafında toplaştıkları ve sabaha kadar eğlendikleri tek bayram belki de budur. Gece yarısı kilisenin çanı Yeni yılı müjdeler. Ziyafet ve ziyaretler sabah kadar devam eder. Çocuklar “çanta keril” (hediye çuvalı atma) için evden eve dolaşırlar, kapıyı çalar ve çuvallarını atarlardı: İçlerine kurutulmuş meyve, kurumuş üzüm, fındık-fıstık ve tatlı konulurdu. Sık sık bacadan aşağı sarkıttıkları da olurdu. Bazı şakacı hane sakinleri eğlenmek için bu çuvallara kor ateş koyarlardı. Gençler ise kıyafet değiştirir evlere girer, farklı oyunlar ve şakalarla insanları eğlendirirlerdi. Onlar içki ve yiyecekle takdir edilirlerdi.

Yoğunoluk’tan bir kesit. Arkada Akra / Kasius (Kesab) Dağı. Halepli ünlü fotoğrafçı Vartan Derunyan tarafından hazırlanan bir kartpostal (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Sabah olduğunda herkes kiliseye gidip yılın ilk ayinine katılırlardı. Çocuklar Yeni yıl hediyesi almak için bütün gün akraba ve ahbapları ziyaret ederdi. Tabii ki, ilk ziyaret vaftiz babalarına olurdu, çünkü Musa Dağı’nda en saygıdeğer akraba vaftiz babası idi. “Şinifir tsir gağond” (“Yeni yılınız kutlu olsun”) diyerek kapı önünde bekleşirlerdi. Ziyareti bekleyen hane halkı da lezzetli yiyeceklerle çocukları uğurlarlardı. Ziyaretler sırasında eğer biri geçikir yahut çocukların isteğini karşılamazsa “Tsir heviren dzeoyı gabva” (“Tavuklarınızın deliği kapansın”) diye lanetleyip uzaklaşırlardı [3].

Nişanlı gençlerin gelin adaylarına imkanları el verdiği ölçüde, bir meyve paketi ile takı yollamaları adettendi. Bir diğer ilginç gelenek de, geceleyin, hane halkı yalnızken, misafir yokken ve ziyafetten yorgun düşmüşken, büyüklerden birinin ocak başına toplanmış aile bireylerine masallar anlatmasıdır. “Gıginu, çıginur, takavor mı gıginu...” (“Bir varmış bir yokmuş bir kral varmış...”).

Noel ve Suyun Kutsanması

Halk bu yortuya Dunen Zedeg (Ev Paskalyası) veya Bızdeg Zedeg (Küçük Paskalya) adını verir. Arife akşamı gençler köy sokaklarında gezer, günün ilahisini söyleyerek evleri ziyaret ederler. Hane halkı hediyeler vererek gençleri takdir eder. Ziyaret sonrasında, gün ağarmış olur ve insanlar aldıkları hediyeleri dağıtmak için kilise avlusunda toplaşır. Hediyeler arasında kaşık varsa rahmetliler için yapılan can yemeğinde kullanılmak üzere kiliseye verirler.

Yaygın inanışa göre, Arife gecesi ağaçların secdeye geldiği vakit herhangi bir istek muhakkak yerine getirilir. Gençler sabaha karşı, çan sesiyle birlikte vadiye iner ve ne kadar soğuk olursa olsun çay da yüzerler [4].

Damlacık’ta açık hava mihrabı (Musa Dağı), 1920’li yılların ortaları. Bu yerde 1915 direnişi zamanında ayin yapılırdı (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Ayin sonrası Su Kutsaması ve Hz. İsa’nın Kutsal Vaftizi yapılır. Papaz leğeni suyla doldurduktan sonra, haçı suya daldırır ve vaftiz babalığı için “açık arttırma” yapar. En yüksek ödeyen o yılın kutsanmış vaftiz babası olur. Kiliseden çıkarken imanlılar kutsanmış vaftiz suyunu beraberlerinde götürürler [5]. Papaz ve zangoç ev kutsaması ayinine başlarlarken köylüler de birbirlerine kısa tebrik ziyaretlerinde bulunur, “Amın dara yas urı sağ u paru tığ ginık” (Her yıl bu gün sağ-salim olun) temennisini dillendirirler.

Bu bayrama has yemekler şunlardır: Klur, madznışurpu, gulugısı tıtçör, burana, heris vs.

Bityas (Musa Dağı) Meryem Ana Kilisesi avlusunda Meryem Ana bayramı kutlamaları. 1930’lu yıllara ait fotoğrafta harisa kazanları görünmekte (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Aziz Sarkis

Aziz Sarkis Musa Dağlıların başlıca azizi sayılır. Zor anlarda, “Ya sup Sarkes, teon tığ hasnes” (Ey Aziz Sarkis, sen yardıma koş) [6] veya “Ya Sup Sarkes, pırni ızkudes, çınni hikkes...” (Ey Aziz Sarkis, tut kemerimi çıkmasın ruhum) diye dua edip onun yardımına sığınırlar [7].

Efsaneye göre, Aziz Sarkis savaşır ve Konstantinapolis imparatorunu kurtarır. İmparator Sarkis’in cesaretine hayran olur ve onu ziyafete davet eder, fakat yemek esnasında onu öldürtmeye de karar vermiştir. Sarkis’i öldürmeye gelen genç kadın ona imparatorun planını anlatır ve aşkını itiraf eder. Sarkis kıl payı kurtulur ve sevgilisi ile kaçıp Musa Dağı’ndaki mağaralara sığınır [8]. Musa Dağı’ndaki köylerde Aziz Sarkis adına 3 kutsal mekan vardır: İlki Kapusiye’deki meşhur mekandır. Köyün kuzeyinden inen patika, yüksek bir kaya üzerinde bir mağara bulunan vadiye götürür. Mağarada bir yalak ve yalağın yakınında nal izlerine benzer küçük çukurlar vardır. Halk kutsal mekana çıkabilmek için ahşap merdiven inşa etmiştir. İkinci mağara Yoğun Oluk’un kuzeyinde bulunan dik yamaç üzerinde yer almaktadır, üçüncüsü ise Bityas’ın batı tarafında [9].

Aziz Sarkis yortusunda kumba pişirilir. Her aile geleceği öngören bu ekmek tatlısını yapmalıydı: Hamuruna madeni para ve aile üyelerinin sayısı kadar farklı semboller konurdu, mesela fasulye, nohut, bakla, düğme, boncuk, çekirdek vs. Bunlar ailenin varlığını temsil ederdi. Hamuru lıvag adlı bir bitkinin geniş yapraklarıyla örtüp sönmüş tandır ateşinin sıcak küllerinin içine korlar, ki sabaha kadar kendiliğinden pişsin. İnanışa göre Aziz Sarkis o gece köyleri gezer ve at nalının izini sihirli ekmeğin üzerine bırakır ve onu kutsardı. Ertesi günü kumba törenle sofraya getirilir, dilimlenir ve aile bireylerine ikram edilirdi. Herkes kumbadan payına düşeni alırdı. İşaretin (boncuk, fasulye, nohut, madeni para vs.) saklanmış olduğu dilim düz olmaz, “nal izine” benzerdi. Ailenin mal varlığından birini (buğday tarlası, üzüm bağı, bahçe, dutluk, süt veren inek, arabaya sürülebilen öküzler, koyun sürüsü, hatta tüfek) temsil eden şans, onun altına saklanmış olurdu. Kumbanın içindeki şans tanesini bulan o yıl içinde tanenin temsil ettiği aile varlığını idare eder ve ona özen gösterirdi.

Taniel Çaparyan’ın Bityas köyünde bulunan oteli, 1930’lu yıllar. Bu yapı geçmişte ipek fabrikası olarak kullanılmış (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Dulut (şans) madeni parasının içinden çıktığı dilimin sahibi yılın şanslısı sayılırdı. Fakat hane halkının “Denize atın” diye haykırması ilginçtir. Yunus Peygamber’in denize düşmesini ve kurtulmasını ifade eden bu söz kişinin peygamber kadar şanslı olduğuna ve denize düşmesine rağmen kurtulabileceğine inanır.

Nişanlı kızlara yapılan ziyaret de gelenekseldir. Dünürler tatlılar, meyveler, kumba ve hediye eşliğinde gelin adayını görmeye giderler. Özellikle gelin adayı eğer üç gün süren Aziz Sarkis orucunu tutmuşsa, müstakbel kayınvalidesinin elini öper ve genelde gümüş bir para olan hediyesini alır [10].

Vartanank (Aziz Vartanlar)

Karnaval’dan önceki Perşembe Vartanlar Savaşının (451) şehitleri anılır. Bu sebeple çoğu kez Karnavala da “Sarhoş edenlerin günü” denir. İlk önce kilisede ayin yapılır, ölüler anılır, papaz Vartanlar savaşının şehitlerini öven coşkulu bir vaaz konuşur. O gün okullar kapalıdır, iş yerleri açılmaz. Öğrenciler sokaklarda Vartanlar savaşını temsil eden oyunlar oynarlar, fakat kimse Pers asker rolü oynamak istemediği için oyun yarım kalır... Akşam evde toplanır ve ziyafet sofrası hazırlarlar. Aile büyükleri Vartanlar savaşından kesitler anlatırlar [11].

O gün Karnaval vesilesiyle nişanlı kızlar da ziyaret edilir. Dünürler hediyeler ve tatlılarla gelin adayını görmeye giderler.

1
2

1) Musa Dağlı bir aile, Kapusiye köyünden. Fotoğrafın tarihi meçhul, muhtemelen 1915 öncesinde veya 1920’li yılların başında çekilmiş (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).
2) Musa Dağı’nda 1930’ların başında çekilmiş bir fotoğraf. En sağda, ayaktaki, şapkalı kişi Ğugas Mardiryan. Yanında ise eşi Cemile Dumanyan. Eşeğin sırtında oturanlar ise Cemile’nin evladları, hepsi şapkalı, soldan sağa; Andre, Antuan ve Moris. Çocukların tam önünde, yine eşeğin üzerinde görünen kız çocuğu ise kızkardeşleri Antuanet (ilerde Der Ğugasyan olmuş) (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Karnaval (Paregentan)

Halk pergındınk olarak telaffuz eder. İki hafta sürer. İlk haftası nispeten daha sakindir, fakat ikinci haftasının başından itibaren yortu herkesin katılımı ile çoşkuyla kutlanır. Karnaval sevilen bir bayramdır. Her şeyden önce çalışma dönemi olmadığından, insanların eğlenmek için bolca vakti vardır. Her hanenin et veren bir hayvan kesmesi gerekir ve bu bayram havası yaratır. Bayramın ilk günlerinde özel olarak hazırlanmış hayvan kesilir ve sevilen et yemekleri hazırlanır: Klur, herise, trakh, ızgara vs., aynı zamanda banrıhuts, silikıg, eccık, tatlı olarak da zilipıg, burma, gatnıhuts, pigiğ, baklava vs [12].

Hetum Filyan’ın Bityas köyündeki kahvesi (Musa Dağı), 1930’lar (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

İlk Cuma köyün gençleri ziyafetleri yönetmesi için kendi başkanlarını, yiğit başını seçerler. Yiğit başı bir şişe rakı, bir mendil ya da 100 gr. tenbekle (kurutulmuş tütün yaprakları) kilise yönetim kurulu başkanını ziyaret eder ve istenmeyen herhangi bir olayı engelleme sözü verip halka açık eğlenceyi davul-zurna ile yapmak için izin ister. Sonra izin için köy muhtarına gider. Daha sonra köy meydanında geleneksel davul-zurnanın sesi duyulur ve karnaval halk kutlaması başlar. Önce gençler parlayan kılıçlarıyla dans ederler, onları ahşap kılıçları ve asaları ile çocuklar takip eder. Geç kalanlar sazendelerin parasını vermekle cezalandırılır [13].

Cumartesi köy meydanındaki oyunlar ve halaylar daha da coşkulu olur. Bu danslar sıklıkla gençlerin kendilerini ifade etmesine ve dikkat çekmesine vesile olurlar. Toplumsal etkinliklerde olduğu gibi, dzkhkhil (kötülükleri savmak için günlük veya hoş kokulu otlarla tütsülemek) karnavalın da gelenekleri arasında yer alır. Yaşlı bir kadın üzerine buhurdanlık konmuş bakır bir tepsi ile dans edenlerin yanına gelir, gizemli jestlerle o tepsiyi gezdirir. Dans edenler el hareketleri ile dumanları kendilerine çekip derin derin nefes alırlar. Yaşlı kadın ise burnunun altından “Kem göz körleşsin kötü nefes kurusun” der. Dans edenler yaşlı kadını mükafatlandırır.

Karnavalın bir diğer gülünç geleneği de insanları hapsetmektir. Yiğit başının emriyle erkeklerden birini bağdaş kurmuş vaziyette yere, dans edenlerin ortasına oturturlar, karşısına kılıç koyup et veren bir hayvan yahut bir şişe rakı almadan onu salıvermezler.

Musa Dağı’n zirvesinde bulunan Tatarlang adı verilen yer. 1915’teki çatışmalarının bir kısmı burada olmuş (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Büyük Perhiz’in ilk pazarı dinirk ııneyl (çatıya çıkmak) tertiplenir. Kilimleri ahırın toprakla örtülü çatısına serer, sofrayı açarlar ve soğuk havaya karşın ziyafet, şarkı, dans, oyun ve misafirlikle oluşan mutlu bir ortam yaratılır. Yaygın oyunlardan biri Kral oyunudur. Biri “kral” olur: Çingene kıyafetleri giydirirler ona, başına taç geçirip, birini de yanına “vezir” tayin ederler. Herkes onun emirlerine uyar. Eğer o anda sokaktan biri geçerse, “kral” “zabıtalarını” yollayıp onu tutuklatır. Yoldan geçeni “mahkemeye” çıkarırlar ve onu yoldan geçmekle ve kralı layıkıyla selamlamadığı ve elleri boş olduğu için suçlarlar. Ceza olarak bir şişe rakı vermesini isterler ve onu ceza ödenene kadar tutuklarlar. Eğer isteksiz görünürse bütün köy onu cimri ilan eder... [14].

Danslar genelde yavaş ve ağır başlayıp hareketli bir şekilde sona erer. Kiyabaşi, dzundır havu, çalım dangi adlı danslar oynanır. İlk ikisi halay, üçüncüsü ise hançerli bir düettir. Kadınların elele tarlada söyledikleri kendilerine has halayları ve grup şarkıları vardır.
İşte bu şarkılardan bazıları:

Musa Dağı’nda bir kahve. Tam yeri ve insanların kim oldukları meçhul (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Leylamani

Aman aşgen tzir vetuanı yeu gınnu.
Şüt mijgıdver akakıt murut gınnu.
Leyl amani amani, hey yamani yamanai...

Gınni gurtu mandrasen
Parüv gu du Indıriasen.
Leyl amani amani, hey yamani yamani...

Dünirk gınni gıtındu,
Sadga gurtu, gıkhndu.
Leyl amani amani, hey yamani yamani...

Antı gaçen kakminen,
Paklavinen, lukminen,
Leyl amani amani, hey yamani yamani...

Arvınen çağır-çuğır,
Çeur tığ inna barvınen,
Leyl amani amani, hey yamani yamani...

Purtukal kaği khüşür,
Antse kınu şüt m’işir,
Leyl amani amani, hey yamani yamani...

Antse kınu şüt m’işir
At aşgayn titet çişir,
Leyl amani amani, hey yamani yamani... [15].


Tercümesi:

Aman kız memleketiniz neresi olur,
Çok sallanma eteklerin çamur olur.

Kalkar gider meydandan
Selam verir Antrias’a.

Çatıya çıkar, gürler,
Geberir, gider güler.

Diğer tarafın tepeleri,
Baklavaları, lokumları.

Dereleri yamuk, gürültülü,
Hastalansın yaşlılar.

Büyük portakal topla,
Geç geç, çok bakma.

Geç git, çok bakma
O kız senin tarafa bakmaz.

Curıg Ağpırgen

Hey curık ağpırgen,
Hangen bızdaı deu ındzi,
Hangen bızdaı sareıgi,
Dabgudz heuvı vareıgi[16].

Tercümesi:

Hey çürük amca karısı
Beşten küçüğü ver bana
Beşten küçüğü serçedir,
Kızartılmış kuş civcivdir.

Hey Tırınk, Hey Vazınk

Hey tırayk, hey vazik,
Tırayk inneyk kurvıdag.

As urtoğı om aşgaynnı,
At urtoğı Sırpug khanum.

Hey tırayk, hey vazik,
Tırayk inneyk kurvıda.

As urtoğ om horsniyı,
At urtoğı Maryam khanum.

Hey tırayk, hey vazik,
Tırayk inneyk kurvıdag.

As ugoğı om aşgaynnı,
At ugoğ Vartuheynı [17].

Tercümesi;

Hey uçalım, hey koşalım
Uçalım düşelim bacılar.

Bu giden kimin kızı,
Bu giden Sırpuk Hanım.

Bu giden kimin gelini,
Bu giden Maryam hanım.

Hıdırbeg veya Bityas kahvelerinden biri ve toplanmış insanlar. Sağdan ikinci, bağdaş kurup oturan kişi Hıdırbeg’te bir kahve sahibi olan Nışan Boyacıyan (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Karnaval Pazarı silahla nişan alma ile de kutlanır. Tavuk veya horozu asıp gençler zavallı hayvan ölene kadar sırayla ateş ederler. Iskalayan ceza öder, isabet ettiren ise hedefe sahip olur. Toplanan parayla ziyafet tertip eder o günün eğlencesini nihayetlendirirler [18].

Musa Dağlılara has bir başka gelenek de Pazar akşamları düzenlenen ve abdil adı verilen ateş oyunudur. İnce ekmek hazırlamak için kullanılan sacı çukur tarafına çevirirler, içine tuz koyup, altında ateş yakarak çıtırdayana kadar ısıtırlar. Üzerine bir bardak rakı doldurup yakarlar. Kırmızı-mavi alevler çıkararak yanmaya başlar. Karanlıkta etrafını çevreleyenlerin yüz ifadeleri sarı ve yeşil renkli garip bir şekil alır [19].

Dyarıntaraç

“Derındas, derin i das...” haykırarak gençler köy sokaklarında gezinir ve çalı-çırpı toplayıp kilise avlusuna götürürler. Akşam duasından sonra elde mum halk papazı takip eder ve çalı-çırpı yığını önünde toplanır. Yeni damat olmuş gençler papazın işareti üzerine ellerindeki mumlarla çalı-çırpıyı tutuştururlar. Ateşin şiddeti azaldığında, gençler muratlarının gerçekleşmesi ümidi ile alevler üzerinden atlamaya başlarlar. İnsanlar ateşten kendi mumlarını yakıp lambaları yakmak üzere eve dönerler. İnanışa göre, kiliseden getirilmiş kutsal ışık sayesinde yılanlar eve girmeye cesaret etmezler. Derındasda yakılan mumların fitillerinden iyi görmeleri, hastalanmamaları ve kötüden korunmaları için çocukların gözüne sürmek için göz-merhemi hazırlarlar. Zangoç o gün için özel olarak getirilen balmumunu dağıtır. Bu balmumundan küçük haçlar hazırlar eşik kapısına ve kilerlerin üzerine bolluk tılsımı olarak yapıştırırlar [20]. Ateşten arda kalan yarı yanmış odunları da ürünün bol olacağına inanıp tarlaya, evdeki meyve ağaçlarının altına atarlar. Yaşlı kadınlar torunlarının şapkalarının üzerine kiliseden getirdikleri mumları damlatırlar ki baş ağrısı çekmesinler [21].

Hıdırbeg köyündeki çınar ağacı (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Büyük Perhiz

Musa Dağı halkı Büyük Perhiz dönemine ağtsuts (tuz ve ekmek anlamında, ağuhats) adını verir. İlk gün hiç bir yemek artığı kalmaması için bütün tencereler ve kaplar yıkanmalı. Karnavaldan kalan et ve süt ürünlerini sadece çocuklar yiyebilir artık. Kırık buğday, fasulye, bakla ve nohut haşlayıp ikram ederler [22].

Miçink

Musa Dağlılar bu yortuya “ağtsuts gis” (tuz ve ekmek dönemi ortası), perhizin yarısı adını da verirler. Sabahleyin çiftçiler muhakkak tarlalarını ziyaret edip filizlenen ürünlerinin durumunu kontrol ederler. Günün özel yemeği ağtsuts klur’dur. İçini tanelerle hazırlarlar. Kayın valideler tohumlu tepsilerle ve hediyelerle gelin adayını ziyaret etmek için dünürlerin evine giderler [23].

Dzağgazart

Zarzartur da derler. Nişanlı erkekler yortu gününün sabahında sırtlarında dallar kiliseye gitmek için öncesinde zeytin ağacı dalları toplamaya giderler. Ayin sırasında papaz İsa Mesih’in Kudüs’e girişini ve zeytin ağacı dallarıyla karşılandığı bölümü okuduğunda, halk arasında bir kargaşa başlar: İnsanlar zeytin ağacı dallarını kesip beraberlerinde eve götürme heyecanına kapılırlar. Kızlar saçlarına yerleştirirler, erkekler ise elle tutarlar. Bu yapraklar gelecek dzağgazarta kadar evin farklı yerlerinde duracak: Un çuvalında, kapı üzerinde, ahırda ve ipek böceği bölümünde.  Bolluk getirdiğine ve kem gözlerden uzak tutuğuna inanılır. Hatta zeytin ağacı dalları yakılıp hastalar tütsülenir [24].

Dzağgazart vesilesiyle ovalardan çiçek toplar ve suyun onların kokusuyla doyması için suyla dolu kova içinde tutulurlar. Bu suya utnus (sekiz günlük) adı verilir. Kutsal Cuma’dan Ölülerin anıldığı güne kadar yüzlerini bu suyla yıkarlar [25].

Musa Dağı üzerinde, Damlacık adı verilen bölge, Eylül 1928 ortaları. 1915’te mücadele eden ve düşen 18 Ermeninin mezarları üzerindeki ahşap haçlar (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Kutsal Hafta

Paskalya öncesindeki haftanın her günü kutsal (büyük) sayılır. Tarlada çalışmayanlar bu kutsal haftaya özgün ayinlere katılmak için her gün kiliseye giderler.
Kutsal Perşembe günü yapılan Ayak yıkama merasimi dikkat çekicidir. Çocuklar ayaklarını yıkayıp kiliseye koşarlar, anneleri ise yanlarına yağ alırlar ki papaz yağı kutsasın ve evlerindeki süt ürünleri de kutsanmış olsun. Papaz çocukların ayaklarını yıkadıktan sonra yağla üzerine haç işareti yapar. Zavallı çocuklar ayak üzerindeki haç bozulmasın diye çorap giyinmeden ve tek ayak üzerinde sekerek eve varırlar... İmanlılar kutsanmış yağdan bir parça alıp evlerine götürürler.

İsa Mesih’in çektiği acıları paylaşmak için Kutsal Perşembe akşamında mayasız ince ekmek içine sarıp soğan ve sarımsak yerler sadece. Gece yarısı ise ayine katılmak için herkes kilisede toplaşır. İncil’den yedi bölüm okunurken, çocukların yedi düğümlü bilezik hazırlamak gibi bir geleneği vardır. Her İncil okunduğunda yanlarında bulunan ipe bir düğüm atarlar ve sonra da bileklerine bağlayarak dilek tutarlar.

1
2

1) Hıdırbeg’deki çınar ağacı. Koyu renkli kostüm giyinmiş olan kişi köy muhtarı (müdir) Serop Şerbetçiyan, yanında bulunan kişi ise Sarkis Tosunyan (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).
2) Muhtemelen Bityas köyü yakınında bulunan eski bir köprünün yıkıntıları (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Bu üç gün çamaşır yıkamak ve yıkanmak yasaktır, çünkü yas günleridir. Cuma akşamından itibaren bayram sofrası için hazırlıklara başlarlar. Paskalya yumurtalarını soğan kabukları ile boyamaya başlarlar. Banrıhuts, pigiğ vs. pişirirler.

Büyük Paskalya

Halk Pazar sabahı muhakkak Mindz Zadgen (Büyük Paskalya) ayinine katılacak, ceplerinde sıkıca boyalı yumurtaları tutan çocuklar bile.  Paskalya ayini sonrası, haçı öpmeden evvel, papaz mihrabın önüne gelir ve dua fısıldayıp ayin kıyafetlerini mihrabın önünde duran hastaları kutsamak için sallayıverir [26].

Büyükler “Mesih ölülerden dirildi” ve “Mesih’in dirilişi kutlu olsun” diyerek birbirlerini tebrik ederken, çocuklar ise avluda yumurta oyununa başlarlar. Kazanan mağlup olanın yumurtasını alır!

İlginç bir gelenek daha var. Ayin bittiğinde köyün değişik yerlerinden silah sesleri duyulur. “Beokı niditsen” (Perhizi vurdular) der halk [27].

Aile bayram sofrası etrafında toplaşır. Günün ana yemeği klurlu yoğurt çorbasıdır (yoğurtlu köfte). Yakın akrabalar birbirlerini ziyarete giderler. Papaz ise evleri kutsamak için kapı kapı gezmeye başlar. Ertesi gün ölüleri anılır.

Bityas yakınında bulunan İoannes Hrisostomos manastırı kalıntıları (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Hampartzum (Göğe yükseliş)

Göğe yükseliş bayramı için özel bir ritüel olmaz. Kilisedeki ayinden sonra dileyenler açık havada tertiplenen ziyafete katılır, gençler ise çiçek demetleri hazırlamak için ovalara giderler.

Vartavar

Halk bu bayrama Vartivur adını verir. Yazın bunaltıcı sıcağında insanlar bu bayramı kutlamak için büyük bir zevkle hazırlanırlar; bazıları çeşme başında, bazıları da adak ziyaretleri ile.

Hıdırbek köyü merkezinde etrafında bir kaç kahvehanesi olan, asırlık çınar ağacının gölgesinde büyük bir su kaynağı vardır. Çınar ağacı o kadar büyükdür ki gövdesi içine masa ve bir kaç sandalye konulur. Ayin sonrası halk susıtien (çınar altı) gider. Etkinliklerin olmazsa olmazı davul-zurna insanları kutlamaya davet eder. Çevre evlerin bahçelerindeki ağaçların altında insanlar sofra kurarlar. Dans, şarkı, ziyafet. Eğlence insanların birbirlerini ıslatmasıyla başlar, fakat daha sonra birbirlerini su kaynağına itmeye başlarlar. Akşam tüfekler ateşlenir. Karpuzun hedef alınıp taşlanması, yani Karpuz oyunu da gelenekseldir. Masalar etrafında toplanmış insanların elinde arğun (kaval), tambura (def) ve keman vardır. Genç erkekler ve kadınlar vadide bulunan büyük defne ağacının gölgesinde ağaç dallarından salıncak hazırlayıp eğlenirler, şarkılar söyler, dans ederler [28].

Adak ziyaretleri Cumartesi günü başlar. Kurban kesmek için ailecek Aziz Mardiros Manastırı’na gidilir. Şarkılar ve danslarla sabahlarlar. Kurban etinden hazırlanmış harisa ve diğer yemekler ateş üzerinde pişer. Sabah ayininden sonra, manastırın girişinde papaz kurbanı kutsar ve halk hep beraber yemeğe başlar. Eve dönüş yolunda insanlar Aziz Mardiros adını taşıyan ve bir kaynak suyuna sahip, kutsal mekan olan küçük mağarayı da ziyaret ederler. Kaynak suyundan içip, dua ederler, daha sonra ise yakındaki ağaçlara elbiselerinden koparttıkları rengarenk ipleri bağlarlar [29].

Üzümün Kutsanması

Bu bayrama “Khaghoghı Zadak” adı verilir. Cumartesi gününden başlayarak köylüler en iyi üzümü sepetlerle kiliseye götürürler. Böylece ürünlerinin ve bağlarının kutsanacağına inanırlar. O günden önce kimse üzüm yemez. Ayinden sonra üzüm ve genel anlamda bütün bitkiler kutsanır [30].

İoannes Hrisostomos için adak ziyareti yapılan bir bayramdır. Cumartesi gününden itibaren manastırın harabelerine yapılacak adak ziyaretinin hazırlıkları başlar. Koyunlar kesilir ve geleneksel harisa hazırlanır. Sabaha kadar köylüler samimi bir ortamda eğlenirler. Tüfekle ateş etmek bu eğlencenin ayrılmaz bir parçasıdır. Sabah açık havada ayin yapılır ve kurban eti kutsanır. Eğlence davul-zurna ile devam eder [31].

Hıdırbeg köyü pınarı (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Kutsal Haç

Halk “Khiçeyn Zadak” (Haç bayramı) der. O gün Havari Aziz Tomas manastırının yıkıntılarına bir adak ziyareti tertiplenir. Öncesinde zangoç evleri ziyaret edip harisanın buğdayını toplar. Bağışçılar zaten kurbanlığı kiliseye yollamış olurlar, gençler ise sokakları gezip “Uğ, tzükh, pad...” (tuz, çalı-çırpı, odun)haykırır ve ateş için malzeme toplarlar. Tuzu kutsanması için kiliseye götürürler. Bir kısmını şise kurbanlık hayvanlara yedirirler. Geri kalan ise harisa için kullanılır. Odun ise manastıra götürülür. Diğer bayramlarda olduğu gibi, harisayı geceden hazırlarlar. Halk eğlencesi düzenlenir. Sabah açık hava ayini yapılır ve kurban kutsanır. Harisa herkese dağıtılır. Farklı nedenlerle evde kalmış köy halkı için de harisa ayrılır [32].

Hıdırbeg köyü pınarı: Yakınlarda bulunan bir kahveden getirilen sandalyeler ve Musa Dağı’nda görev yapan zaptiyeler. Zaptiyelerin merkezi Hıdırbeg köyünde bulunurdu (Kaynak; Ermenistan Musa Dağlılar Derneği koleksiyonu).

Aziz Hagop

Yerel bir efsaneye göre, savaş ve uzun bir kuşatma sırasında, Nusaybinli Aziz Hagop buğdayın kalan son taneleri ve kalan son horozlarla kurban yemeği hazırlamasını halka salık verir. Bu hep beraber yenen son yemek olacaktı. Halk harisayı yerken, ruhani lider ellerini açmış dua ediyordu. Ve bir mucize olur: Düşman kuşatmaya son verir ve uzaklaşır [33].

Bir diğer yerel efsaneye göre ise düşman Aziz Hagop’un vaaz verdiği bölgeyi kuşatır. Aziz, halka kürek ve orakla silahlanıp çatılara çıkmasını söyler. Düşman halk direnişi görünce korkup kaçar. O sırada Aziz Hagop Manastıra gider. O geç saatte manastırda yiyecek yoktur. Sadece bir horozları vardır ve Aziz’e ikram etmek için kesip harisa hazırlarlar [34].

Sırpagir bayramı yörede bu bağlamda kutlanır. Sonbahar ekininden arda kalan buğday ve horoz etiyle harisa hazırlanır. Bu nedenle o günün harisasına “khurızı hirisi” (horoz harisası) adı verilir. Aziz Hagop yortusu kışa girerken kutlanır. Dağlar çoğunlukla karla kaplıdır. İnsanlar şaka ile birbirlerine şöyle derler: “Surp Egüpı mürekı ısbıtgtseuts” (Aziz Hagop sakalını beyazlattı). O gün kar yağarsa bolluk işareti olarak algılarlar. Gençler kar topu oynar, av tutkunları ise dağa çıkarlar [35].

[1] Mardiros Kuşakçıyan ve Boğos Maduryan, Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], Beyrut, 1970, s. 184.
[2] Tovmas Habeşyan, Musa Dağı’dan Ata Yankıları [Ermenice], Beyrut, 1986, s. 14.
[3] Krikor Kyozalyan, Musa Dağı Folkloru [Ermenice], Yerevan, 2001, s. 244.
[4] Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], s. 174.
[5] Musa Dağı Folkloru [Ermenice], s. 48.
[6] Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], s. 175.
[7] Musa Dağı’dan Ata Yankıları [Ermenice], s. 40.
[8] a.g.ç., s. 16.
[9] Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], s. 176.
[10] Musa Dağı Folkloru [Ermenice], s. 250.
[11] a.g.ç.,  s. 252.
[12] a.g.ç., s. 251.
[13] Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], s. 176.
[14] Musa Dağı Folkloru [Ermenice], s. 252.
[15] Musa Dağı’dan Ata Yankıları [Ermenice], s. 42.
[16] a.g.ç., s. 41.
[17] Musa Dağı Folkloru [Ermenice], s. 269.
[18] Musa Dağı’dan Ata Yankıları [Ermenice], s. 17.
[19] a.g.ç., s. 48.
[20] a.g.ç., s. 18.
[21] Hapet M. İsgenderyan, Suedya Alışkanlıkları [Ermenice], Kahire, 1917, s. 30.
[22] Musa Dağı Folkloru [Ermenice], s. 254.
[23] a.g.ç.
[24] a.g.ç., s. 255.
[25] Musa Dağı’dan Ata Yankıları [Ermenice], s. 19.
[26] Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], s. 180.
[27] Suedya Alışkanlıkları [Ermenice], s. 33.
[28] Musa Dağı’dan Ata Yankıları [Ermenice], s. 19.
[29] Musa Dağı Folkloru [Ermenice], s. 259.
[30] a.g.ç., s. 260.
[31] Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], s. 181.
[32] a.g.ç., s. 182.
[33] Musa Dağı’dan Ata Yankıları [Ermenice], s. 20.
[34] Musa Dağı Folkloru [Ermenice], s. 262.
[35] Musa Dağı Hatıratı [Ermenice], s. 183.